<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629</id><updated>2011-08-02T18:04:02.424-07:00</updated><category term='mehdi'/><category term='güçlük'/><category term='imtihan'/><category term='vahdet'/><category term='salih'/><category term='Harun Yahya'/><category term='vücud'/><category term='kader'/><category term='öğüt'/><category term='iman'/><category term='kıyamet'/><category term='ahlak'/><category term='evren'/><category term='hıristiyan'/><category term='Süleyman'/><category term='ümitsiz'/><category term='mutlu'/><category term='hoşgörü'/><category term='veli'/><category term='ayet'/><category term='Oktar'/><category term='Muhammed'/><category term='Bediüzzaman Said Nursi'/><category term='dua'/><category term='Cehennem'/><category term='sanat'/><category term='risale-i'/><category term='sabır'/><category term='ihlas'/><category term='akıl'/><category term='kibir'/><category term='kamil'/><category term='kuş'/><category term='teleportasyon'/><category term='hakikat'/><category term='yaratma'/><category term='cehennem korku'/><category term='hatırlatma'/><category term='genç'/><category term='Müslüman'/><category term='ölüm'/><category term='derin'/><category term='şirk'/><category term='rüya'/><category term='barış'/><category term='nefis'/><category term='insan'/><category term='düşünmek'/><category term='temiz'/><category term='yaratılış'/><category term='tevekkül'/><category term='kod'/><category term='kolaylık'/><category term='Yahya'/><category term='makam'/><category term='ahiret'/><category term='korkup'/><category term='Allah'/><category term='sevgi'/><category term='vicdan'/><category term='Adnan Oktar'/><category term='azap'/><category term='beyin'/><category term='Harun'/><category term='Sebe'/><category term='ibadet'/><category term='aciz'/><category term='Adnan'/><category term='sahabe'/><category term='dünya'/><category term='Cennet'/><category term='Mümin'/><category term='şefkat'/><category term='algı'/><category term='nimet'/><category term='kromozom'/><category term='itidal'/><category term='musevi'/><category term='güç'/><category term='enaniyet'/><category term='şeytan'/><category term='tecelli'/><category term='vahdet-i'/><category term='islam'/><category term='mevki'/><category term='hayal'/><category term='kitap'/><category term='ruh'/><category term='mucize'/><category term='samimi'/><category term='öfke'/><category term='zorluk'/><category term='ehli'/><category term='dna'/><category term='görüntü'/><category term='meta'/><category term='madde'/><category term='sır'/><category term='yahudi'/><category term='Kuran'/><category term='dost'/><category term='hayır'/><title type='text'>İman Etmek</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>59</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3301807894847138318</id><published>2010-03-31T06:04:00.000-07:00</published><updated>2010-03-31T06:04:25.082-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süleyman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teleportasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sebe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mucize'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='görüntü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>KURAN MUCİZELERİ - GÖRÜNTÜ NAKLİ</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: medium;"&gt;&lt;strong&gt;Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti)... (Neml Suresi, 40)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Ayette&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"kendi yanında kitaptan ilmi olan biri"&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;olarak söz edilen kişi, Hz. Süleyman'a Sebe Melikesi'nin tahtını "&lt;strong&gt;gözünü açıp kapayana kadar"&lt;/strong&gt;, yani çok kısa bir sürede getirebileceğini söylemektedir. Sebe Melikesi'nin tahtının getirilmesinin, günümüzde kullanılan görüntü nakline ait yüksek bir teknolojiye işaret etmesi mümkündür. Konuyla ilgili bir başka ayet ise şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi. (Neml Suresi, 39)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde yazı, resim, film gibi her türlü bilginin internet teknolojisiyle birkaç dakika, hatta birkaç saniye içinde çok uzun mesafeler katetmesi mümkün olmaktadır. Örneğin Sebe Melikesi'nin tahtının hızla uzak bir mekana gönderilmesinin anlatılmasıyla, böyle bir işlemin (örneğin bir tahta ait üç boyutlu görüntünün veya resmin gönderilmesinin) internet kanalıyla göz açıp kapayana kadar mümkün olacağına da dikkat çekiliyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bilim adamlarına göre atom ve moleküllerin, hatta daha büyük cisimlerin nakli yakın gelecekte mümkün olabilecektir.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Teleportasyon"&lt;/strong&gt;denilen bu yöntem ile, bir yerde bulunan bir cismin maddesel özellikleri ortadan kaldırılarak, bu cisme ait tüm detaylar ve atom dizilimi bir başka yere gönderilmektedir. Kısacası cismin tüm maddesel özellikleri yeniden inşa edilmektedir. Bu çalışmalar, zamanın ve mekanın yolculuk için engel olmayacağı ve eşyaların herhangi bir mekana bir an içinde, gerçekte fiziksel bir mesafe katetmeden taşınabileceği anlamını taşımaktadır.&amp;nbsp;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;1&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;&lt;img align="middle" alt="" height="321" hspace="10" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/ayetler12.jpg" vspace="10" width="251" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;1998 yılında Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (Caltech) merkezinde bulunan fizikçiler, iki Avrupalı grup ile birlikte bir fotonun naklini gerçekleştirdiler. Bilim adamları fotonun atom yapısını okuyup bu bilgiyi 1 metre boyunca taşıyarak, fotonun bir kopyasını oluşturdular. Kısa süre önce gerçekleştirilen bir başka teleportasyon denemesinde, Ulusal Avustralya Üniversitesi'nden (ANU) Ping Koy Lam ve diğer araştırmacılar bir lazer ışınını kısa bir mesafe boyunca naklettiler.&amp;nbsp;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim 17 Temmuz 2002'de CNN haber kanalında yer alan bir haberde, Canberra'daki Ulusal Avustralya Üniversitesi fizikçilerinden oluşan bir ekibin, bir lazer ışınını parçalayıp, birkaç metre öteye&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"ışınladıkları"&lt;/strong&gt;bildirildi. Ekip başkanı Ping Koy Lam'ın ise henüz maddeyi ışınlamayı başaramadıklarını, fakat bunun imkansız olmadığını ve atom halindeki katı maddelerin ışınlanmasının gelecekte mümkün olabileceğini söylediği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarka'da Aarhus Üniversitesi'nden Eugene Polzik ve çalışma arkadaşları, Nature dergisinde yayınlanan araştırma raporlarına göre, lazer ışını kullanarak çok sayıda atom üzerinde, kuantum fiziğinden yararlanarak başarılı denemeler yaptılar.&amp;nbsp;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Scientific American dergisinde yazan Avusturyalı fizikçi Anton Zeilinger ise teleportasyonun potansiyeli ile ilgili değerlendirmelerinde, çok daha karmaşık sistemlerin fizik kanunlarını çiğnemeden nakledilebileceğini belirtmektedir.&amp;nbsp;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'da&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun..."&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;(Fussilet Suresi, 53) ayetiyle bildirildiği gibi, bu bilimsel gelişmeler de Kuran'da işaret edilen ve Kuran'ın mucizevi yönlerini ortaya koyan teknolojilerden bir kısmı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;1. Anil Ananthaswamy, "Teleporting larger objects becomes real possibility", New Scientist, 6 Şubat 2002.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;2. Dr. David Whitehouse, BBC News Online, 17 Haziran 2002.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;3. "Atom Experiment Brings Teleportation a Step Closer", Reuters, 26 Eylül 2001; http://www.space.com/businesstechnology/technology/quantum_teleportation_010926.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;4. James Schultz, Space News, Teleporting the Quantum Way, 12 Ekim 2000&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3301807894847138318?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3301807894847138318/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3301807894847138318' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3301807894847138318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3301807894847138318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/03/kuran-mucizeleri-goruntu-nakli.html' title='KURAN MUCİZELERİ - GÖRÜNTÜ NAKLİ'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1054873990089819345</id><published>2010-03-14T09:08:00.001-07:00</published><updated>2010-03-14T09:10:47.570-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kod'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kromozom'/><title type='text'>Kromozomlarda Kodlu 'Ruha Dair Özellikler' Evrimle Açıklanamaz</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:12px;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Allah, insan bedeninin her milimetrekaresini benzersiz bir sanat ile yaratmıştır. Hücreleri, onları meydana getiren organelleri, molekülleri, atomları vesile ederek insan vücudunda son derece kusursuz bir yapı meydana getiren Allah, kromozomları da insanın bütün hayatında rol oynayan önemli bir unsur kılmıştır. Nitekim insanın doğuştan sahip olduğu kromozomlar, yaşam boyu onda tecelli edecek olan tüm özellikleri belirlemektedir. Öyle ki, daha anne karnında yeni döllenmiş bir yumurta hücresiyken bile, kişinin doğduğunda sahip olacağı göz rengi, kan grubu, yüz şekli, kemik yapısı ve bunlar gibi tüm fiziksel özellikleri kromozomlarında kayıtlı olarak mevcuttur. Diğer bir deyişle, kromozomların üzerindeki DNA şifrelerinde yeni doğacak olan canlının tüm fiziki özellikleri saklıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;img width="500" vspace="10" hspace="10" height="374" align="bottom" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/sifrelidna.jpg" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Her insanın bedeninde 23 çift olarak bulunan bu kromozomların diğer bir mucizevi özelliği de, içlerinde kişinin kişisel özelliklerinin de kayıtlı olarak bulunuyor olmasıdır. Nasıl ki bir kişinin doğduğunda göz ya da saç renginin ne olacağı kromozomlarında belirlenmiş ise, hayatı boyunca sahip olacağı tüm kişilik özellikleri yine bu kromozomlarda şifrelenmiştir. Bu da insanın tüm hayatının ve tüm amellerinin Allah tarafından bir bütün olarak yaratılmış olduğunun bir göstergesidir. Hiç şüphe yok ki Allah geçmişimizi, geleceğimizi, işlediğimiz tüm amelleri bilen, bizi bizzat yaratan, hiç yoktan varedendir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İnsanın olduğu gibi hayvanların da; örneğin, kedilerin, köpeklerin, arıların, karıncaların ve diğer tüm hayvanların gerek fiziksel gerek ruhsal özellikleri kromozomlarındaki DNA moleküllerinin içerdiği aminoasitlerin kendi aralarında değişik biçimlerde biraraya gelerek oluşturdukları genetik şifreye göre önceden belirlenmiştir. Bu özel kodlamaya göre örneğin arının yüzyıllar boyunca nesilden nesle aynı görünüme sahip olacağı, aynı tür davranışları sergileyeceği; yeni bir koloni keşfettiğinde bunu diğer arılara duyurmak için özel bir koku salgılayacağı, saldırıya uğradığında diğer arılarla beraber kovan girişine birikerek düşmanı geri püskürteceği, kovan ısısı yükseldiğinde kovana yakındaki su kaynaklarından topladığı su damlalarını getireceği ve bunları kuluçka hücrelerinin üzerine serpeceği ve daha pek çok davranışları kendisinde ve tarih boyunca yaşamış tüm arıların kromozomlarında &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“içgüdü”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; olarak kayıtlıdır. &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“İçgüdü" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;olarak tanımlanan tüm davranış biçimleri ise Allah'ın ilhamıdır. Her şeyin tesadüfler sonucu meydana geldiğini iddia eden evrimciler dahi aslında canlıların tüm vasıflarının Allah tarafından yaratıldığı gerçeğinin  farkındadırlar. Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin de içgüdülerin yaratılmış olduğunu kabul etmemenin mantıksız olduğunu şöyle itiraf etmiştir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Sonunda yavru guguğun üvey kardeşlerini yuvadan atması, karıncaların köleleştirmesi gibi içgüdüleri, özellikle bağışlanmış ya da yaratılmış içgüdüler olarak değil de, bütün organik yaratıkların ilerlemesine yol açan genel bir yasanın, yani çoğalmanın, değişmenin, en güçlülerin yaşamasının ve en zayıfların ölmesinin küçük neticeleri olarak görmek, mantıklı bir sonuç çıkarma olmayabilir, ama benim hayal gücüm için çok daha doyurucudur.” (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 310)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1054873990089819345?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1054873990089819345/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1054873990089819345' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1054873990089819345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1054873990089819345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/03/kromozomlarda-kodlu-ruha-dair.html' title='Kromozomlarda Kodlu &apos;Ruha Dair Özellikler&apos; Evrimle Açıklanamaz'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-8620777639560952646</id><published>2010-03-14T09:01:00.000-07:00</published><updated>2010-03-14T09:03:22.514-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ölüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rüya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cehennem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cennet'/><title type='text'>Rüya Alemi ile Dünya Hayatı Arasında Önemli Benzerlik</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rüya gördüğü sırada çalan saatin sesi ile uyanan insan kısa süreli bir şaşkınlık yaşar. Rüyasında yaşadığı sevinçler, &lt;/span&gt;&lt;img width="300" vspace="10" hspace="10" height="200" align="right" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/girl-smelling.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;üzüntüler, tattığı yiyecekler ya da hissettiği kokular kendisine hala o kadar gerçekçi geliyordur ki, rüyanın etkisini bir süre üzerinden atamaz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Tarih boyunca pek çok düşünür rüyanın gerçek mahiyetini ve rüya ile dünya hayatı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Alman bir felsefeci bu konuda şunları söylemiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Biz şimdi uyanık halde miyiz, yoksa düş mü görüyoruz? Bu kuşkusuz anlamlı bir sorudur. Aslında bu soruyu çoğu kere düşümüzde sorduğumuz da olmuştur. Gene düşümüzde soruya verdiğimiz yanıtın, yani uyanık olduğumuz yanıtının, biz uyandıktan sonra yanlış olduğunu görmüşüzdür. Peki aynı yanılgı şimdi de olamaz mı? Hayır diyemeyiz, çünkü pekala bir gün düş gördüğümüz ortaya çıkabilir. (Hans Reichenbach, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, s. 179)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Descartes ise bu konu hakkında şu yorumu yapmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rüyalarımda şunu bunu yaptığımı, şuraya buraya gittiğimi görürüm; uyanınca da hiçbir şey yapmamış, hiçbir yere gitmemiş olduğumu, uslu uslu yatakta yattığımı anlarım. Benim şu anda da rüya görmediğim, hatta bütün hayatımın bir rüya olmadığı güvencesini bana kim verebilir? İşte bütün bunlardan, içinde bulunduğum dünyanın gerçekliği tümü ile şüpheli bir şey oluyor. (Macit Gökberg, Felsefe Tarihi, s. 263)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçek şu ki rüya ile dünya hayatının çok önemli bir ortak noktası vardır. Bu ortak özelliği anlamak için şöyle bir örnek verebiliriz: Rüyada kendi bedeninizi gördüğünüzü varsayalım ve rüya esnasında size “Nerede görüyorsun?” diye sorulduğunda, “Beynimde görüyorum” dediğinizi düşünelim. Oysa, açıktır ki, siz rüyanızda bu cevabı verirken ortada gerçek bir beyin yoktur. Rüyadaki vücut ya da beyin tamamen hayali bir görüntüden ibarettir. Rüya sırasındaki görüntüleri gören irade ise, hiç kuşku yok, hayali bir beyinden çok daha “ötede” olan bir varlıktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img vspace="10" hspace="10" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/eye-camera.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rüyanızda verdiğinizi varsaydığımız cevap, dünya hayatımızda bize sorulan“Nerede görüyorsun?” sorusuna verilen doğru cevaptır. Nitekim, bilindiği gibi, gören "göz"değildir ve tüm görüntü beyinde oluşmaktadır. Gözlerin ve gözlere bağlı olan milyonlarca sinir hücresinin tek görevi ise, görme işleminin gerçekleşmesi için beyne mesaj iletmektir. Lisede öğrendiğimiz bilgileri hatırlayacak olursak; bir cisimden gelen ışık, gözün ön kısımında bulunan mercekten geçer ve görüntüyü arka kısımdaki bölgeye yansıtır, retina adlı tabakaya düşen görüntüler elektrik akımına dönüştürülerek beyindeki görme merkezine iletilir ve beyin, bu sinyalleri üç boyutlu, anlamlı görüntüler haline getirir. Bu bilgilerden görenin gözler olmadığı açıkça anlaşılmaktadır, ancak hiç kuşku yok ki, gören ve algılayanın sudan, protein ve yağ moleküllerinden oluşan bir et parçası olduğunu iddia etmek de çok yanlış olacaktır. Buradan da, beyin dediğimiz et parçasında görüntüleri seyrederek yorumlayacak, bilinci oluşturacak, kısacası “ben” denilen varlığı meydana getirebilecek bir özelliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Oysa beynin içinde ışıl ışıl renkli bir dünyayı seyreden, senfonileri, kuşların cıvıltılarını dinleyen, gülü koklayan biri vardır. Peki göze, kulağa, burna ihtiyaç duymadan tüm algıları hisseden bu şuur kime aittir?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Söz konusu şuur, hiç şüphe yok ki Allah’ın yaratmış olduğu ruhtur. Ruh, görüntüyü seyretmek için göze, sesi duymak için kulağa ihtiyaç duymaz. Bunların da ötesinde, düşünmek için beyne ihtiyaç duymaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu açık ve ilmi gerçeğe vakıf olan her insanın, beynin içindeki birkaç santimetreküplük, kapkaranlık mekanda, üç boyutlu, renkli, gölgeli ve ışıklı olarak yaratılan kainatın ancak kopyalarıyla muhatap olduğu, ne yaparsa yapsın yeryüzünde gördüğü her şeyin yalnızca kopyalarını görebildiği sırrını anlayacak, böylelikle kendini ve bu görüntüler alemini yaratan Yüce Rabbimiz Allah’ın sonsuz gücünü düşünüp O’na derin bir sevgi ve saygıyla bağlanacak, O’na yönelip O’na sığınacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Ölüm anında şuur keskinleşecektir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yukarıdaki bilgilerden yola çıkarak özetle söyleyebiliriz ki, bizler hiçbir zaman “görüyorum” dediğimiz şeylerin aslını göremeyiz. Biz ancak maddesel dünyanın görüntüsüyle muhattap oluruz. Dünya hayatı yalnızca insanların ruhuna algılattırılan görüntülerden ibarettir ve onların imtihan olması ve kıyamette hesabını vereceği amelleri kazanmaları için yaratılmaktadır. İnsan, bu gerçeği en iyi ölüm anında anlayacaktır. Nitekim ölümle birlikte insanın beyninde seyrettiği dünya görüntüsü değişecek, bunun yerine ölüm anının, hesap gününün ve ahiretin görüntüsü gelecektir. Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi, ölümle birlikte insan adeta bir uykudan uyanacak, rüyasından gerçek dünyaya geçer gibi, gerçek ve sonsuz hayatına geçecektir. Bir ayetinde Allah bu gerçeği şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir. (Kaf Suresi, 22)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Peygamber Efendimiz (SAV) de bir hadis-i şerifinde "İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar." (İmam Gazali, İslam Klasikleri 2, Bedir Yayınları, 18 sf. 36152) buyurarak bu büyük gerçeğe dikkat çekmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-8620777639560952646?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/8620777639560952646/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=8620777639560952646' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8620777639560952646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8620777639560952646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/03/ruya-alemi-ile-dunya-hayat-arasnda.html' title='Rüya Alemi ile Dünya Hayatı Arasında Önemli Benzerlik'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-843549937763020461</id><published>2010-02-08T11:36:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T11:38:25.515-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kibir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dost'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aciz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enaniyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>İNSAN ACİZLİĞİNE RAĞMEN BÜYÜKLENİR</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="270" vspace="10" hspace="10" height="349" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/bebek_resimleri_pembe.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Allah insan vücudunu muhteşem bir sanatla yaratmıştır. Bedenen sahip olduğu tüm muhteşem özellikler, örneğin istediği her hareketi kolaylıkla yapabilmesini sağlayan iskelet sistemi, yaklaşık 100 trilyon hücreyi tek tek dolaşarak besleyen dolaşım sistemi, oksijeni taşıyan kan, kanın damarlar içinde dolaşmasını ve vücudun her hücresine ulaşmasını sağlayan kalp, tek bir hücresinde 500 farklı kimyasal işlem gerçekleşen karaciğer ve daha yüzlerce sistem ile bu sistemleri oluşturan sayısız detayın her biri insana dünya hayatında rahat bir yaşam sürebilmesi için Allah tarafından özel olarak bahşedilmiştir. Bedeni oluşturan ve gözle görülemeyecek kadar küçük olan hücreler, bu hücrelerin ürettikleri hormonlar, enzimler ve diğer yüz binlerce ayrıntı birbiriyle müthiş bir uyum içerisindedir ve her biri insan için yaşamı mümkün kılan mucizevi özelliklere sahiptir. Kusursuz bir şekilde işleyen bu sistemlerin her noktası eşi benzeri olmayan muazzam bir aklın gücü ile hareket etmektedirler. Bu üstün akıl, her şeyi yerli yerince yaratan, tüm evreni en ince detayına kadar kusursuz bir şekilde vareden yüce Rabbimiz Allah'a aittir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ne var ki gözümüzün gördüğü ve görmediği her şeyi ve her noktayı benzersiz ve üstün bir sanatla yaratan Allah, insan bedenine, olanca mükemmelliğinin yanı sıra, türlü acizlikler de vermiştir. Dilemiş olduğu takdirde insan bedenini bu acizliklerden muaf şekilde yaratmaya kadir olan Allah, hiç kuşku yok ki bu acizlikleri özel bir hikmetle yaratmıştır. Nitekim insanın bedenen aciz ve zayıf olarak yaratılmış olmasının çok önemli hikmetleri vardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ölümlü bir varlık olarak yaratılmış olması insanın en büyük aczlerinden biridir. Acıkması, hastalanması, uyuma ve dinlenme ihtiyacı içerisinde olması, soğuktan sıcaktan etkilenebilen hassas bir varlık olması, küçücük bir mikroba yenik düşebilen, en ufak bir soğuk algınlığına dayanıklılık gösteremeyen bir zayıflıkta olması da onu son derece aciz bir varlık kılar. Çoğu zaman insanlar küçük yaşlarından itibaren çeşitli hastalıklarına şifa olması duası ile ilaç kullanmak zorunda kalırlar. Özellikle ilerleyen yaşlarda ilaçlara duyulan ihtiyaç daha da artar. Dünyanın dört bir köşesi eczanelerle, hastanelerle, sağlık kuruluşlarıyla doludur. Bu da insanın aczini tüm açıklığı ile ortaya koyan bir durumdur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Hiç şüphesiz ölüm de hastalıklar da bu dünyada özel olarak yaratılmaktadır ve bu dünya hayatının ne kadar kısa ve geçici olduğunu açıkça göstermektedir. İnsan bu dünyaya imtihan olmaya gelmiştir ve acizlikler onun dünya hayatında imtihan olmasına zemin hazırlayan en önemli unsurlardandır. Bütün bunlar insanın bu dünyanın eksikliğini görmesine ve asıl yurt olan ahirete yönelmesine birer vesiledir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ne var ki bazı insanlar olanca acizliklerine rağmen sanki bu durumla hiç muhatap değillermiş gibi şımarıp azgınlığa kapılabilmektedirler. Küçük bir dengesizlik sonucu düşüp sakat&lt;/span&gt;&lt;img width="270" vspace="10" hspace="10" height="181" align="right" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/doctor_patient.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;kalabilecek, vücudundaki trilyonlarca hücreden bir tanesinin bozulmasıyla çok ciddi hastalıklara yakalanabilecek aciz bir varlık iken büyüklenerek davranır, başkalarına kendilerini güçlü ve üstün göstermek isterler. Oysa her insan gibi onlar da acz içinde olan varlıklardır. Ne var ki böyle bir konu hiç yokmuş gibi davranmakta ve bu halleriyle kendilerini gülünç duruma düşürmektedirler. Çünkü onların dışında herkes aslında ne kadar aciz birer varlık olduklarının farkındadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu kişilerin en ağırlarına giden konulardan biri ise ölümdür. Ölümün hatırlatılmasından hiç hoşlanmazlar. Ölümden bahseden insanı “şom ağızlı” ve benzeri tabirlerle suçlamaya kalkışır ve onları hemen susturmaya çalışırlar. Çünkü ölüm onlara kendilerinin ne denli aciz bir varlık olduğunu doğrudan hatırlatan bir konudur. Oysa ne kadar görmezlikten gelirlerse gelsinler, ne kadar yüz çevirirlerse çevirsinler ölüm kendilerine hiç beklemedikleri bir anda gelecektir. Allah bu tarz kişilerin o gün pişmanlıklarını gizlemeye çalışacaklarını şöyle buyurmaktadır:     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi, 54)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Aynı şekilde, hastalanmak da bu kişilerin çok ağırlarına gider. Kendilerini çok aşağılanmış hisseder, insanların gözünde küçük düştüklerini düşünürler. Ama yine de gurur ve enaniyeti elden bırakmaz, hastalansalar, hatta ölüm döşeğinde dahi olsalar vurdumduymaz ve kibirli tavırlarını devam ettirirler. Aciz bir kul olduklarını yine de kabul etmez, son nefeslerine kadar büyüklenmelerini sürdürürler. Allah bu kişilerin alacağı karşılığı şu şekilde bildirmektedir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler. Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi. Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız. Ben, onlara süre tanıyorum. Elbette Benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır. (Kalem Suresi, 42-45)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür. (Nahl Suresi, 29)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Müslümanlar ise aczlerini bilen, dolayısıyla büyüklenmeye, kibir ve gururlanma hissine kapılmayan insanlardır. Allah’ın her şeyi hikmetle yarattığını bilir, O’na yönelir, O’ndan yardım isterler. Müminlerin bu güzel tavırları ayetlerde şöyle vurgulanmaktadır: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru. "Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu 'hor ve aşağılık' kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür." (Al-i İmran Suresi, 191-193)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-843549937763020461?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/843549937763020461/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=843549937763020461' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/843549937763020461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/843549937763020461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/02/insan-acizligine-ragmen-buyuklenir.html' title='İNSAN ACİZLİĞİNE RAĞMEN BÜYÜKLENİR'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-6948095757016762290</id><published>2010-02-08T11:33:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T11:50:49.640-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='veli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dost'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>MÜMİN AHLAKI</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="280" vspace="10" hspace="10" height="170" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/coraptabebek.jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Tarih boyunca yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, insanlara çeşitli şekillerde zulmeden, bulundukları toplumlara huzursuzluk, güvensizlik, iftira, kavga, çekişme, kıskançlık gibi kötülükler getiren ve tüm bu kötülüklerin toplum içinde gelişip yayılması için el ele veren şer odakları olmuştur. Bir kişi bu kötülüklerden rahatsızlık duyuyor ve dünyadan yok olmasını istiyorsa; bu o kişinin vicdan sahibi, duyarlı bir insan olduğunu gösterir. Ancak kötülüklerden rahatsızlık duyan bir kişinin mutlaka güzel ahlakın yayılması ve kötülüklerin son bulması için iyilerle ittifak etmesi gerekir. Çünkü unutmayın ki zulme rıza göstermek, kötülüklere seyirci kalmak da zulme ortak olmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“BANA DOKUNMAYAN YILAN BIN YIL YAŞASIN” MANTIĞI IYILERIN ITTIFAKINA ZARAR VERIR''&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Günümüzde kötüler ve kötülükler dıştan bakıldığında hem sayıca fazla, hem de maddi imkan olarak güçlü görünmekte ve yeryüzünde birçok insanın sıkıntı ve acı içinde yaşamasına neden olmaktadır. Birçok toplumda güzel ahlakın temeli olan din ahlakının özünden tamamen uzaklaşılmış olması, bunun sonucunda inançsızlığın yaygınlaşıp sapkın ideolojilerin etkin bir duruma gelmesi yeryüzünde bozgunculuğun ve her türlü kötülüğün bir engelle karşılaşmadan yayılmasına neden olmuştur. Tüm iyi özelliklerini kaybetmiş, acıma duygusunu yitirmiş, manevi değerleri tamamen göz ardı eden insanların ortaya koydukları zulüm ve kötülüklere engel olmak için vicdan sahibi inançlı insanların ittifak ederek, yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için yoğun bir çaba içine girmeleri gerekmektedir. Yüce Allah bir ayette bu ittifakın olmaması durumunda yeryüzünde fesadın ortaya çıkacağını bildirmiştir. Nitekim ayette bildirilen bu durum, bugün kısmen yaşanmaktadır. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” (Enfal Suresi, 73)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Kötülüklerin önüne geçebilecekken kayıtsız kalmak, ayrılıkları gidermeye çalışmayarak gaflet içinde yaşamak, insanların ahirette büyük bir vebal altına girmesine sebep olabilir. Bu nedenle Müslümanların yapması gereken, yeryüzünde yaşanan olumsuzluklar için kötüleri suçlamayı bir tarafa bırakarak; fesadın ortaya çıkmasının ve hareket sahası bulmasının asıl sebebi olan sürtüşmeleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Kuran ahlakını yaşamada Müslümanların ittifak etmesi, Allah’ın emridir ve yeryüzündeki barış ve huzurun tek çaresidir. Bu amaç uğruna müminlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;Müminler Birbirlerinin Velileri Olmalıdırlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Allah Kuran’ın birçok ayetinde müminlerin birbirlerinin velileri olduklarını bildirmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, 71)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Veli”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; kelimesinin anlamı, dost, koruyucu, yardımcı ve destekçidir. Öyle ise müminler; vicdan sahibi, güzel ahlaklı, dürüst ve samimi insanlar olarak birbirlerini desteklemeli, birbirlerine dost, yardımcı ve koruyucu olmalıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;İyiler Çekişmelerden Kaçınarak Birlik Olmalıdırlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Birlik, beraberlik, dayanışma, dostluk, fedakarlık, yardımlaşma, gözetip kollama ve benzeri özellikler, Kuran ahlakının temelini oluşturan güzelliklerden bazılarıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İslam dininde insanlar hep hoşgörü, sevgi ve barış dolu, insanların birbirlerine karşı anlayış gösterdikleri, huzurlu bir ortamda yaşarlar. Bu özelliklere sahip toplumlar ise her zaman için daha hızlı gelişebilir ve güç kazanabilirler. Ayrıca herşeyden önemlisi birlik ve beraberlik içinde hayır için çalışan insanlara Allah Katından bir yardım, bir destek ve güç verileceği müjdelenmiştir. Bu nedenle Allah bazı ayetlerinde müminlere birbirleriyle çekişmemelerini, yoksa güçlerinin gideceğini ve zayıf düşeceklerini hatırlatmıştır. Bu ayetlerden biri şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi, 46)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;Kişinin “İman Ediyorum” Demesi İyilerden Olması İçin Yeterlidir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Müslümanlar, vicdanlı ve hüsn-ü zan sahibi insanlardır. En önemli özelliklerinden biri insanlar arasında hiçbir ayrım &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="290" vspace="10" hspace="10" height="200" align="right" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/gelecek(3).jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;yapmamaları, insanları gruplarına, cinsiyetlerine, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;kültürlerine, sosyal statülerine veya başka bir dünyevi özelliklerine göre ayırt etmemeleridir. Her insanın takvasının derecesi, imanı ve Allah’a yakınlığı sadece Allah Katında bellidir. Bu nedenle Müslüman olduğunu, iyilerden olduğunu söyleyen biri için aksi bir yorumda bulunmak, Allah’ın müminlere yasakladığı bir tavırdır. &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“İman ediyorum” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;diyen her insana hüsn-ü zanla bakılır ve bir yardıma ihtiyacı olduğunda şevkle yardım edilir. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: “Sen mü’min değilsin” demeyin. Asıl çok ganimet, Allah Katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.”” (Nisa Suresi, 94)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;İyilerin Birbirlerine Desteği Sadece Sözde Kalmamalıdır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İnsanların büyük bir kısmı konuşmalarında hep doğru ve güzel olanı söyler ve daima haklıdan yana olacaklarını vurgularlar. Ancak fiiliyata geldiğinde birçoğu sessiz ve tepkisiz kalır. Haktan yana söyleyecekleri ve hakkı savunabilecekleri birçok ortam ve imkanları bulunmasına rağmen dünyevi çıkarlarının zedelenip, maddi zarara uğrayacaklarından korkmaları, gelecek endişesine kapılarak, haktan yana tavır koymamaları gibi sebeplerle bundan kaçınırlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ancak bu insanlar şunu bilmelidirler ki, Allah’ın razı olacağı tavır sözle söylenenin fiiliyata da geçirilmesidir. Allah, sözle iyiliğin ve salih amellerin vaadinde bulunan, ancak uygulamaya gelince geri çekilen insanların durumunu bir ayette şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah’a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.” (Muhammed Suresi, 21)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İşte bu yüzden, Allah’a iman eden, hesap gününde dünyada yaptıklarının hesabını vereceğini bilen, samimi ve vicdanlı bir kul olduğunu söyleyen her insanın, yalnızca sözde değil fiiliyatta da iyilerle ittifak içinde olması gerekir. Bunu uygulamayan insanları Allah şöyle uyarmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti).” (Saff Suresi, 2-3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Kimse “Benim Desteğimden Ne Olur?” Dememelidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="270" vspace="10" hspace="10" height="208" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/hayvanlar_resimler.jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İnsanların birbirlerine nasıl zulmettiklerini gören, her gün çevresinde ahlaksızlığın, acımasızlığın, imansızlığın işaretlerini fark eden ve bunlardan dolayı rahatsızlık &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;duyarak, barış, sevgi ve huzur dolu bir toplum isteyen bir insanın duyarsız kalması büyük bir hata olur. Her insan, az ya da çok, gücünün yettiğinin en fazlasıyla kötülüklerin tek çözümü olan Kuran ahlakının yaşanmasına ve yaşatılmasına katkıda bulunmalı, iyilik ve güzellik yolunda çaba göstermelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Her insanın güzel ahlaklı ve vicdanlı bir insan olduğu sürece iyilik ve hayır adına yapabileceği pek çok güzel şey vardır. Örneğin çok ağır bir yük kaldırılacağı zaman, yükün etrafında bulunan on beş kişiden sadece dördü yükün altına girseler ve diğerleri &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“biz zaten zayıf, çelimsiz kimseleriz, bizim yardımımızdan ne olur” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;diye kenarda dursalar isabetli bir karar olmayacağı bellidir. Ancak on beş kişinin on beşi de yükün altına girse ve her biri gücünün yettiği oranda yükü kaldırsa o dört kişinin omzundaki ağırlık çok hafifleyecektir. Kimin neyi ne kadar yaptığı değil, gücünü ne kadar kullandığı önemlidir. Allah Kuran’da hiç kimseye gücünün üzerinde bir güç yüklenmeyeceğini bildirerek, zaten her iyi insan için bir kolaylık kılmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler. Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.” (Müminun Suresi, 61-62)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İyilerle İttifak Etmeyi Ertelemek Doğru Olmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dünyada inançsızlığın yerleşmesi ve kötülüğün yaygınlaşması için çaba&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; harcayan insanlar bulunmaktadır. Bu insanlar, sahip oldukları kötü özellikleri tüm insanlara yaymak, onları bu kötülüklerin etkisi altına almak için, şeytanın da sevkiyle işbirliği halindedirler. Günümüzde son derece etkili bir hale gelen kötülerin ittifakına karşı, iyilerin de vakit kaybetmeden Kuran ahlakını yaşamak ve insanlara anlatmak amacıyla birbirleri ile ittifak etmeleri ve var güçleriyle kötülüklere karşı koymaları gerekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu ittifakı geciktirmek veya&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; “Önce herkes yapacağını yapsın, ben de ona göre davranırım” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;düşüncesiyle hareket etmek, kötülerin zulümleri ile mağdur olan mazlum insanları yalnız bırakmak olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Herkesin birbirine hüsn-ü zanla baktığı, hataların veya eksikliklerin dostane ve samimi bir üslupla dile getirilerek düzeltildiği, sevgi, hoşgörü ve adaletin kısacası Kuran ahlakının hakim olduğu bir dünyada yaşamak için tüm vicdanlı insanların ellerinden gelenin en fazlasını yapmaları gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bizler bu niyetle hareket edersek, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz tüm bu güzellikleri verecektir. Bu nedenle herkes kötülüklere karşı mücadele edenlerle birlik ve beraberlik içinde olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, Allah Saff Suresi’nin 4. ayetinde Müslümanların, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“... birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi...”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; olmalarını emretmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Kayıtsızlık Kötülerin İttifakının Güçlenmesine Yol Açar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Herhangi bir zulüm karşısında, iyilerden taraf olduğunu söyleyen bir insanın, zulmedenlere karşı elinden gelen her türlü desteği gücünün sonuna kadar vermesi gerekir. Bunun için yapması gereken ilk şey de, hangi tarafta olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktır. Çünkü sessiz kalan, karşı koymak için elindeki imkanları kullanmayan bir insanın samimiyetinden, dürüstlüğünden şüphe edilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Şunu unutmamak gerekir ki kötülerin ittifakına destek olmak için mutlaka onların yanında olmak gerekmez. Onların yaptıklarına kayıtsız kalmak da dolaylı olarak onlara destek olmak anlamına gelir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Allah Hud Suresi’nde insanları bu konuda, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur...” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;(Hud Suresi, 113) ayetiyle uyarmaktadır. Kayıtsız kalarak destek olmak da zulme eğilim göstermenin başka bir şeklidir. Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde bu gerçeğe dikkat çekmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Küfre rıza küfür olduğu gibi, dalalete (sapkınlığa), fıska (günaha), zulme rıza da fısktır (günahtır), zulümdür, dalalettir (sapkınlıktır).” (Emirdağ Lahikası, sf.145)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Şu halde bir insan eğer gerçekten vicdan sahibi ise iyilikten ve dürüstlükten yana tavrını açık ve net bir kararlılıkla ortaya koymalıdır. Aksi takdirde, yani çekimser ve duyarsız kaldığında, kötülerin tarafına geçmiş olur. Allah hesap günü iyilerin ve kötülerin tarafında olanların durumunu şöyle haber vermektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar, o günün korkusuna karşı güvenlik içindedirler. Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) “Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?” (denir).” (Neml Suresi, 89-90)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İyilikler konusunda çekimser kalanlar bilmelidirler ki, onların olaylara karşı suskun ve ilgisiz tavırları kötülerin hırslarını ve çabalarını daha da artıracaktır. Örneğin bir yerde zavallı ve masum insanlar hiçbir sebep olmadan şehit edilirlerse ve iyilerden olduklarını iddia edenler olup bitenler karşısında ses çıkarmaz, seyirci kalırlarsa; bu durumda bizzat kötülere ve zalimlere destek vermiş ve hatta onları daha da cesaretlendirerek yeni kötülüklere kapı açmış olurlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bazı insanlar kötülerin tepkisini çekmemek ve onların verebilecekleri zararlardan sakınmak için, haksızlıklara karşı kayıtsız kalabilmektedirler. Halk içinde kullanılan &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;“suya sabuna dokunmamak”, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;gibi tabirler bu tavrı çok açık bir şekilde tarif etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-6948095757016762290?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/6948095757016762290/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=6948095757016762290' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/6948095757016762290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/6948095757016762290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/02/mumin-ahlak.html' title='MÜMİN AHLAKI'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-9010949859214569601</id><published>2010-01-10T02:37:00.000-08:00</published><updated>2010-01-10T02:38:33.486-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nimet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cennet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cehennem korku'/><title type='text'>GERÇEK HAYATIN YAŞANACAĞI SONSUZ AHİRET</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="300" vspace="10" hspace="10" height="225" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/bahce1.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan yaşadığı her an Allah'ın kendisi için yaratmış olduğu yüzlerce nimet ve güzellikle karşılaşır; soluduğu temiz hava, her biri birbirinden farklı ve etkileyici güzellikteki doğa manzaraları, hayvanlardaki eşsiz güzellikler ve birbirinden ihtişamlı bitkiler, çiçekler ve insan güzelliği ruhta derin etkiler bırakır. Ama dünya hayatındaki tüm bu güzelliklere dair bilinmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır; Rabbimiz'in bildirdiği gibi,&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"... Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir." &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Al-i İmran Suresi, 185)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hayatının aldatıcılığı, onun geçiciliğinden, bir gün mutlaka yok olacak olmasından kaynaklanmaktadır. Kuran'ın &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Mülk Suresi, 2) ayetiyle hatırlatıldığı gibi, Allah yeryüzünü ve dünya nimetlerini insanlardan hangilerinin salih davranışlarda bulunacaklarının denenmesi için yaratmıştır. İnsan burada çok kısa bir süre kalacak ve dünya nimetlerinden ancak sınırlı bir süre için faydalanabilecektir. İnsanın gerçek hayatını yaşayacağı yer ise ahirettir. Allah Kuran'da ahiretin insanların &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"asıl hayatı"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; olduğunu şöyle bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (Ankebut Suresi, 64)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla insanın çok kısa olan dünya hayatını kendisine amaç edinip geçici dünya nimetlerinin hırsıyla hareket etmesi büyük bir aldanıştır. Allah dünya hayatında elde edilen yararların geçici ve değersiz olduğunu hatırlatarak insanları uyarmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;... (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz? (Araf Suresi, 169)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber Efendimiz (sav) de bir hadis-i şerifinde cennet ile dünya arasındaki farkı şöyle bir örnek ile açıklamıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cennette, yay kadar bir yer, güneşin üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır." (Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Tefsir, Vakı'a 1; Müslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525).)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır..." (Hz. Enes'ten bu şekilde aktarılmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi bu dünyadaki nimetler cennet nimetlerinin ancak çok küçük bir örneği olabilir. Dünya hayatının nimetleri ne kadar güzel, etkileyici ve kalıcı görünse de, insan bunların ardında gizlenen bu önemli gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır. Yalnızca bir aldanıştan ibaret olan bu dünyanın sahte süslerine kapılmanın, kendisini hem dünyada hem de ahirette hüsrana sürükleyeceğini bilmeli, her anında bu bilinçle hareket etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, gerçek hayatın yaşanacağı sonsuz ahiret için çaba harcayanlara hem dünyada hem de ahirette &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"güzel bir hayat" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;vereceğini vaat etmiştir. (Nahl Suresi, 97) Aksinde ise, insanlar için dünya hayatında&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"sıkıntılı bir geçim"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi, 124)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminler Kuran'da bildirilen bu gerçeklerin farkındadırlar. Yaşadıkları her anın, dünya hayatında karşılarına çıkan herşeyin imtihanlarının bir parçası olduğunu bilirler. Bu nedenle çekici kılınan dünya nimetlerine karşı tutkulu bir sevgi duymaz, bütün hayatlarını kendilerine vaat edilen ahireti kazanabilecekleri şekilde geçirirler. Kendilerine Allah'ın rızasını kazanmayı amaç edinir, dünya hayatına ise ancak gereği kadar değer verirler. Bu yüzden hem yaşamları güzel geçer hem de kalpleri rahat ve huzurludur. Bu gerçeklerden gaflet içinde olan, ya da bilen fakat bunları görmezden gelmeyi seçen insanlar ise, dünya hırsı nedeniyle çoğu zaman bir sıkıntı ve memnuniyetsizlik içindedirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-9010949859214569601?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/9010949859214569601/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=9010949859214569601' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/9010949859214569601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/9010949859214569601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/01/gercek-hayatin-yasanacagi-sonsuz-ahiret.html' title='GERÇEK HAYATIN YAŞANACAĞI SONSUZ AHİRET'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-417635083177447776</id><published>2010-01-10T02:34:00.000-08:00</published><updated>2010-01-10T02:36:00.309-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vahdet-i'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vücud'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vahdet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madde'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayal'/><title type='text'>MADDENİN ARDINDAKİ SIR KONUSU, VAHDETİ VÜCUT DEĞİLDİR</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="300" vspace="10" hspace="10" height="465" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/madde_goz.jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Maddenin ardındaki sır konusu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, bu konunun vahdeti vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunu belirtelim ki, Sayın Harun Yahya ehli sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdeti vücud öğretisini savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdeti vücut öğretisi Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahdeti vücud düşüncesini anlatan birçok önemli İslam aliminin, geçmişte, bu kitaplarda yer alan bazı konuları tefekkür ederek anlattıkları doğrudur. Ancak bu eserlerde anlatılanlar vahdeti vücud düşüncesi ile aynı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin vahdeti vücud düşüncesini savunanların bir kısmı yanlış fikirlere kapılarak, Kuran'a ve ehli sünnet inancına aykırı bazı iddialarda bulunmuşlar; örneğin Allah'ın yarattığı varlıkları tamamen yok saymışlardır. Oysa, maddenin ardındaki sır konusu anlatılırken kesinlikle böyle bir iddiada bulunulmamaktadır. Bu konu, Allah'ın tüm varlıkları yarattığını, ancak yarattığı varlıkların aslını Allah'ın gördüğünü, insanların ise bu varlıkların beyinlerinde oluşan görüntülerini görebildiklerini açıklamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğümüz tüm varlıklar, dağlar, ovalar, çiçekler, insanlar, denizler, kısacası gördüğümüz herşey, Allah'ın Kuran'da var olduğunu, yoktan var ettiğini belirttiği her varlık, yaratılmıştır ve vardır. Ancak, insanlar bu varlıkların asıllarını duyu organları yoluyla göremez veya hissedemez veya duyamazlar. Gördükleri ve hissettikleri, bu varlıkların beyinlerindeki kopyalarıdır. Bu ilmi bir gerçektir ve bugün başta tıp fakülteleri olmak üzere tüm okullarda öğretilen bilimsel bir konudur. Örneğin şu anda bu yazıyı okuyan bir insan, bu yazının aslını göremez, bu yazının aslına dokunamaz. Bu yazının aslından gelen ışık, insanın gözündeki bazı hücreler tarafından elektrik sinyaline dönüştürülür. Bu elektrik sinyali, beynin arkasındaki görme merkezine giderek, bu merkezi uyarır. Ve insanın beyninin arkasında bu yazının görüntüsü oluşur. Yani siz şu anda gözünüzle, gözünüzün önündeki bir yazıyı okumuyorsunuz. Bu yazı sizin beyninizin arkasındaki görme merkezinde oluşuyor. Sizin okuduğunuz yazı, beyninizin arkasındaki &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"kopya yazı"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;dır. Bu yazının aslını ise Allah görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, maddenin beynimizde oluşan bir hayal olması onu&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; "yok"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;hale getirmez. Ancak bize, insanın muhatap olduğu maddenin mahiyeti hakkında bilgi verir, ki bu da maddenin aslı ile hiçbir insanın muhatap olamadığı gerçeğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçek İdealizm, Matrix Felsefesi ve Maddenin Gerçeği isimli kitabımızda şu şekilde dile getirilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#800000;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;DIŞARIDA MADDE VARDIR, ANCAK BİZ MADDENİN ASLINA ULAŞAMAYIZ!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde hayaldir demek, madde yoktur demek değildir. Aksine biz görsek de görmesek de maddesel bir dünya vardır. Ancak biz bu dünyayı beynimizin içinde bir kopya diğer bir deyişle algılarımızın yorumu olarak görürüz. Dolayısıyla madde, bizim için hayaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki dışarıda maddenin varlığını, bizden başka gören varlıklar da vardır. Allah'ın melekleri, yazıcı olarak tayin ettiği elçileri de bu dünyaya şahitlik etmektedirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır. (Kaf Suresi, 1718)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyden önemlisi, en başta Allah herşeyi görmektedir. Bu dünyayı her türlü detayıyla Allah yaratmıştır ve Allah her haliyle görmektedir. Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;... Allah'tan korkupsakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 233)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir." (İsra Suresi, 96)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca unutmamak gerekir ki, Allah tüm olayları &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Levhi Mahfuz" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;isimli kitapta kayıtlı tutmaktadır. Biz görmesek de bunların tamamı Levhi Mahfuz'da vardır. Herşeyin, Allah'ın Katında, Levhi Mahfuz olarak isimlendirilen "&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ana Kitap&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz o, Bizim Katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... Katımızda (bütün bunları) saklayıpkoruyan bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levhi Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75 )&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://maddeninardindakisir.com/onsoz.htm"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;http://maddeninardindakisir.com/onsoz.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-417635083177447776?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/417635083177447776/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=417635083177447776' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/417635083177447776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/417635083177447776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/01/maddenin-ardindaki-sir-konusu-vahdeti.html' title='MADDENİN ARDINDAKİ SIR KONUSU, VAHDETİ VÜCUT DEĞİLDİR'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-6119652688352260589</id><published>2010-01-05T15:22:00.000-08:00</published><updated>2010-01-05T15:24:54.012-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeytan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kıyamet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>ŞEYTANIN İNSANLAR ÜZERİNDE HİÇBİR ZORLAYICI GÜCÜ YOKTUR</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şeytan kıyamet gününe kadar tüm gücüyle insanları kötülüğe sürüklemeye yemin etmiştir.  Sinsice birçok yöntem kullanarak insanları Kuran ahlakından uzaklaştırmak ve kötülüğe sürüklemek için ciddi bir çaba harcar. Ancak kötülüğe teşvik ederken aslında çeşitli vaatlerle insanlara çağrıda bulunmak dışında hiçbir zorlayıcı güce sahip değildir. Şeytanın bu çağrısına karşılık şeytana uymak ya da yüz çevirmek ise insanın vicdanına ve aklına bağlıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah indirdiği hak kitaplar ve elçiler vesilesiyle doğru ve yanlışların neler olduğunu bizlere çok detaylı olarak bildirmiştir. Ayrıca hayatımızın her safhasında bize yol gösteren ve her an doğru olanı ilham eden vicdanımızı da yaratmıştır. Vicdanımız, Allah’ın dilemesiyle, bizleri her zaman hayra çağırmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanın nefsi, ne kadar çok kötülük ilham ederse etsin,  vicdanı vesilesiyle her zaman bu kötülüklerden sakınabilecek bilgiye sahip olur. Doğruyu bilip tanıdığı halde, kendi iradesi ile şeytanın çağrısına uyan bir insan, kötülük yapmasından da tek başına sorumlu olacağını bilmelidir. İnsanın yaptığı her davranışın hesabını ahirette “yapayalnız ve tek başına” vereceği gerçeği Kuran ayetlerinde şu şekilde bildirilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağlar) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklaşmıştır. (Enam Suresi, 94)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Asla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azapta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onun söylemekte olduğuna Biz mirasçı olacağız; o Bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir. (Meryem Suresi, 79-80)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir. (Meryem Suresi, 95)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şeytan insanları kötülüğe çağırırken, dostu ve yardımcısı olduğunu söyler. Ona çeşitli vaatlerde bulunur. Ahirette ise kendisinin yalnızca çağrıda bulunduğunu ve asıl sorumluluğun insanda olduğunu söyleyerek onu yüzüstü bırakacaktır. Bu gerçek Kuran’da şu şekilde bildirilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="300" vspace="10" hspace="10" height="416" align="right" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/vicdan_etkileyici.jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır." (İbrahim Suresi, 22)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dünyada şeytanın ahlakını benimseyen ve Allah’ın emir ve yasaklarına uymayan kişilerin, ahirette sorumluluklarını şeytana yüklemeleri mümkün olmayacaktır. Bu nedenle insanın “şeytana uyduğum için kötülük yaptım, ben aslında kötü bir insan değilim” gibi samimiyetsiz açıklamalar yapması ahirette kabul görmez.  Allah Kuran ayetleriyle insanlara şeytanın kötü ahlakını, insanlara yalnızca yalan söyleyeceğini ve cehennem azabına sürüklemek için çaba sarf edeceğini açık şekilde bizlere bildirmiştir. Kuran’da bildirilen bu gerçekleri öğrenen ve yaptığı hatayı fark eden kimsenin hemen hatasını terk etmesi, şeytanın ahlakından Allah’a sığınması ve kötü ahlakta ısrarcı olmaması gerekir.  Bu güzel ahlak, Al-i İmran Suresi’nde bizlere şu şekilde bildirilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 135)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şeytana uyarak kötülükte ısrar eden kimseler için sonsuz cehennem azabı vardır. Dünya hayatı sonsuz ahiret hayatı ile kıyaslandığında çok kısadır. İnsanın dünya hayatında kendini çeşitli mazeretlerle masum gibi göstermesinin ahirette herhangi bir geçerliliği olmayacağı gibi, insan kendisine söylediği bu samimiyetsiz yalanlarından duyduğu büyük pişmanlığı da şu şekilde itiraf edecektir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım, Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız" bırakandır." (Furkan Suresi, 27-29)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Unutmayın ki, o gün geldiğinde hiç kimsenin pişmanlığı fayda vermeyecektir. Bu pişmanlığı yaşamamamızın tek yolu ise, henüz vaktimiz varken Allah’a gönülden iman etmek ve O’nun emirlerine uygun ve rızasının en çoğunu kazanacağımız bir şekilde hayatımızı sürdürmektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-6119652688352260589?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/6119652688352260589/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=6119652688352260589' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/6119652688352260589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/6119652688352260589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/01/seytanin-insanlar-uzerinde-hicbir.html' title='ŞEYTANIN İNSANLAR ÜZERİNDE HİÇBİR ZORLAYICI GÜCÜ YOKTUR'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3780745136801883455</id><published>2010-01-05T15:18:00.000-08:00</published><updated>2010-01-05T15:22:13.888-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yahudi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ehli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='musevi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hıristiyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>MÜSLÜMANLAR KENDİ İNANÇLARINI UYGULAYARAK EHLİ KİTAP'LA DOSTLUK İÇİNDE YAŞARLAR</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah Kuran’da Müslümanlara dostluğu, sevgiyi, kardeşliği, iyiliği emreder. Müslümanlar bu ahlakları gereği, Allah'a iman eden, Allah'ın peygamberlerinin hak olduğunu kabul eden Kitap Ehli’ne karşı da dostça ve hoşgörüyle yaklaşırlar. Allah, Müslümanın Kitap Ehli’yle nasıl bir ilişki içinde olması gerektiğini çeşitli ayetlerde şöyle bildirmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şüphesiz,&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Al-i İmran Suresi, 199)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara İYİLİK YAPMANIZDAN ve onlara adaletli davranmanızdan sizi SAKINDIRMAZ. (Mümtehine Suresi 8)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçek şu ki, iman edenlerle YAHUDİLER, sabiîler ve HRISTİYANLARdan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için KORKU YOKTUR, onlar MAHZUN DA OLMAYACAKLARDIR. (Maide Suresi, 69&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="280" vspace="10" hspace="10" height="144" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/friendship2.jpg" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere Müslümanlar, Kitap Ehli’ne karşı Kuran ahlakının gerektirdiği şekilde dostça bir tavırla yaklaşırlar. Kitap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ehli’yle birlikte yemek yer, onların halini hatırını &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;sorar, dostluk ve kardeşlik içinde olur, hasta olduğunda, muhtaç olduğunda yardımına koşar, gerekirse sadaka verirler. Ancak Allah Kitap Ehli ile olan ilişkilerin, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;‘Müslümanın inancını yaşamasını engelleyecek şekilde olmasını’ &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yasaklamıştır. Bu yüzden Müslümanlar, Kitap Ehli’nden birini kendilerine yönetici olarak seçip, onların emri altına girmezler, din konusunda onların hükmünü kabul etmezler. Allah bu konuyu Maide Suresi’nin 51. ayetinde şöyle açıklamıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (Maide Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bu ayette &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“dostlar”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; kelimesi iki kere geçmektedir. Biri &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“evliyau”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kelimesi, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"koruyucular, kanun nazarında sorumlular, evliyalar, efendiler, sahipler, malikler”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; anlamındadır. Diğeri ise&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Yetevellehum”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;dur. Bu da &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“bakımını üstlenir, hakim duruma geçer, yönetimi ele alır” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;anlamındadır. Yani bu ayette geçen&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; “dost, veli”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kelimesi &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“yönetim” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;anlamına gelmektedir. Allah Müslümanlara, onların (Hristiyanların ve Yahudilerin) yönetimi altına girmeyin diye bildirmektedir. (Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, Kuran Meali)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk de Kitap Ehli’yle, onları Müslümanlar üzerine &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“yönetici seçme” &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;anlamında bir dostluk bağı kurulmamasını emreden bu ayeti şöyle tefsir etmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Yahudi ve Hristiyanları işlerinizin başına getirmeyin. Kuran, Ehli Kitap’ı Müslümanlarla, Allah’ın birliği etrafında entegrasyona çağırmakta ve Allah’a inananlar dairesini genişletmek istemektedir. Bu, bir uluslararası dayanışma ve evrensel değerlerde beraberliktir. Ancak Kuran, Ehli Kitap’ın, gönül dostu (veli) edinilmeyeceğini söylemektedir.” (Kuran’daki İslam, Yaşar Nuri Öztürk, s. 474)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bu tefsirlerden de açıkça anlaşıldığı gibi Müslüman Ehli Kitap’la her türlü insani dostluğu kurar ancak inanç ve kültürleri çelişeceği için böyle birini kendisine yönetici olarak atamaz. Çünkü eğer bu tarz bir dostluğu kabul edip Ehli Kitap’tan birini kendisine yönetici olarak belirlerse burada bir çelişki meydana gelecektir. Müslüman bu yönetime uymaz. Bu anlamda bir dostluğu kabul etmez. Böyle bir yönetimi kabul ederlerse Müslümanlar assimile olabilir, inançlarını yaşamaları zorlaşabilir, ibadetlerini uygulama konusunda zorluk çekebilirler. Kültürlerini kaybedebilirler. Ancak Allah, Müslümanların Ehli Kitap’la yönetim dışında olan bir tarzda dostluk, kardeşlik ve sevgi bağı kurmasını tavsiye eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Müslümanlara Kuran’da, müşrikleri bile güven içinde gidecekleri yere ulaştırmalarını emreder. Cinayet işleyeni affetmeyi tavsiye eder. Allah Müslümanlara böyle geniş çaplı sevgi, şefkat, dostluk ve iyiliği emrederken elbette Allah’a iman eden Ehli Kitap’la da bu şekilde bir bağ kurulmasını emreder. Al-i İmran Suresi’nde Kitap Ehli’nin Allah’a ve ahiret gününe iman ettikleri, iyiliği emredip, kötülükten sakındırdıkları, namaz kılıp secdeye kapandıkları, hayırlarda yarıştıkları şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir. (Al-i İmran Suresi, 113-115)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlar, Ehli Kitap’la Allah’ın varlığı, Cennet, Cehennem konularında dostluk ve ittifak halindedirler. Ancak onların şirke dayalı, İslam’a zıt fikirlerine destek olmaz, bu konularda onlarla dostluk kurmazlar. Bu anlamda da Maide Suresi’nin 51. ayetinde bildirildiği gibi inançlarını, ibadetlerini özgürce yerine getirebilmeleri için onların kendilerine yönetici olmasını kabul etmezler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3780745136801883455?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3780745136801883455/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3780745136801883455' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3780745136801883455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3780745136801883455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/01/muslumanlar-kendi-inanclarini.html' title='MÜSLÜMANLAR KENDİ İNANÇLARINI UYGULAYARAK EHLİ KİTAP&apos;LA DOSTLUK İÇİNDE YAŞARLAR'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-828578021896208946</id><published>2010-01-05T15:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-05T15:16:05.775-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='risale-i'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bediüzzaman Said Nursi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enaniyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vicdan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>ENANİYETİ TERK ETMEK</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; "&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Enaniyet, insanın Allah'ın karşısındaki aczini unutarak kibirlenmesi, diğer insanları kendinden aşağı görmesi ve büyüklük hissine kapılmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;img vspace="10" hspace="10" align="right" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/ihlas_resim(1).jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Oysa insan çok aciz bir varlıktır. Var olmak ve varlığını devam ettirebilmek için Allah'ın gücüne muhtaçtır. İnsanı yoktan var eden, ona ruh veren, barındıran, yediren, içiren, nefes aldıran ve saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok nimet bahşeden güç, alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Bu apaçık gerçeğe rağmen insanın kendisini Allah'tan bağımsız bir varlık olarak görüp, sahip olduğu özelliklerin ya da yeteneklerin kendinden kaynaklandığını sanması elbette ki çok büyük bir yanılgıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçekte insanın enaniyet yapabileceği, kibirlenebileceği bir durumu yoktur. Allah'ın dilediği anda insana lütfederek verdiği tüm özellikleri geri almaya kadir olması, bunun en açık kanıtıdır. Güzelliğinden, bilgi ya da becerisinden, zenginliğinden ya da toplum içerisinde elde etmiş olduğu konumundan dolayı büyüklük hissine kapılan insanların, bu özelliklerini herhangi bir sebeple yitirdiklerinde ne hale geldiklerine zaman zaman hepimiz şahit olmuşuzdur. Eğer tüm bunlar kişilerin kendilerinden kaynaklanan mutlak özellikler olmuş olsaydı, bunları yitirmeleri de hiçbir zaman için söz konusu olmazdı. Nitekim Allah insanların bu gerçeği anlayabilmeleri için dünya hayatında pek çok zorluk ve sıkıntı yaratmakta, yaşlılık, hastalık gibi pek çok acizliklerle de insanı denemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sahip olduklarını kendisine verenin Allah olduğunu, O'nun yardımı ve desteği olmaksızın hiçbir şeye güç yetiremeyeceğini anlayan bir kimse ise, Allah'ın yaratışındaki bu hikmeti görebilmekte ve aczini anlayarak tevazulu bir ahlaka sahip olmaktadır. Bediüzzaman enaniyeti bırakmanın, ihlası kazanmada en önemli adım olduğunu da bir sözünde şu şekilde ifade eder:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ve hakkı, bâtılın saldırısından kurtarmak için... nefsini ve enaniyetini ve yanlış düşündüğü izzetini ve ehemniyetsiz rekabetkârane hissiyatını terk etmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla îfa eder."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Risale-i Nur Külliyatı, 20. Lema. s.154 )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu ahlakın yaşanması ihlasın kazanılabilmesi için gereklidir. Çünkü enaniyet kişinin Allah'ın razı olacağı tavırdan değil de, kendi nefsinden yana tavır göstermesine neden olur. Enaniyet insanın herkesten çok kendini sevmesi, herkesten çok kendi benliğinin sözünü dinleyip, herkesten çok kendi menfaatlerini korumasıdır. Öyle ki bu durum çoğu zaman kişi için Allah'ın rızasının, Kuran ayetlerinin ya da müminlerden gelecek olan hatırlatmaların üstünde olabilir. Çünkü büyüklenme hissine kapılan bir insan, vicdanını dışarıdan gelecek hatırlatmalara karşı da kapatmış olur. Vicdanının sesine kulak asmadığı için olaylar karşısında ihlaslı davranabilmesi de söz konusu olmaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuran'da Allah enaniyetin bu etkisine &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o." &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Bakara Suresi, 206)&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ayetiyle dikkat çekmiştir. Mümine asıl yakışan ise, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"İnsanlardan öylesi vardır ki,   Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır." &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Bakara Suresi, 207) ayetiyle bildirildiği gibi böyle bir durum karşısında nefsini ve enaniyetini bir kenara koyup Allah'ın rızasından yana tavır koymasıdır. Allah kendilerine gönderilen elçilere karşı büyüklenen kavimlerin uğradıkları sonu ise Kasas Suresi'nde şu şekilde bildirir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." Bilmez mi, ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu-günahkarlardan kendi günahları sorulmaz. (Kasas Suresi, 78)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ENANİYETİN NELER KAYBETTİRDİĞİNİ FARK ETMEK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;img width="310" vspace="10" hspace="10" height="194" align="left" src="http://api.fmanager.net/Image/guncelyorumlar/ihlas_resimler.jpg" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Enaniyetin ihlasa verdiği zararları hayatın her aşamasında görebilmek mümkündür. Diğer insanlardan daha büyük olduğu iddiasına kapılan bir insan, bu kimselerden gelecek her türlü eleştiri, uyarı ya da tavsiyeye kapalıdır. Karşı taraf kendisinin düşünemediği önemli bir konuyu hatırlatsa bile, üstünlük iddiası ağır basar ve kişi doğru olana teslim olmak yerine yanlış da olsa kendi dediğini savunur. Dolayısıyla da ihlastan uzaklaşmış, adeta nefsinin emrine girmiş olur. Oysaki böyle bir durum karşısında ihlasa uygun olan, kişinin haklı olduğu bir konuda bile karşı tarafın sözüne uyabilmesi, üstünlük sağlama arzusuna kapılmadan teslimiyet gösterebilmesidir. Bunun için gerekli olan ise öncelikle kişinin enaniyete sebep veren benlik duygusunu bir kenara bırakması, nefsini müdafaa etmekten vazgeçmesidir. Ancak o zaman Kuran ruhuna uygun bir tavır gösterebilecek ve ancak o zaman ihlasla hareket edebilecektir. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde enaniyetin neden olduğu bu üstünlük sağlama ve haklı çıkma hırsına yönelik en etkili çözümün 'nefse taraftar olmadan müminlerin aklına teslim olmak' olduğunu hatırlatmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu illetin yegane çaresi: Nefsini suçlu duruma düşürmek değil ve nefsine değil daima karşısındaki meslekdaşına tarafdar olmak. Fenn-i adab ve ilm-i münazaranın alimleri (terbiye, bilgi eğitimi ve karşılıklı konuşma ilminin alimleri) arasındaki doğruluktan, haktan ayrılmama ve bununla birlikte merhamet, adalet dairesinde hareket kaidesi olan şu: "Eğer bir mes'elenin tartışılmasında kendi sözünün haklı çıktığına tarafdar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır." Hem zarar eder. Çünkü haklı çıktığı vakit o tartışmada bilmediği bir şeyi öğrenmiyor, belki gurur ihtimaliyle zarar edebilir. Eğer hak hasmının elinde çıksa; zararsız, bilmediği bir mes'eleyi öğrenip, kazanç sağlamış olur, nefsin gururundan kurtulur. Demek insaflı hakperest, hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip, tarafdar çıkar, memnun olur. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;( &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Risale-i Nur Külliyatı, Lemalar, s.151)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanın elde ettiği başarıları kendinden bilmesi de enaniyetten kaynaklanmaktadır ve ihlası zedeleyen bir tavırdır. Oysa insanlara aklı da yeteneği de veren ancak Allah'tır. &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Bakara Suresi, 32)" ayetiyle hatırlatıldığı gibi insanın Allah'ın kendisine öğrettiğinin dışında hiçbir bilgisi yoktur. İnsan Allah'ın yoktan var ettiği, aciz bir varlıktır. İnsanın güç getirebildiği herşey Allah'ın kendisine ihsanda bulunmasıyla ve kuvvet vermesiyle gerçekleşmektedir. Allah'ın sınırsız aklı, sonsuz gücü ve bilgisinin yanında, aciz bir varlık olan insanın elde ettiği başarıları kendinden bilmesi büyük bir gaflet olur. Ancak ne var ki, bir kez büyüklenme iddiasına kapılan bir insan tüm bu gerçekleri bir anda unutmakta, yaptıklarından kendisine pay çıkarabilmektedir. Elde ettiği başarılarla enaniyete kapılıp ihlastan uzaklaşabilmektedir. Samimi bir mümine yakışan ise dünyanın en üstün yeteneklerine sahip, en akıllı, en mükemmel insanı da olsa asla bunları kendinden bilmemesi ve enaniyete kapılmamasıdır. Eğer sahip olduğu tüm bu nimetlere rağmen aczinin farkında olarak hareket ederse, Allah ona daha da güzel nimetler ihsan edecek ve bu ihlaslı tavrından dolayı onu rahmetine, rızasına ve cennetine kavuşturacaktır. Oysa insanların büyük bir bölümü dünya hayatının bir deneme olduğunu unutup, kendilerine bir sıkıntı isabet ettiğinde Allah'a yönelir, sonra bir nimete kavuştuklarında ise nankörlük ederler. Nimetleri kendi kabiliyetleri sayesinde elde ettiklerini, bunun kendi başarıları olduğunu düşünerek çok büyük bir yanılgıya düşerler. Allah Zümer Suresi'nde şu şekilde buyurmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar. (Zümer Suresi, 49)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yine enaniyetin etkisiyle insanların sıkça içerisine düşebildikleri bir başka hata da, 'ön plana çıkma hırsı'dır. Nefis insanı hayırlı işlerde ve salih amellerde dahi rahmani olmayan bir hırsa sevk edebilmekte ve makul gibi görünen mazeretlerle insanların ihlaslarını kırmaya çalışmaktadır. Said Nursi'nin "Hem ihlas ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine tarafdar olmaktır. Yoksa, "Benden ders alıp sevab kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir." &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Risale-i Nur Külliyatı, 20. Lema, s.158 )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;Örneği ile dikkat çektiği gibi kimi insanlar karşılaştıkları bazı işlerde, o işin en güzel şekilde yapılmasından ya da sonuç bakımından fayda vermesinden çok "bu işi yapan kişi ben olayım" mantığıyla hareket ederler. Ön plana çıkma arzusunun ve enaniyetin hakim olduğu bu davranış ihlası tamamen zedeler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bediüzzaman'ın "Bu sevabı ben kazanayım, bu insanlara ben doğru yolu göstereyim, benim sözümü dinlesinler." diye, karşısındaki hakikî kardeşi ve cidden muhabbet ve gücüne ve kardeşliğine ve yardımına muhtaç bir zâta karşı rekabetkârane vaziyet alır. "Talebelerim ne için onun yanına gidiyorlar? Ne için onun kadar talebem bulunmuyor?" diye, enaniyeti oradan fırsat bulup, kötü bir huy olan makam mevki sevgisine meylettirir, ihlası kaçırır, riya kapısını açar." &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Risale-i Nur Külliyatı, 20. Lema, s.152)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; sözleriyle ifade ettiği gibi aksi bir tavırda insan mümin kardeşine karşı bir rekabet içerisine girmiş olur. Güzel bir sorumluluğa bir başkasının talip olmasını ve bunu başarıyla sonuçlandırmasını istememek, bir anlamda da onun ecir kazanmasını, ahireti için fayda getirecek güzel bir sorumluluk yüklenmesini istememek demektir. Oysaki Kuran'a ve ihlasa en uygun olan tavır, diğer inananların ahiretlerine de vesile olmak, kendisi gibi onların da Allah'ın razı olacağı işlerde bulunmalarını teşvik etmek olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslüman kendisi ne kadar salih amelde bulunmak istiyorsa, onların da aynı şekilde ecir kazanmalarını ve ahiretleri adına güzel işler yapabilmelerini istemelidir. "Bu işi yapabilecek en ehil kişi benim", "bu işi ne kadar iyi yapabileceğimi görsünler de ne kadar üstün meziyetlere sahip olduğumu daha iyi anlasınlar" ya da "bu işi ben üstleneyim ki müminlerin gözünde iyi bir prestij ve makam elde edeyim" gibi düşüncelerle hayırlı bir işi bir hırs konusu haline getirmek ihlasa uygun olmaz. Bunun yerine bu işte bir başka mümine öncelik tanıyıp, onun ne kadar üstün özelliklere sahip olduğunu ön plana çıkararak güzel ahlak göstermiş ve ihlaslı bir harekette bulunmuş olur. Bediüzzaman Said Nursi enaniyet ve ön plana çıkma hırsına çözüm olacak şöyle bir tavsiyede bulunmuştur:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Bu mühim illetin merhemi ve ilâcı: "Allah sevgisi" sırrıyla, hak yoluna gidenlere refakatla iftihar etmek ve arkalarından gitmek ve imamlık şerefini onlara bırakmak ve o Hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimaliyle enaniyetinden vazgeçip ihlası kazanmak ve ihlas ile bir gram amelin, ihlassız kilolarca amele tercih olunduğunu bilmekle ve dolayısıyla mesuliyetlerini bilerek ve zararlı olan liderlik hırsından vazgeçmekle o illetten kurtulur ve ihlası kazanır, ahirete yönelik vazifesini hakkıyla yapabilir."&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ( &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Risale-i Nur Külliyatı, 20. Lema, s.153 )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Said Nursi bu sözleriyle ihlasın önemine bir kez daha dikkat çekmekte ve ahiret yurdunu hedefleyen insanların enaniyet, liderlik hırsı ve rekabet duygusu gibi bencil duygularından sıyrılmaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Bunun için söz konusu olan din adına yapılacak bir hizmet dahi olsa, ihlasından dolayı bunda bir başka mümine öncelik tanıyabilmesinin, onu ön plana çıkarabilmesinin ve onun başarılarıyla iftihar edebilmesinin önemine dikkat çekmiştir. Başkalarının kendisinden daha üstün olabileceğine inanıp, onlara teslim olabilmesinin ihlasa daha uygun olacağını hatırlatmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-828578021896208946?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/828578021896208946/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=828578021896208946' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/828578021896208946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/828578021896208946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2010/01/enaniyeti-terk-etmek.html' title='ENANİYETİ TERK ETMEK'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3188224196673199092</id><published>2009-08-16T13:45:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:47:07.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaratma'/><title type='text'>Allah'ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Saniyeler içerisinde gözümüz peşpeşe onlarca nesneye odaklanır. Bir an gözümüz odamızdaki bir aynanın çerçeve süsüne yönelir, ardından duvar kağıdının süsüne, hemen akabinde televizyonun düğmesine, yerdeki kabloya, kapının koluna; ard arda onlarca, yüzlerce detayla muhattap olur göz. Yerimizden kalkıp mutfağa gitmeye karar verdiğimizde yürürken yolumuz üzerinde yine onlarca detayla birlikte ilerler gözlerimiz. Örneğin, koridorda asılı olan tabloda resmedilmiş bir çiftçinin gömleğine. Ulaşmaya karar verdiğimiz mekana gidene kadar farkında olsak da olmasak da farklı açılardan, yeni yeni detaylar görerek ilerleriz. Yüzlerce kez dolaştığımız evimizin içinde yüzlerce, binlerce farklı noktaya değişik açılardan bakar gözlerimiz. Ve bunların pek çoğu insanın kararının dışında istemsiz olarak gerçekleşir. Biz tüm bu detayları görürüz, çünkü kaderde her bir detay daha bizler doğmadan evvel Allah Katında öyle takdir edilmiştir. Bu detayların her birini yaratan Allah’tır. Kader birbiriyle uyum içerisinde peşpeşe uzayıp giden bu anların bütününden meydana gelir.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir Müslümanın dikkatini an an Allah’ın yarattıklarını görmeye odaklaması onun Allah’a olan teslimiyetini güzelleştirir, anlayışına derinlik katar. Gördüklerinin ardında bulunan mana nedeniyle herşey daha derin bir kıymet kazanır. Çünkü daha insan doğmadan Rabbimiz bunları yaratmış, bizim için an an, müthiş detaylı bir sanatla hayatının her karesini varetmiştir. Yaratılanlar üzerinde düşünelim, Allah’ın güzel varlığını derin bir yakınlıkla kavrayalım, içten saygı dolu bir korkuyla, güçlü bir sevgiyle Allah’a yakınlaşalım diye anlayış vermiştir. İnsan Suresinde Rabbimiz şöyle buyurur: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti. Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (İnsan Suresi, 1-2)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan denenmektedir. Allah ona saymakla bitiremeyeceği kadar çok nimet bahşetmiştir. Tek bir anında atomlardan, DNA’sına, gökten yere katrilyonlarca detayın barındığı bir dünyayı sunmuştur. İnsan sabah gözünü açtığı andan itibaren Allah’a yönelmelidir. Gözünü ilk açtığında eğer tavanı görüyorsa yahut ilk gördüğü dolapsa, o gün, o saniye kaderinde Allah o nesneyi, baktığı o açıdan görerek uyanmasını dilediği için insan o kareleri görmüştür. Allah yine kendisine can vermiş, uykusundan onu yeni bir gün için uyandırmıştır. İlk yapılması gereken hemen kendisini yaratan Allah’ı tesbih etmesidir. Hayırlarla yazılmış kaderinde, o gün Allah kendisi için ne güzellikler dilemiş diye düşünüp şevkle, heyecanla Allah’a yakınlık için gününe başlamalıdır. Kaderinde peşpeşe dizili anlar dizisinden oluşan hikmetli detayları izlemek için dikkatini açmalıdır. Bu yöndeki bir dikkat, insanı sadece gördüklerine motomod tepki veren bir varlık olmaktan çıkararak, derin bir kavrayış elde etmesine ve Allah’ın hoşnutluğunu, beğenisini, yakınlığını kazanmasına vesile olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3188224196673199092?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3188224196673199092/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3188224196673199092' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3188224196673199092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3188224196673199092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/allahn-sanatn-izleyen-bir-goruse-sahip.html' title='Allah&apos;ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2512810973742839484</id><published>2009-08-16T13:42:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:45:03.070-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><title type='text'>Allah'ın İnsanlara Rahmeti: Hastalıklar</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Allah dünya hayatında insanlara rahmetinden bir çok nimet verdiği gibi cenneti arzu etmeleri için bir çok eksiklik ve acizlik de verir. Samimi, salih müslümanlar bu acizlik ve eksiklikleri de, aynı nimetler gibi Allah’ın bir lütfu olarak görür ve Allah’a şükreder ve Rabbimiz’in cennetine girebilmek için dua ederler.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hastalıklar da, Allah’ın müslümanlara, cenneti arzu etmeleri, Allah’ın rahmetini, sağlık nimetini düşünüp şükretmeleri, acizliklerinin farkına varıp Allah’a boyun eğmeleri için verdiği imtihanlardır.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan günlük yaşamı içinde kendisine verilen bir çok nimeti doğal hayatın bir parçası olarak görme eğilimindedir. Oysa Allah yeryüzünde insanların sahip olduğu herşeyi Katından bir rahmet olarak vermektedir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Örneğin çoğu insan hergün sabah, yataklarından kalktıkları andan itibaren ayaklarının üzerinde rahatlıkla durabilmelerinin, hiçbir sorun olmadan yürüyebilmelerinin, ne kadar büyük bir nimet olduğunu her an düşünmezler. Oysa ayaklarından birinde oluşabilecek herhangi bir rahatsızlık, insanın günlük hayatını tamamen etkileyen bir zorluk oluşturur. Ağrısı olan veya üstüne basılamayan bir ayak, insanın, günde belki de binlerce defa attığı rahat adımların ne kadar büyük nimet olduğunu anlamasına vesile olur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslüman, bunun gibi, küçük büyük her konuyu Allah’a yakınlaşmaya vesile kılar. Allah’ın kendisine sağlık vererek ne kadar büyük lütufta bulunduğunu hatırlayarak Allah’a şükreder. Hastalığı verenin de, alanın da Allah olduğunu bilip şifayı Allah’tan umar. Ağrı hissinin olduğu her an Allah’ı hatırlayarak kalbini sürekli Allah ile birlikte tutar. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Bana yediren ve içiren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver."&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Şuara Suresi, 78-85)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2512810973742839484?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2512810973742839484/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2512810973742839484' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2512810973742839484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2512810973742839484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/allahn-insanlara-rahmeti-hastalklar.html' title='Allah&apos;ın İnsanlara Rahmeti: Hastalıklar'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3729878235679423115</id><published>2009-08-16T13:41:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:42:29.277-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><title type='text'>Müslüman Derin Bir İman İçin Emek Vermekle Sorumludur</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah Kuran’da insanların çeşitli iman dereceleri olduğunu bildirmektedir. Kalplerine iman henüz tam yerleşmemiş olanlar, zorluk karşısında imanları sarsılanlar ya da yalnızca sıkıntı içindeyken Allah’a yönelenler Rabbimiz'in Kuran’da bildirdiği bazı iman derecelerine örnek teşkil eder. Rabbimiz, ayrıca, Allah’a olan haşyetlerinden dolayı O’ndan saygıyla korkanlar, Allah’a derin bir saygıyla bağlı olanlar, katıksızca ahiret yurdunu anan salih müminlerin ahlaklarını haber vermektedir. Allah’tan çok korkan ve Allah’ı derin bir sevgiyle seven bir Müslümanın hedefi de, Allah’ın ayetlerinde övgüyle bahsettiği bu yüksek ve derin imanı yaşamak ve bu doğrultuda kendini eğitmektir. Bu, aynı zamanda Allah’ın müminlere bir emridir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Tegabün Suresi, 16)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’tan çok korkan ve amacı yalnızca O’nun rızasını kazanmak olan insanlar, imanın en üst dereceleri, en derin hali varken daha alt derecelerini, daha yüzeysel olanını tercih etmez, Allah’ın en sevdiği kullarından olmak için vargüçleriyle gayret eder, çevrelerindeki insanları da buna teşvik ederler. Geçici olan bu dünya hayatında yalnızca Allah'ın hoşnut olduğu ahlakı yaşayarak Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmaya çalışır ve bu çabalarını ömür boyu aynı şevk ve kararlılıkla devam ettirerek en derin imana sahip olmayı talep ederler. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Her Müslüman derin bir imana sahip olmak ve Allah’ın en sevdiği kullarından olmak için hayatı boyunca çabalar durur. Müslümanları bu güzel çabası takvada yarışmalarına yol açar. Nitekim takvada yarışmak Allah’ın Müslümanlara bir emridir. Rabbimiz'in bu konudaki ayetlerden biri şöyledir: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip-yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Hadid Suresi, 21)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Peki derin, güçlü bir iman nasıl elde edilir? &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin bir iman ancak Allah’a her an koşulsuz bağlı kalmakla, hiçbir şart ve ortamda Rabbimiz'in beğenmeyeceği bir davranış sergilememekle, Allah’ın yarattığı kaderi, O’ndan gelen her şeyi hep güzel ve hayırlı görmekle, dünyanın geçici heveslerine, sahte zevklerine, şeytanın aldatıcı vaatlerine aldanmamakla ve bunlar karşısında bir an bile tereddüte düşmemekle kazanılır. Bu doğrultuda bir ömür sürmek elbette çok asil bir tercihtir. Önüne çıkan seçeneklerde hep Allah’ın rızasını tercih etmek, her şartta Allah’a yönelip yalnızca O’na rağbet etmek, ancak Allah'a candan bağlı, Allah'ı gönülden seven salih müminlerin gösterdiği asil ve güzel tavırdır. Allah bir ayetinde Müslümanları ancak Kendisi'ne rağbet etmeye şöyle çağırmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et. Ve yalnızca Rabbine rağbet et.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (İnşirah Suresi, 7-8)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin bir imana kavuşmak için gösterilecek çaba çok güzel bir ibadettir. Bu kıymetli çaba Müslümanın bütün hayatını kapsar. Müslüman gözünü açtığı andan itibaren Allah’a yaklaşma isteğini ve çabasını göstermeye başlar. Uyanır uyanmaz Allah’a kendisine can verdiği için ve yeniden uyanmayı nasip ettiği için şükreder, gün içinde hem kendisi hem diğer Müslüman kardeşleri için Allah’a çok kapsamlı dua eder, Allah’ın emrettiği güzel ahlakın yeryüzünde yaygınlaşması için cesur bir kararlılıkla hiç yılmadan ve yorulmadan çalışır, güzel ahlakını gün boyu korur, nefsine ağır gelen bir konuda nefsine kapılmaz ve Allah’ın rızasını uygun davranışı uygular, her an Allah’a sadık kalır, durmaksızın Allah’ı anar, O’nun nimetlerini düşünür ve anlatır. Hiç  kuşku yok Müslümanın bu çabası, Allah’a yakın olmayı, O’nun hoşnutluğunu kazanmayı her şeyden çok istediğini gösterir. Allah da bu kulunun duasına icabet eder, onu takva sahiplerinden kılar, ona Katından büyük bir hikmet, anlayış verir, heybetini, gücünü arttırır, onu salih kullarından kılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3729878235679423115?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3729878235679423115/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3729878235679423115' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3729878235679423115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3729878235679423115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/musluman-derin-bir-iman-icin-emek.html' title='Müslüman Derin Bir İman İçin Emek Vermekle Sorumludur'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-5159805739543676316</id><published>2009-08-16T13:38:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:40:44.256-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><title type='text'>Müslüman Çoğunluğa Göre Değil, Kuran Ahlakına Göre Hareket Eder</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’a gönülden iman eden samimi bir Müslümanın en önemli özelliklerinden biri insanların çoğunluğuna göre değil, şartlar ne olursa olsun her zaman Allah’ın rızasına en uygun olacak şekilde, vicdanının sesine göre hareket etmesidir. Böyle bir insan için insanların kendisi hakkında ne düşündüklerinin, insanların çoğunluğunun ne yaptığının hiçbir önemi yoktur. Müslüman sadece Allah’ın rızasını kazanmaya önem verir ve bunun için de Kuran ahlakına en uygun tavrı göstermeye, en uygun sözü söylemeye niyet eder.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Salih Müslümanlara ait olan bu güzel ahlak özelliği en mükemmel şekilde peygamberlerin hayatında tecelli etmektedir. İçinde bulundukları toplumda insanlar nasıl yaşarlarsa yaşasınlar, peygamberler Allah’ın kendilerine vahyettiği din ahlakı dışında bir yaşantı ve ahlakı asla benimsememişler, inkar edenlerin sapkın inançlarına, çirkin alışkanlıklarına asla eğilim göstermemişlerdir. Allah’a iman ettikleri ve itaat ettikleri için hayatları boyunca inkarcılardan, müşriklerden, münafıklardan baskı ve eziyet görmüşler; hapse atılmışlar, iftiraya maruz kalmışlar, işkence görmüşler, yurtlarından sürülmüşler, öldürülme tehdidiyle karşı karşıya kalmışlardır. Hayatları sürekli çileyle geçmiş, hatta bir kısmı Allah yolunda şehit edilmişlerdir. Allah’ın vahyini tebliğ etmekle sorumlu olan peygamberler bu tehlikeleri cesurca göze almışlar, Allah yolunda kendilerine isabet eden güçlüklerden dolayı asla geri adım atmamışlardır. Allah peygamberlerin ve onlarla birlikte olan salih müminlerin bu üstün ahlakını Müslümanlara şu şekilde örnek vermiştir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler cehd (mücadele) ettiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Al-i İmran Suresi, 146)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ı derin bir sevgiyle seven bir Müslüman’ın da ana hedeflerinden bir tanesi, yaşadığı süre boyunca, aynı peygamberlerin hayatlarında olduğu gibi, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan sadece Allah korkusuyla Kuran ahlakına en uygun şekilde yaşamak olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanlar arasında çoğunlukla kitle psikolojisi hakimdir. İnsanlar genellikle kendi akıl ve vicdanlarının yönlendirmesine göre değil, kitle psikolojisiyle hareket ederler. Bu ruh hali de hayatlarının her aşamasına hakim olur. Kendi zevkleri, estetik anlayışları, konuşma üslupları, sevgi anlayışları tamamen yok olur, yerine kendilerinin de beğenmediği ve rahat etmediği ama toplumda kabul gören ve tepki almayacakları yapmacık, samimiyetsiz bir ruh hali oluşur.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Toplumun genelinin yaşadığından farklı bir uygulama diğer insanlar tarafından hemen dikkat çekeceği ve belki de tepki toplayacağı için, Kuran’ı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini rehber edinmeyen kimseler akıllarını ve vicdanlarını tamamen dondururlar ve toplumun beklentilerine göre hareket ederler. Bir davranışın doğru olup olmadığını, ahirette kendilerine bir yükümlülük getirip getirmeyeceğini hiç hesaba katmadan körü körüne uygularlar. Bunun sonucunda sevgisiz, vefasız, bencil, menfaatperest, şefkat ve merhamet duygularından yoksun, öfkeli, hırslı, kindar, tartışmacı, dedikoducu, enaniyetli bir yapı ortaya çıkar. Bu ahlakı yaşayan kişiler, Allah’ın çirkin görüp Müslümanları sakındırdığı bütün bu kötü ahlak özelliklerinden kendileri de zarar gördükleri halde, sırf çevresindeki insanların çoğu bu şekilde yaşadığı için ve belki de aksi şekilde tavır gösterdiklerinde ezileceklerini, altta kalacaklarını, haklarını koruyamayacaklarını sandıkları için hayatları boyunca bu çirkin sistemin içine hapsolurlar. Allah bir Kuran ayetinde çoğunluğa uymanın nasıl bir sonuca sebep olacağını şu şekilde bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (En’am Suresi, 116)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Halbuki samimi bir Müslümanın farkını ortaya koyan en önemli konulardan biri budur. Bir Müslüman doğruyu ve yanlışı ayırt etmek için hiçbir zaman çoğunluğu esas almaz. Herhangi bir şeyi insanların çoğunluğu doğru dediği için doğru, yanlış dediği için de yanlış olarak değerlendirmez. Müslüman her olayı Kuran’a ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetine göre değerlendirir. Allah Kuran’da bir tavrı, bir olayı yanlış ve çirkin olarak bildirmişse, isterse bütün dünya o tavrı göstersin Allah’a iman eden bir mümin asla bu çirkinliğin kendi üzerinde oluşmasına müsaade etmez. Allah’ın Kuran’da övdüğü bir tavrı da isterse dünya üzerindeki kimse uygulamasın, Müslüman gururla ve şerefle uygular. Müslümanın Kuran ahlakına tezat oluşturacak basit bir tavrı asla olmaz. Asil tavrını her ortamda, her şartta korur. Kendisine en çirkin ahlakla yaklaşıldığında dahi, karşısındaki kişiye rahmani ve Kuran ahlakına uygun bir yaklaşımda bulunduğu zaman her zaman üstün geleceğini, Allah’ın kendisini koruyacağını bilir. Allah’ın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Al-i İmran, 139) ayetinde bildirdiği gibi, iman ettiği için ahlaken üstün ve asil olduğunun şuurundadır.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir Müslümanın çoğunluğa uymaması, toplumun genelinde gördüğü  herşeyden yüz çevirmesi, çoğunluğun yaptığı herşeyin kötü ve çirkin olduğu anlamına da gelmemektedir. Müslüman çevresinde gördüklerini Kuran’a göre değerlendirir, Kuran’a uygun olmayan yönleri eler, Kuran ahlakına uygun olan, estetik bulduğu yönleri de güzel görür. Mesela bir insanın ahlakının belli bir yönünde eksiklik olabilir, öfkeye yatkın bir yapısı olabilir. Ama aynı zamanda çok fedakar olabilir. Böyle bir durumda sırf bir kişinin öfkeli yapısı var diye bütünüyle o kişinin her yönünü kötü kabul etmek, fedakar yönünü görmemek doğru olmaz. Müslüman bu kişinin güzel yönlerini takdir ederken, kötü ahlaka ait özelliklerini de güzel sözle ve hikmetli anlatımlarla uyararak düzeltmeye gayret eder.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslüman akılcı ve dengeli bir ruha sahiptir. En zor ortamda bile tutulsa, her türlü olumsuzluğun arasından tek bir tane güzelliği gözü hemen seçer ve ruhu hemen o güzelliğe yönelir. Çünkü heryerde, herşeyde tecelli edenin Allah olduğunu bilir, güzelliklerin Allah’tan bir nimet olduğunu bilir. Çevresindeki kişilerde gördüğü olumsuz ahlak özelliklerini Allah’ın bir hikmetle, ibret alıp sakınması için; güzellikleri de görüp beğenip örnek alması için özel olarak yarattığını anlar. Bu nedenle bir Müslümanın çoğunluğa uymamaktaki kastı, insanların çoğunluğunda gördüğü bütün özellikleri külliyen reddetmesi şeklinde değil, olumsuz gördüğü Kuran ahlakına uygun olmayan ahlak özelliklerinden yüz çevirip, Kuran'a uygun güzel olan detayları da beğenip kendi üzerinde hayata geçirmesi şeklinde olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-5159805739543676316?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/5159805739543676316/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=5159805739543676316' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5159805739543676316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5159805739543676316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/musluman-cogunluga-gore-degil-kuran.html' title='Müslüman Çoğunluğa Göre Değil, Kuran Ahlakına Göre Hareket Eder'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-473092637054991769</id><published>2009-08-16T13:34:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:36:08.929-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><title type='text'>Allah Sevgisi İnsana Büyük Bir Manevi Güç Verir</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Peygamberler Allah’a bağlılıklarıyla, derin Allah korkuları ve Allah’a olan güçlü sevgileriyle bütün Müslümanlara örnek olmuşlardır. Allah’ın kendilerine verdiği tebliğ görevini hakkıyla yerine getirmiş, insanları kötülükten men etmiş, iyiliği emrederek onları güzel ahlaka davet etmişlerdir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Peygamberleri üstün kılan çok sayıdaki özellikten biri de, inkarcılar tarafından kendilerine yöneltilen baskı ve şiddet karşısında gösterdikleri güçlü, mütevekkil ve kararlı yapıdır. Peygamberleri kendilerine örnek alan Müslümanlar da yaşadıkları toplum içinde akılcı düşünce ve davranışları, güçlü kişilikleri ve samimi üslupları, asil görünümleriyle dikkat çekerler. Peygamberler gibi, onlar da hiçbir olay karşısında korku ve üzüntüye kapılmaz, her olayı hayırla değerlendirir ve etraflarındaki insanları durmaksızın iyiliğe davet ederler. Allah’ı çok anar, karşılaştıkları her olayı tek dostları olan Allah'ın yarattığını bilir, şeytanın boş vaatlerini tereddüt dahi etmeden aşar, dünyanın geçici heveslerine tamah etmezler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İman edenlerin bu üstün özellikleri; dünyanın aldatıcı süsüne meyletmemeleri, hiçbir olayda paniğe, üzüntüye kapılmamaları, korkmamaları ve her zaman itidallerini korumaları, Kuran ahlakını bilmeyen ve yaşamayan insanlar tarafından hayretle karşılanabilir. Özellikle de, dinlerini yaşamamaları ve Allah’ın dinini tebliğ etmemeleri için inkarcıların baskı ve şiddetine maruz kalmalarına, dahası onlar tarafından sürgün, hapis ve hatta ölümle tehdit edilmelerine rağmen, salih müminlerin yine de son derece rahat, mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamaları iman etmeyenlerin asla kavrayamadıkları bir durumdur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Müslümanlar İnkarcıların Baskı Ve Tehditlerine Rağmen Çok Huzurlu Bir Yaşam Sürerler&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Güzel ahlakı savunuyor ve insanlara tavsiye ediyor olmalarından dolayı toplumun bazı kesimleri tarafından şiddetli baskıya maruz kalan Müslümanların, karşılaştıkları her türlü zorluğa rağmen ibadetlerini ve güzel ahlakı eksiksiz uygulamaya devam etmeleri Allah’a olan bağlılıklarının açık bir göstergesidir. Hiç kuşku yok ki bunlar taklidi mümkün olan davranışlar değildir. Bu, yalnızca samimi olarak Allah’tan korkan müminlere has bir tutumdur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sürekli olarak Kendisi'ne yöneldikleri, dua ettikleri, yakınlığını ve rızasını kazanmak için O’nun hoşnut olacağı davranışlar sergiledikleri, dolayısıyla bütün hayatlarını yalnızca O'na adadıkları Rabbimiz'in yarattığı her olayı güzel gören Müslümanların neşelerinin sebebini merak eden, ama hiçbir şekilde anlayamayan inkarcılar, hayatları boyunca bu neşe ve huzurun küçük bir benzerini dahi yakalayamazlar. Ne kadar çok mutluluğun peşinden koşsalar da, değer yargılarının bozuk olması sebebiyle gerçek mutluluğu bir türlü bulamazlar. İman edenler ise doğal bir sevinç ve mutluluk duyarlar, Allah’ın kendilerine olan cennet vaadiyle ümitlenip sevinirler, Allah’ın kendilerine verdiği iman ile neşelenirler. Allah’ın ayetlerini görebiliyor olmaktan, peygamberlerle ve bütün takva müminlerle ahirette kardeş olma ümidini taşımaktan, Allah’ın inayeti altında olmaktan ve daha pek çok sebepten dolayı her an büyük bir neşe içindedirler. İman, benzersiz bir lüks, Allah’tan muhteşem büyük bir nimettir. Kendisine iman verilen bir kişi Allah’tan çok büyük bir lütfa erişmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Müslümanların Üzerindeki Manevi Güç İnkar Edenleri Korkuya Sevk Eder &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Allah Müslümanların karşılaştıkları zorluklar ve inkarcılar tarafından kendilerine yöneltilen tehditler karşısında ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılmamalarını ayetlerinde şöyle belirtmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; (Al-i İmran Suresi, 173)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; (Hac Suresi, 35)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;(Tevbe Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Müslümanların başlarına ne gelirse gelsin Allah’a bağlı kalmaları, güçlü, kendinden emin, kararlı ve aynı zamanda huzurlu hallerini devam ettirmeleri inkar edenleri şaşkınlığa uğrattığı gibi, aynı zamanda onları korkuya da sevk eder. Nitekim bu, onların hiç alışık olmadıkları bir davranış biçimidir. Onlar en ufak bir zorlukta ümitsizliğe kapılan, küçük bir olumsuzlukta hemen moralleri bozulan insanlardır. Müminlerin üzerindeki bu manevi gücün kaynağının iman olduğunu anlayamaz, gördükleri bu kararlılık karşısında dehşete kapılırlar. Allah ayetlerinde, inkarcıları, müminlerin güçlü imanları ve kişilikleri karşısında duydukları korkuyu şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler. Arslandan korkup-kaçmışlar.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; (Müddessir Suresi, 50-51)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, şüphesiz onların 'derin bir kavrayışa sahip olmamaları' dolayısıyla böyledir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; (Haşr Suresi, 13)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-473092637054991769?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/473092637054991769/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=473092637054991769' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/473092637054991769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/473092637054991769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/allah-sevgisi-insana-buyuk-bir-manevi.html' title='Allah Sevgisi İnsana Büyük Bir Manevi Güç Verir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3618558439013584014</id><published>2009-08-16T13:28:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:32:11.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='azap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cehennem korku'/><title type='text'>Allah'tan Ve Cehennemden Korkmak Önemli Bir Mümin Alametidir</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah Kuran’ın pek çok ayetinde Kendisi'nden korkmayı insanlara emretmiştir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Haşr Suresi, 18)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;… Öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Talak Suresi, 10)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir başka ayette Allah insanlara güç yetirebildiği kadar Kendisi'nden korkmasını, Allah korkusunu elinden geldiğince arttırmasını tavsiye etmiştir: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Tegabün Suresi, 16)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuran ahlakını bilmeyen veya tam yaşamayan bazı insanlar ise Allah’tan korkmanın önemi ve gerekliliğini yeteri kadar iyi anlayamamaktadır. Bu, Kuran bilgisi yönünden eksik olmalarından ve Allah korkusunun gerçek anlamını bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah korkusu, Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda yerleşik hale gelmiş birtakım korku türlerine hiçbir şekilde benzemez. Kuran ahlakından uzak yaşayan insan toplulukları din ahlakından uzak kalmalarının doğal sonucu olan karamsar ruh halleri doğrultusunda pek çok korkunun esiri olmuşlardır. Gelecek korkusu, yaşlanma korkusu, yalnız kalma korkusu, ölüm korkusu, ani bir hastalığa yakalanma korkusu, alay edilme korkusu, başarısızlık korkusu, deprem korkusu, ölümcül hastalığa yakalanma korkusu ve daha pek çok korku türünün tuzağına düşen bu insanlar son derece mutsuz bir hayat sürer, her an başlarına kötü bir şey gelebileceği endişesi içerisinde müthiş gergin bir halde yaşarlar. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte bu kişiler Allah korkusunu da kendi karanlık dünyalarında yaşadıkları korkular gibi sanma yanılgısına kapılmışlardır. Oysa Allah korkusunun bu sayılan korku türleriyle hiçbir ilgisi ve benzerliği yoktur. Allah korkusu, Allah’ın Yüce ahlakını bilen, Allah’ı tanıyan, O’nu çok seven bir insanda oluşan, saygı dolu, insanda coşku ve heyecan oluşturan çok asil bir duygudur. Yukarıda sayılan korkuların aksine, insanı büyük bir huzur ve mutluluğa sevk eden, aklını ve cesaretini artıran, bitmek bilmeyen bir şevk ve coşkun bir imana sahip olmasını sağlayan, insana derin bir anlayış, hikmet ve heybet veren bir korkudur. Allah’tan korkan kişi gelecek korkusu, ölüm korkusu, hastalık korkusu, yalnız kalma korkusu ve benzerleri gibi dünyevi korkulara kapılmaz. Çünkü başına her ne gelirse, ne ile karşılaşırsa karşılaşsın, bunun, tek gerçek dostu olan Allah’ın kendisi için yarattığı en hayırlı kader olduğunu bilir. Allah'ı kendisine vekil edinmiş olmanın konforunu yaşar, her işinde sadece Allah'a yönelip döner.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah Korkusu İnsana Güzel Bir Ahlak Kazandırır&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’tan korkan bir insan toplumdaki en güvenilir kişidir. Allah’tan korktuğu için yalan söylemeyecek, Allah’ın hoşnut olmayacağı kötü davranışlar sergilemeyecek, kendi çıkarları değil, başkalarının çıkarlarını gözetecek, kendi rahatını değil, başkalarının rahatını düşünecek, etrafına hep hayır ve güzellik sunmaya çalışacaktır.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah'tan korkan kişide samimiyet, dürüstlük, candanlık, vefa, sadakat, fedakarlık gibi güzel ahlaka ait tüm tavırlar en kaliteli şekilde görülür. Allah korkusu taşımayan bir insanda ise bu özelliklerin gerçek anlamda ve devamlı bulunması mümkün değildir. Zira Allah'tan, Rabbimiz'e hesap vermekten, cehenneme girip yaptığı kötülüklerin karşılığını görmekten korkmadığı için bu kısa dünya hayatında kendi çıkarlarından fedakarlıkta bulunup güzel davranışlar sergilemesini gerektiren bir durum olmadığını düşünür. Allah'tan korkan bir Müslüman ise bunun tam tersi bir tavır ortaya koyar. Her konuda Allah korkusundan kaynaklanan güçlü vicdanına başvurur ve çıkarlarını değil, güzel ahlakın sınırlarını korur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslüman Cehennemdeki Azaptan Korkar&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Cehennemden korkmak, cehennemin azabını düşünerek Allah korkusunu arttırmak da Müslümanın önemli özelliklerindendir. Allah ayetlerinde Müslümanların cehennem azabından yana korku duyduklarını belirtmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum." De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Zümer Suresi, 12-13)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) De ki: "Şüphesiz ben, Rabbime isyan edersem o büyük günün azabından korkarım."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Enam Suresi, 14-15)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Cehennemin varlığını düşünmek Müslüman için, imanını derinleştirecek, takvasını güçlendirecek, ahlakını güzelleştirecek önemli bir tefekkür yoludur. Müslüman Allah'ın Kuran’da detaylı detaylı olarak bildirdiği cehennemden korkar, cehennemin özelliklerini daima aklında tutar ve cehennemin adeta bir adım ötede olduğunu varsayarak davranır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3618558439013584014?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3618558439013584014/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3618558439013584014' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3618558439013584014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3618558439013584014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/08/allahtan-ve-cehennemden-korkmak-onemli.html' title='Allah&apos;tan Ve Cehennemden Korkmak Önemli Bir Mümin Alametidir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1764662707701664500</id><published>2009-07-22T11:35:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T11:36:19.459-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tevekkül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşünmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cennet'/><title type='text'>Derin Düşünmek Allah'ın Müslümanlara Emridir</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah insanı yaratmış, ona düşünme yeteneği bahşetmiştir. Ne var ki insanların bir kısmı bu önemli yeteneği gereği gibi önemsemez ve kullanmazlar. Oysa herkes yüksek bir düşünce kapasitesine sahiptir ve farkında dahi olmadığı bu gücü geliştirdiği takdirde oldukça derin düşünebilen bir insan haline gelebilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin düşünmek müminlerin önemli özelliklerinden biridir. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Al-i İmran Suresi, 191)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin düşünmekten neyin kastedildiğini doğru anlamak gerekir. Derin düşümek, bazı insanların sandığı gibi, sadece kendini dış dünyadan soyutlamak, karanlık bir odaya kapanıp uzun uzun düşüncelere dalmak değildir. Derin düşünmek yüzeysel değerlendirmelerden kaçınmak, olayların gerçek yüzünü görebilmek, gerçek mahiyetini kavrayabilmektir. Bunun için Kuran ahlakını yaşamak, Peygamberimiz (sav)'in sünnetine uymak, olayları bu doğrultuda değerlendirmek gerekir. Derin düşünmenin temelinde, etrafımızda var olan Yaratılış delillerini kavrayabilmek, Allah’ı ve Kuran’ı iyi tanımak, herşeye Allah'ın Kuran'da öğrettiği ahlakla ve ruhla bakmak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ı gönülden seven ve Yaratılışın delillerini gören insan, doğal olarak derin düşünmeye ve daha önce hiç fark edemediği gerçekleri görmeye başlayacaktır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin düşünmemek inkarcılara ait bir özelliktir&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin düşünmeyen insanlar, olayların sadece zahirde (görünürde, ilk bakışta) görünen kısmını fark edip, derindeki manayı kavrayamayan insanlardır. Etraflarındaki açık gerçekler üzerinde düşünmez, düşünmedikleri için de akılları uyuşur, kavrayış güçleri kırılır, böylece gözlerinin önünde apaçık duran gerçekleri dahi göremez hale gelirler. Örneğin sürekli olarak insanların öldüklerine şahit oldukları halde, sanki kendileri hiç ölmeyecekmiş gibi bir hayat sürer, ölümden sonraki sonsuz hayatları için hiçbir hazırlık yapmazlar. Ya da her gün etraflarında Yaratılışın pek çok delilini gördükleri halde, bu delillerin Allah’ın büyüklüğünü ve hakimiyetini gözler önüne serdiğini fark edemezler. Allah iman etmeyenlerin düşünce güçlerini kaybettiklerini, böylece akletmeyen bir topluluk olduklarını ayetlerinde şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;… Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (Bakara Suresi, 171)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İman edenler ise Allah’ın yaratma sanatını etraflarındaki her noktada görür ve her gördükleri detay onların düşünce ufkunu açar. Bir ağacın kupkuru dalından çıkan meyveler, başlarının üzerindeki uçsuz bucaksız gökyüzü, çevrede rastladıkları yavru kediler ve daha pek çok görüntü Allah’ın yaratma sanatını düşünmelerini sağlar, solmuş bir çiçek ya da yolda yürüyen yaşlı bir insan dünyanın geçiciliğini akıllarına getirir, gazetede gördükleri ölüm ilanları onlara ölümün yakınlığını hatırlatır. İşte tüm bu yönleriyle de düşünmeyen, akletmeyen inkarcılardan ayrılırlar ve bu şuurlu bakış açıları onların düşünen, gören, işiten, şuur sahibi, Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi akleden insanlar olmalarına vesile olur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Derin düşünmek aynı zamanda cennete bir hazırlıktır&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ın yarattığı detayları görebilen insan olmak çok önemlidir. Çünkü cennet muhteşem detaylardan oluşan bir güzellikler yurdudur. İnsanın oradaki detayları görebilmesi için kendini bu dünyada yetiştirmesi, detay görebilen, derinlik gücü olan bir insan haline getirmesi gerekir.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah cennet ile ilgili ayetlerinde cennetteki sayısız detaya ilişkin pek çok örnek vermektedir. Irmaklar, pınarlar, yeşillikler, ne sıcak ne soğuk tam kararında gölgelikler, yüksek köşkler, güzel konaklar, yükseklere kurulmuş tahtlar, çarpıcı güzellikte döşekler, yastıklar, göz kamaştıran giysiler, takılar, mükemmel tatta ve kokuda yiyecek ve içecekler Allah’ın haber verdiği cennet güzelliklerinden bazılarıdır. Müslüman, Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmayı Allah’tan şiddetle istediğinden, cennete layık olmak için şimdiden hazırlık yapmalıdır. Bu hazırlığı ibadetleriyle ve güzel ahlakıyla yaptığı gibi, Allah’ın evrende yarattığı detayları görme ve derin düşünme konusunda kendini geliştirerek de cennet hazırlığı içerisinde olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hiç kuşku yok cennet ehli müminlerin önemli bir özelliği, cennetteki detayları çok iyi görecek ve bu güzel detaylardan çok büyük zevk alacak insanlar olmalarıdır. Dolayısıyla bu dünyada cennet ehlinin vasıflarını kazanmak isteyen bir Müslüman, onların ahlaki özelliklerine ulaşmayı istediği gibi, nimetlerdeki detayları görebilme ve derin düşünme konusundaki manevi güçlerine de dünya hayatındayken erişmeyi ister. Bu nedenle büyük bir şevk ve heyecanla düşünce ufkunu geliştirir ve cennet sevinci içerisinde kendini yetiştirir. Bunun yolu da etrafında gördüğü herşeye Allah'ın sanatı ve kudretini görerek bakması, Kuran ahlakıyla düşünmesi, güzelliği fark etmesi, Yaratılış delillerini, Allah’ın nimetlerini sürekli olarak sevinçle anması ve Allah’ın sanatını Allah'ın Yüce Şanını tesbih ederek durmaksızın zikretmesidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1764662707701664500?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1764662707701664500/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1764662707701664500' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1764662707701664500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1764662707701664500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/derin-dusunmek-allahn-muslumanlara.html' title='Derin Düşünmek Allah&apos;ın Müslümanlara Emridir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3617077456527161195</id><published>2009-07-22T11:31:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T11:33:36.060-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='itidal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kader'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><title type='text'>Müslümanlar Hata Yaptıklarında da Son Derece Tevekküllü Davranırlar</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Salih müminler Allah’tan korkan, Allah’ı büyük bir aşkla, derin bir sevgiyle seven, Allah’ın inayeti altında olan müstesna insanlardır. Yalnızca Allah’tan korkar, yalnızca O’na güvenip dayanırlar. Hayatları boyunca dinin hükümlerini gözetir, Allah’ın beğendiği ahlakı sergiler, hiçbir şart ve ortamda bu ahlakın dışına çıkmazlar. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’a ve Allah’ın yarattığı kadere büyük bir saygıyla boyun eğen müminler, Allah’ı çok sevdikleri için O’ndan gelen her şeyi kendileri için bir nimet ve hayır olduğunu bilirler, tüm yaşadıklarını sevinç ve neşeyle karşılarlar. Başlarına gelen hiçbir olay karşısında üzüntüye, paniğe, öfkeye kapılmaz, hiçbir zaman itidallerini kaybetmez, her zaman tutarlı ve itidalli tavırlar sergilerler. Hiçbir olay onları kontrolden çıkarmaz. Çok istedikleri bir şeye kavuşamadıklarında ya da çok emek verdikleri bir şeyde bekledikleri sonuca ulaşamadıklarında da itidallerini korur, üzülmez, karamsarlığa, ümitsizliğe kapılmazlar. Hastalandıklarında ya da maddi imkanlarını yitirdiklerinde de imanın neşesini yaşamaya devam ederler. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kısacası hiçbir şey Müslümanın moralini bozmaz. Müslüman en olumsuz görünen bir olayda dahi büyük hayırlar olduğunu mutlaka bilir. Öyle ki, hata yaptığında da üzüntüye kapılmaz ve bunda kendisi bir hayır ve hikmet olduğu gerçeğini unutmaz. Hatayı yaptıranın da Allah olduğunun farkındadır ve Allah’ın bu hata ile kendisine bir şey öğretmeyi dilediğini bilir. Allah’ın kendisini cennetine almayı dilediğini umar ve ahlakını daha da mükemmelleştirmek için Allah’ın kendisini eğittiğini düşünür. Allah’ın kendisini denediğini anlar, tevekkül eder ve istemeden yaptığı hatanın da bir kader üzere gerçekleştiğini bilmenin rahatlığını ve huzurunu yaşar. Allah, müminlerin bu mütevekkil ruh hallerini Kuran’da şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Tevbe Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Elbette ki yapılan hata yanlıştır, ama esas itibariyle Müslüman için hata da bir hayırdır. Çünkü Müslüman yaptığı hatadan ibret alacak, tövbe ederek Allah’a yaklaşacak, kendi aczini görüp Allah’ın büyüklüğünü ve kudretini bir kez daha kavrayacaktır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu, yalnızca müminlere has bir teslimiyet halidir. Müminler başlarına gelen zorluklar ya da yaptıkları hatalar karşısında hüzün, stres, panik, korku gibi duygulara kapılmazken, iman etmeyenler aynı rahatlığı asla yaşayamazlar. Örneğin onlar için hata yapmak büyük bir azap konusudur. Hata yapan insan diğer kişilerin gözünde küçük düşeceği korkusuna kapılarak ruhsal çöküntü içine girer. Gerçekten de Allah’tan korkan ve Allah’ın emrettiği güzel ahlakı yaşamayan insanlar arasında hataya asla yer yoktur. Hata yapan insan acımasızca eleştirilir, şevki kırılır ve hatasını düzeltmek için kendisine bir fırsat tanınmaz. Normal şartlarda başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğüne çok önem veren ve hata yapmamak için olağanüstü dikkat sarf eden bir insan olmasına rağmen hata yapan ve bu durum karşısında küçük düştüğüne inanan ve hatasından dolayı dışlanan kişinin bütün dengesini sarsılır ve uzun süre toparlanamaz. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müminlerin arasında ise bu zalimane kuralların hiçbiri geçerli değildir. Hata yapan bir mümin, diğer müminlerin gözünde hiçbir şekilde küçük düşmez. Müminler her insanın aciz olduğunu, kendilerinin de hata yapabileceğini bilirler ve başkalarının yaptıkları hatalardan ibret alarak aynı hataya düşmemek için gayret gösterirler. Hata yapan kişi küçük düşürülmediği gibi, hata yapıp bundan dolayı pişmanlık duyan ve ahlakını düzeltmek için çaba harcayan kişiye sevgi ve saygı artar. Müminler, Allah'ın Rahman ve Rahim olduğunu, çok bağışlayan, çok merhamet eden, çok acıyan, çok koruyan olduğunu bilirler. Allah affedici olandır. Önemli olan müminin yaptığı hatadan ibret alması, bunu bir kader dersi olarak görmesi, tevbe etmesi ve bir daha aynı hatayı yapmamak için samimiyetle gayret etmesidir. Bir ayette Allah şöyle bildirmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="line-height: 115%; font-family: Calibri, sans-serif; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%; font-family: Calibri, sans-serif; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Maide Suresi, 39)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3617077456527161195?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3617077456527161195/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3617077456527161195' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3617077456527161195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3617077456527161195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/muslumanlar-hata-yaptklarnda-da-son.html' title='Müslümanlar Hata Yaptıklarında da Son Derece Tevekküllü Davranırlar'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2723485604777379294</id><published>2009-07-22T11:21:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T11:38:45.165-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tevekkül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><title type='text'>Müslümanlar Her Şeyi Yalnızca Allah'tan İsterler</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 27.0pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Verdana;color:#333333;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Verdana;color:#333333;"&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah, her şeyi yaratan ve Kendisi'nden başka güç sahibi bulunmayan tek İlahtır. Rabbimiz'in bu gerçeği haber verdiği pek çok Kuran ayetinden bazıları şöyledir: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah dedi ki: "İki İlah edinmeyin: O, ancak tek bir İlah'tır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun." Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Nahl Suresi, 51-52)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah; O'ndan başka İlah yoktur. En güzel isimler O'nundur.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Ta Ha Suresi, 8)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Benden başka İlah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Ta Ha Suresi, 14)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ın tek ilah olduğu gerçeğini kavrayan, tüm işleri yaptıranın, her olayı düzene koyanın Allah olduğunu bilen Müslümanlar O’na ait olan sıfatları başka bir varlığa atfetmez, tevhid inancından sapmaya ve dolayısıyla Allah’a ortak koşmaya yol açacak bir tavır ve düşünce içine girmezler. Onlar Allah’a ibadet eder ve yalnızca O’ndan yardım dilerler. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yalnızca Allah’tan yardım istemek Müslümanların en önemli özelliklerinden biridir. İnsanların bir kısmı ise başka insanların kendilerine yardım edebileceğini, kendilerine bir hayırda bulunabileceğini, örneğin kendilerini iyileştirebileceklerini ya da kendilerine para ve imkan sağlayabileceklerini düşünerek onlardan medet umarlar. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Bütün yardım yalnızca Allah’tandır. Allah bir ayette tek yardımcının Kendisi olduğunu şöyle bildirmektedir: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Yine) Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Bakara Suresi, 107)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hiç şüphe yok ki bütün gücün Allah’a ait olduğunu unutup insanlara müstakil güç ve irade isnat etmek Allah’ın Kuran’da yasakladığı bir davranıştır:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar? Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Araf Suresi, 191-192)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Nisa Suresi, 36)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;De ki: Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın… &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Enam Suresi, 151)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’a derin bir saygıyla ve imanla bağlı olan müminler yardımın ancak Allah’tan olduğu konusunda asla yanılgıya düşmezler. Dolayısıyla rızkı ancak Allah’ın verdiğini, maddi manevi bütün güç ve imkanı yalnızca Allah’ın yarattığını, canı verenin ve onu alacak olanın da yalnızca Allah olduğunu, hastalığın Allah’tan olduğu gibi, şifanın da ancak Allah’tan olduğunu çok iyi bilir, Allah’a ortak koşmadan, doğrudan Allah’tan yardım isterler. Kuran’ın ilk suresi olan Fatiha Suresi’nde Rabbimiz, Müslümanların yalnızca Allah’a ibadet ettiklerine ve yardımı yalnızca Allah’tan istediklerini şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Hamd Alemlerin Rabbinedir. Rahman ve Rahimdir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz…”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Fatiha Suresi, 1-4)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İlaç Allah dilerse kişiye etki eder&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ın tek hakim olduğunu bilen bir insana düşen, yardım edenin, sıkıntıdan kurtaranın yalnızca Allah olduğunu, hastalandığında yalnızca O’nun şifa vereceğini unutmamak, şifaya vesile olacak liaçları kullanırken bu ilaçlara ya da doktorlara özel güç atfetmemek, şifayı doğrudan Allah’tan istemektir. Nitekim iyileştiren ne ilaç ne de doktor değildir. Elbette ki kişi ilaç alacak, doktora gidecek, ama ilacın da doktorun da yalnızca Allah’ın vesile olarak yarattığı varlıklar olduğunu unutmayacaktır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Öte yandan şu da bir gerçektir ki, ilacı alan kişi mutlaka iyileşilecek diye bir kural yoktur. Nitekim kimi zaman kişi, sağlığına vesile olmasını umduğu bir ilacı alır, ama faydasını göremez. Kimi tedavi bir kişiye yarar sağlamazken, bir başkasına sağlar. Bu da, ilacın kendine has bir gücünün olmadığını, şifanın yalnızca Allah’tan olduğunu gösteren bir durumdur.   &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu gibi örnekler günlük hayatta karşılaşılan diğer pek çok olay için de geçerlidir. Örneğin kişi bazen aynı cümleyi okur, ama hiçbir şey anlayamaz. Bir başka sefer okuduğunda ise cümledeki anlamı kavrayabilir. O zaman da “daha önce nasıl anlayamadım” diye kendine şaşırır. Bunun tek açıklaması vardır; anlamayı sağlayan Allah’tır ve kişi ancak Allah dilediğinde bir şeyi anlayabilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yemek yendiğinde doyma hissini yaratan da Allah’tır. Allah bu hissi yaratmasa, kişi ne kadar yese de doyduğunu hissetmez. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yapılan sporun beden sağlığına vesile olmasını sağlayan da Allah’tır. Yoksa tek başına spor beden sağlığı için yeterli değildir. Yapılan spor eğer Allah, o sporu beden sağlığına vesile etmeyi takdir ederse fayda sağlar. Allah dilerse kişi yaptığı sporla bedenini sağlıklı ve zinde tutabilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dinlenmeyi sağlayan, uykuyu dinlenmeye vesile kılan da Allah’tır. Kişi dinlenmek amacıyla yatsa da, hiçbir şekilde dinlenememiş olarak kalkabilir. Ancak Allah kişiye rahatlık vermeyi dilerse uykusunu vesile ederek ona rahatlık verir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ezberlenen bir şeyi hafızada tutmak da yalnızca Allah’ın izniyle mümkündür. Kişi ezberlediği şeyi ancak Allah’ın dilemesiyle hatırlayabilir. Yoksa ne kadar uğraşırsa uğraşsın unutur. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Güzel bir besteyi kişi kendi kendine besteleyemez. Bütün notaları yaratan, onları biraraya getiren ve kulağa hoş gelen nağmeleri oluşturan Allah’tır. Ancak Allah insana besteyi kendi yapıyormuş hissini verir. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Aynı şekilde, güzel bir yazıyı yazdıran da Allah’tır. Cümleleri akla getiren, kelimelerin biraraya gelip anlam ifade etmelerini sağlayan Allah’tır. Allah dilemese insan anlamlı tek bir cümle dahi yazamaz. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte Müslümanlar kendi nefislerinde ve etraflarında gördükleri her şeyi Allah’ın yarattığını bilen insanlardır. Hayatlarının her anında Allah’ın hakimiyetini, inayetini ve gücünü hissederler. Bu güzel sırrı bilmek ve kavramak Müslümanlar için hem çok kıymetli bir nimet hem de büyük bir manevi güçtür. Müslümanların her şeyin Allah’tan olduğunu bilen tavırlarına Allah'In Kuran’da haber verdiği bir örnek, Hz. İbrahim’in şu sözleridir:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Bana yediren ve içiren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Şuara Suresi, 78-82)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2723485604777379294?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2723485604777379294/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2723485604777379294' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2723485604777379294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2723485604777379294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/muslumanlar-her-seyi-yalnzca-allahtan.html' title='Müslümanlar Her Şeyi Yalnızca Allah&apos;tan İsterler'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2306691530458619018</id><published>2009-07-10T09:11:00.001-07:00</published><updated>2009-07-10T09:14:32.160-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tevekkül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kader'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zorluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='algı'/><title type='text'>Müminler Allah Yolunda Kendilerine İsabet Edebilecek Zorluklardan Kaçınmazlar</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’a iman eden ve Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşayan kişiler, tarih boyunca iman etmeyenler tarafından çeşitli baskılara uğratılmış ve yıldırılmaya çalışılmışlardır. Bu durumun temelinde müminlerin salih ve temiz ahlaklarının ve yaşantılarının, inkarcıların gayri meşru ve gayri ahlaki yaşantılarına ve menfaatlerine uymaması vardır. Her Müslüman, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla sorumludur. Dolayısıyla her mümin yaşadığı toplumu Allah’tan başkasına kulluk etmemeye ve samimi imana davet eder. Tabii ki bu durum şeytanın emellerine hizmet eden, kendi çıkarı peşinde koşan, haksızlık ve zulümle makam, mevki ve menfaat elde etmeyi alışkanlık haline getirmiş, gayrı ahlaki yaşantıyı, yalanı, iftirayı, illegal kazançları ve Allah'ın sınırlarını çiğnemeyi hayat şekli olarak benimsemiş bazı kimseleri rahatsız eder. Çünkü yalnızca Allah’tan korkup Allah’a kulluk eden bir mümin, asla dünyevi menfaatlerle veya baskı ile kontrol altına alınıp gayrı meşru işlere yönlendirilemez. Dolayısıyla Kuran ahlakının tam olarak yaşandığı bir toplumda, bu tür eğilimi olan insanlar illegal eylemlerine devam edemezler. Kuran ahlakını yaşayan temiz bir toplumda, yukarıda bahsi geçen kişiler sahtekarlık yapamaz, harama el uzatmaz, hırsızlık, bozgunculuk yapamaz hale gelirler ve bu da gayri ahlaki menfaatlerinin zarar görmesi demektir. İşte bu yüzden müminlerin Kuran ahlakını yaymaya ve insanların Allah korkularını kuvvetlendirmeye yönelik ilmi faaliyetleri, gayri meşru düzenleri ve sistemleri bozulan inkarcıları müthiş rahatsız eder.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’a kalpten teslim olmuş bir Müslüman ise her ne tepki alırsa alsın, asla Allah’ın rızasını kazanma yönündeki şevkini kaybetmez. Allah, Kendi rızasını aramak için sabreden ve gayret gösteren mümin kullarının yanındadır ve mutlaka onlara yardım eder. Bu gerçeğe iman eden Müslümanlar, Allah yolunda kendilerine isabet edebilecek zorluklardan kaçınmazlar. Allah’a güvenen ve kader inancı güçlü bir mümin, inkarcılar tarafından uğratılabileceği baskılardan ve görebileceği muhtemel zarardan korkuya kapılmaz. Her olayı Allah’ın kaderinde hayır olarak yarattığını ve bunun imtihanının bir parçası olduğu gerçeğini aklından çıkarmaz. Bu bir Müslümanın, gönülden coşkuyla sevip bağlı olduğu Allah’ına sevgisini ve sadakatini gösterebilmesi için yaratılan bir imkandır. Bu yüzden tarih boyunca yaşamış tüm müminler, Allah yolunda kendilerine isabet eden zorluklardan dolayı asla yılgınlığa kapılmamışlar, tam aksine Allah’ın rızasını kazanmak için sabrettikleri tüm zorlukları birer sevinç vesilesi olarak karşılamışlardır. Kuşkusuz, zaman zaman müminlere karşı yapılan saldırılar, Allah’a gerektiği gibi iman etmeyen, tevekkülü ruhlarında yaşamayan, zayıf karakterli insanları yıldırıp korkutacak saldırılardır. Ancak aslında, salih müminlerin takva yönünden daha ileri geçebilmeleri için Allah tarafından yaratılmış hayırlı bir denemedir. Çünkü müminler, Allah’a olan tevekküllerinden dolayı inkarcıların tehditlerine karşı son derece kararlı, son derece güvenli bir tavır sergilerler. Allah müminlerin bu tavrını bir Kuran ayetinde şu şekilde haber verir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 173)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu yüzden, salih bir Müslümanın baskılardan ve muhtemel kayıplardan çekinerek Allah’ın rızasını kazanmak için gayret göstermek yerine, ilmi mücadeleden kaçınan ve sözde tehlikeden uzak bir yaşam seçmesi ona yakışmaz. Öncelikle mümin, herşeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu ve Allah’ın dilemesi dışında, başına gelecek hiçbir olayı engellemeye gücünün yetmeyeceğini bilir. Herşeyin ve herkesin tek sahibi olan Allah dilerse, bir Müslüman en tehlikeli gibi görünen bir olaydan hiç bir zarar görmeden kurtulur, fakat Allah eğer kaderde zahiren zarar gibi görünen bir olay yaşamasını dilemişse, evinde istirahat ederken de çok farklı bir olayla karşılaşabilir. Allah'ın takdir ettiği kadar dışında hiçbir şeyle karşılaşmayacağına iman edenler için, yalnız Allah'a sığınmak, O'na güvenip dayanmak ve Allah'ın takdir ettiği kadere gönülden teslim olmak büyük bri konfor ve üstünlüktür. Mümin Allah'ı dost edinmiş olmanın gücü ve kuvvetiyle yaşayan insandır. Allah bu ahlak özelliğini bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Baskılardan, zorluklardan, sıkıntılardan korunmak için ilmi mücadeleden kendilerini uzak tutan ve Allah’ın iradesi dışında (Allah’ı tenzih ederiz) kendilerini koruyabileceklerini sananlar büyük bir yanılgıdadırlar. Allah bazı Kuran ayetlerinde bu durumu şu şekilde bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;... De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir (Al-i İmran Suresi, 156)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da unutmamak gerekir ki, dünyanın dört bir yanında zorluk ve sıkıntı içinde yaşayan Müslümanların, barışa, sevgiye, bolluğa özlem duyan insanların aydınlık ve güzel koşullara kavuşmalarını sağlamak her Müslümanın sorumluluğudur. Müslüman bir kardeşi zorluk içindeyken, imkan sahibi müminlerin, o kardeşlerini yalnız bırakması Kuran ahlakına aykırıdır. Allah bir ayette müminlerin bu konudaki sorumluluğunu şu şekilde belirtmektedir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına cehd (gayret, mücadele) etmiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şu an içinde bulunduğumuz dünyayı düşünecek olursak, milyonlarca Müslüman inançlarından ötürü büyük zorluk ve baskı altında yaşamaktadır. Örneğin Doğu Türkistan halkı özellikle son elli yıldır büyük baskı altında bulunmaktadır. Nüfusun çoğunluğunu Uygur Türkleri'nin oluşturduğu Doğu Türkistan'da, Çin'in hiçbir bölgesinde yaşanmayan boyutlarda zorluklarla dolu bir hayat sürülmektedir. 1965'ten sonraki katliamlarla birlikte, öldürülen Doğu Türkistanlı sayısı 35 milyon gibi akılalmaz bir rakamdır. Filistin’deki Müslümanların yıllardır maruz kaldıkları zorluklar bütün dünyanın gözü önünde yaşanan bir gerçektir. Filistinli mazlum kadınlar, çocuklar, yaşlılar sürekli katlediliyor, Filistin halkı 50 yılı aşkın süredir mülteci kamplarında son derece zor koşullar altında yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor, hemen her gün okulları, hastaneleri bombalanıyor, evleri yıkılıyor, zeytinlikleri yakılıyor. Çeşitli Msülüman ülkelerde baskıcı idareler nedeniyle Müslüman topluluklar haksız yere hapishanelere konuluyor, çeşitli işkencelere meruz kalıyor. Filipinler’de başa gelen hemen her yönetim etnik soykırım yapıyor ve Müslümanlar sürekli katlediliyor. Keşmir’de Müslümanlara uygulanan baskılar halihazırda devam ediyor. Üstelik tüm bu saydıklarımız, dünyada Müslümanların yaşadığı zulmün yalnızca küçük bir bölümü. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah’ın rızasını kazanmak isteyen ve Allah sevgisi kalbinde sağlam bir temele oturmuş hiçbir Müslüman bu olanlara karşı kayıtsız kalmamalıdır. Bütün bu zulmün dayanağı olan ateist-materyalist-Darwinist düşünceye karşı fikri mücadele etmek her müminin görevidir. Dolayısıyla, kendince sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek için, ihtiyaç içinde olan masum Müslümanlara sırtını dönmesi kesinlikle bir Müslümana yakışmaz. Müslüman huzuru, ilmi mücadelenden kaçınmakta değil, Allah rızası için Allah yolunda gayret etmekte bulur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslümanların bu hususta dikkat etmeleri gereken konulardan biri de, bazı imanı zayıf kimselerin olumsuz telkinlerine ve tavırlarına karşı şuur açıklığı içinde olmaktır. Bazı kimseler iman ettiklerini söyledikleri halde, kalben Allah’a inanmazlar veya kalplerinde iman yönünde bir hastalık vardır. Müminlerin arasında yaşadıkları halde gerçekte iman etmemiş olan bu kimseler, hayatlarıyla Allah’a imanlarını tasdik edecek bir tavır ortaya koymazlar. Kalplerindeki iman zaafiyeti nedeniyle Allah'ın rızasını kazanmak ve Kuran ahlakının gereklerini yerine getirme konusunda şevksizdirler. Bu durumun en önemli göstergesi de Allah yolunda mücadele için hiçbir azimlerinin olmaması, ağır davranmalarıdır. Ancak samimi müminler, bu tavırlardan etkilenmezler. Çünkü onlar Allah'ın, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Rum Suresi, 60) ayetiyle bildirdiği gibi, çevrelerindeki bazı insanların bu şevksizliklerinin aslında kesin bilgiyle inanmıyor olmalarından kaynaklandığının farkındadırlar. Bu nedenle de şevklerini kaybetmedikleri gibi, aksine bu kişilerin din ahlakına sahip çıkmadıklarını, Kuran ahlakının yayılması için hiçbir çaba harcamadıklarını gördükçe mücadele azimleri artar. Hem onlara örnek olup Kuran ahlakını hatırlatmak hem de kendileri doğru olanı en güzel şekilde yaşamak için daha da şevklenirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2306691530458619018?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2306691530458619018/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2306691530458619018' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2306691530458619018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2306691530458619018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/muminler-allah-yolunda-kendilerine.html' title='Müminler Allah Yolunda Kendilerine İsabet Edebilecek Zorluklardan Kaçınmazlar'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-8339134461510693800</id><published>2009-07-10T09:09:00.001-07:00</published><updated>2009-07-10T09:14:44.197-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğüt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tevekkül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kader'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='algı'/><title type='text'>Stres ve Sıkıntı Kalbe Olumsuz Etki Eder</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“öğüt ve hatırlatma”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; olarak indirdiği Kuran’la insanlara, kendileri için &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“seçip beğendiği”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Maide Suresi, 3) dini bildirmekte, ayetlerle onlara kurtuluş yolunu göstermektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanlar ancak Allah’ın kendileri için en uygun yaşam şekli olarak belirlediği hayatı yaşayarak ve Allah’ın emir ve tavsiyelerine uyarak dünya hayatında mutlu ve huzurlu olabilirler. Nitekim Müslümanlar iman ettikleri ve Allah’ın emir ve tavsiyeleri doğrultusunda yaşadıkları için bütün hayatlarını huzur ve rahatlık içinde geçirirler. İman etmeyen ve Kuran ahlakından yüz çeviren insanlar ise hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu olamazlar. Zira bir insanın mutlu olabilmesi için öncelikle vicdanen rahat olması, sıkıntı içinde yaşamasına sebep olacak bir durum içinde bulunmaması gerekir. Vicdanın rahat olması da yalnızca iman etmek ve Allah’ın emrettiği ahlakı yaşamakla mümkündür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah insanın kalp rahatlığını ve gerçek huzuru yalnızca Allah'a imanla elde edebileceğini bir ayetinde şöyle bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (Rad Suresi, 28)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ayetten de anlaşıldığı gibi, Allah’ı anmayan inkarcıların kalpleri hiçbir şekilde tatmin bulmaz ve ne yaparlarsa yapsınlar gerçek huzur ve mutluluğu yakalayamazlar. Aksine tüm hayatlarını stres, sıkıntı, üzüntü ve kaygı içinde geçirirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kaygı, stres ve sıkıntı kalp krizi riskini arttırır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İman etmeyenlerin kendi aralarında yaşadıkları öfke, korku, güvensizlik, umutsuzluk, endişe dolu stresli ve sıkıntılı hayat kalplerini ve aynı zamanda tüm bedenlerini çok yorar, vücutlarındaki denge bozulur ve bedenlerinde oluşan gerilim karşısında vücutları tepki göstererek alarma geçer. İşte bu durumun yol açtığı en önemli hastalıklardan biri de kalp krizidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Her şeyi kendine dert edinen, her olayda üzüntüye ve öfkeye kapılacak bir yön bulan, tüm hayatlarını endişe ve karamsarlık içinde yaşayan insanlar kalp krizi geçirme riskiyle birinci dereceden karşı karşıyadırlar. Bilimsel bulgular stres, endişe, öfke gibi duyguların kalp krizinde çok önemli rol oynadığını ortaya koymakta, dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp damar hastalıklarına yol açan önemli unsurlardan birinin stres ve sıkıntılar olduğunu kaydetmektedir. Uzmanlar endişeli, telaşlı, sinirli, öfkeli, agresif, rekabetçi insanların kalp krizi oranlarının, bu davranışları daha az gösteren insanlardan daha fazla olduğunu belirtmekte, stres derecesi ne kadar yüksek ise kandaki akyuvarların tepkisinin o kadar zayıfladığını ifade etmektedirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslümanlar Allah’a güvenip dayanırlar ve hiçbir olay karşısında sıkıntıya kapılmazlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İman edenler Allah’a tevekkül ettikleri ve hiçbir olay karşısında paniğe, üzüntüye, ümitsizliğe kapılmadıkları için bedenen de sağlıklı ve zinde kalırlar. Allah'a güvenip dayanmalarının, başlarına gelen her şeyi Allah’tan bir hayır olarak değerlendirmelerinin etkisi genel beden sağlıklarına da olumlu olarak yansır. Onların da hastalıkları olur, onlar da yaşlanırlar, ama hastalıkları ya da yaşlanmaları stres ve sıkıntıların yol açtığı manevi çöküntüden kaynaklanmaz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Müslümanların başlarına gelene güzel gözle bakmaları ve hiçbir şeyden paniğe ve karamsarlığa kapılmamaları Allah’a olan sevgilerinin ve bağlılıklarının bir göstergesidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Onlar Allah’ın yarattığı her şeyde kendileri için bir güzellik olduğunu bilir, her işlerinde Allah’ı dost ve vekil edinir, O’na sığınırlar. Nitekim Allah tüm insanlığa göndermiş olduğu Kuran’da vekil olarak Kendisinin yeteceğini, her şeyin Kendi kontrolünde olduğunu bildirmiş, insanlara kadere teslim olmayı ve tevekküllü davranmayı öğüt vererek kaygıdan, endişeden, paniğe, sıkıntıya kapılmaktan onları men etmiştir. Bu konuda Kuran’da çok fazla ayet bulunmaktadır. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah bir ayetinde de Peygamberimiz (sav)'e sıkıntıya düşmemesi için tavsiyede bulunmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir Kitap'tır ki onunla uyarman için ve mü'minlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. (Araf Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir başka ayetinde de Allah Peygamberimiz (sav)'e, onun yalnızca Kuran ahlakını tebliğden sorumlu olduğunu ve hidayeti verecek olanın ancak Kendisi olduğunu hatırlatmakta, bu nedenle insanlar hiyadet bulmadığında kendisini üzmemesini ona tavsiye etmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?) (Şuara Suresi, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir. (Kasas Suresi, 56)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah insanları her şart ve olayda tevekküllü olmaya, her şeye hayır gözüyle bakmaya, gerçekleşen her şeyin Allah’tan olduğunu bilerek yaşamaya çağırmakta, kalpte sıkıntı duymaktan, üzülmekten, gereksiz yere endişeye kapılmaktan onları men etmektedir.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Stres ve sıkıntı pek çok hastalığa yol açmaktadır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Her şeyde strese ve karamsarlığa kapılan insanlar bu davranışlarıyla kendilerini maddi ve manevi zarara uğratırlar. Kalp rahatsızlıklarının yanı sıra strese bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıkların başlıcaları; tansiyon hastalıkları, migren, bazı kemik hastalıkları, böbrek dengesizliği, solunum bozuklukları, alerjiler, beyinde büyüme meydana gelmesi gibi sorunlardır. Uzmanlar stresin yıkıcı etkilerinden korunmak için sakin ve dengeli bir yapıya, rahat, huzurlu, güvenli ve kaygıdan uzak bir ruh haline sahip olunması gerektiğini ifade etmektedirler. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Huzurlu, dengeli ve rahat bir psikoloji ise, ancak Allah’a ve Allah’ın şiarlarına olan gönülden bağlılıkla ve Kuran ahlakının eksiksiz yaşanmasıyla mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-8339134461510693800?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/8339134461510693800/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=8339134461510693800' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8339134461510693800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8339134461510693800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/stres-ve-sknt-kalbe-olumsuz-etki-eder.html' title='Stres ve Sıkıntı Kalbe Olumsuz Etki Eder'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-710058740815763813</id><published>2009-07-10T09:05:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T09:14:56.080-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evren'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='görüntü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='algı'/><title type='text'>Tüm Canlıları ve Eşya Alemini Yaratan Allah’tır</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Evrendeki her nokta Allah’ın yarattığı sayısız güzellikle doludur. Etrafımıza göz gezdirdiğimizde karşılaştığımız her şey; yemyeşil yapraklarla süslü dalları göğe yükselen &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ağaçlar, rengarenk çiçekler, sevimlilikleriyle insanın şefkat ve merhamet hislerini coşturan kediler, köpekler, tavşanlar, sincaplar, civcivler, papağanlar, heybetleriyle kendilerine hayran bırakan kaplanlar, aslanlar, atlar, tatları, koku ve estetik görünümleriyle insanı cezbeden meyveler, sebzeler, yiyecek ve içecekler, masmavi gökyüzünü saran bulutlar, Ay, Güneş, karanlıkta ışıl ışıl parlayan yıldızlar, ihtişamla yükselen dağlar, yeryüzününün büyük çoğunluğunu kaplayan denizler, okyanuslar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ve saymakla bitirilemeyecek daha pek çok güzellik… Her biri Allah’ın muhteşem sanatının eşsiz örneklerindendir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Denizin üzerinde sakin bir şekilde seyreden tonlarca ağırlıktaki &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;gemiler,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; havada süzülerek giden &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;uçaklar, evlerimizdeki elektronik aletler ve her türlü teknolojik araç, televizyonlar, müzik setleri, bilgisayarlar, işlerimizi kolaylaştıran makineler, içinde ikamet ettiğimiz evler, apartmanlar, binalar, otoyollar, arabalar… &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bunların da hepsi Allah’ın sonsuz aklı ve sanatı ile yarattığı ve insanların hizmetine verdiği nimetlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki insanların bir kısmı canlıları ve doğadaki unsurları Allah’ın yarattığını kabul ederken, insan eliyle üretilen şeylerin; örneğin köprülerin, gökdelenlerin, sürat motorlarının, kıyafetlerin, kısaca eşya aleminin de Allah tarafından yaratıldığını kavrayamaz ve bunları insanların - Allah’ı tenzih ederiz - müstakil güçleriyle yaptıklarını zannederler. Oysa &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;hiçbir varlığın kendine has müstakil gücü yoktur. Şehirler, medeniyetler kuran, uçakları tasarlayan, gemileri, tankerleri inşa eden insanlar da Allah’ın yarattığı aciz birer varlıktırlar ve Allah dilediği için hareket edebilmekte, Allah dilediği için düşünüp akledebilmekte ve ortaya bir ürün çıkarabilmektedirler. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah dilemese onlar da dileyemez ve hiçbir şeye güç yetiremezler. Allah bir Kuran ayetinde bu konuyla ilgili şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İnsan Suresi, 30)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bir başka Kuran ayeti ise şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;… Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "Ol" der, o da hemen oluverir. (Al-i İmran Suresi, 47)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Allah insanların ısınmaları için&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kaloriferileri,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; sıcak su temin etmeleri için &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kombileri, şofbenleri, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;gidecekleri yere kolay gidebilmeleri için &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yolları, arabaları, trenleri, deniz taşıtlarını,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yemek ihtiyaçlarını gidermek için çeşit çeşit &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yiyecekleri&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ve bu yiyeceklerin pişirildiği &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;fırınları, ocakları, tencereleri, tavaları &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yaratmakta, kısacası insanların emrine verdiği eşyalar vesilesiyle onların bu dünya hayatında rahat yaşamalarını sağlamaktadır. Aynı şekilde, soğuktan koruyan kalın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;giysileri, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yaz güneşinden koruyan yazlık &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ince giysileri &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;yaratan ve insanların rahat etmeleri için çeşit çeşit &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;giyim eşyasını &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;onların hizmetine veren de Allah’tır. Bu giysiler insanları hem soğuk ya da sıcaktan koruduğu gibi, aynı zamanda onlara bir de süs kazandırmaktadır. Allah giyim eşyalarını Kendisinin yarattığını bir ayetinde şöyle belirtmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ey Ademoğulları, Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik (var ettik)... (Araf Suresi, 26)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bir başka ayette Allah insanlar için giyimlikler var ettiğini şöyle belirtmektedir:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;… Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz. (Nahl Suresi, 81)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzündeki bütün kumaşları ve yünleri var eden, ipliği ve yünü eğirmeyi ve dokumayı, kumaşı üretmeyi ve işlemeyi insana öğreten ve bunlara dair tüm teknikleri yaratan Allah’tır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Renkleriyle göz kamaştıran &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ipek, saten, atlas &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ve daha pek çok göz alıcı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kumaş &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;türü ve bu kumaşlarla yapılmış &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;giysiler &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;insanların çok hoşuna gitmektedir. Bu kumaşlar ve giysilerin yanı sıra dünya hayatında varolan tüm eşya, aynı zamanda, insanın cennet hakkında fikir sahibi olabilmesi için Allah’ın özel olarak yarattığı güzelliklerdir. Allah cennette, dünyada gördüğümüz tüm bu güzelliklerin kat kat güzelini yaratacaktır. Nitekim cennet, dünyayla kıyas bile yapılamayacak mükemmellikte ve sonsuz güzellikte bir yerdir. Allah cenneti ve cennetteki eşsiz nimetleri bu dünya hayatında iman edip salih amellerde bulunanlara nasip edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gördüğümüz her şey beynimizde bir algı olarak yaratılmaktadır&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görme işleminin nasıl gerçekleştiğini okul yıllarında öğrendiğimiz bilgiyi tekrar ederek hatırlayabiliriz: Gördüğümüz şeyden gelen ışık gözün ön kısmındaki mercekten geçerek retinaya düşer ve buradaki sinir uçları tarafından elektriksel akıma dönüştürülerek beyindeki görme merkezine iletilir. Beyin bu sinyalleri anlamlı hale getirir ve görüntü olarak algılar. Diğer bir deyişle insan gördüğü şeylerin asıllarıyla asla muhatap olamaz; onların yalnızca kopya görüntülerini beyninde algılayabilir. Bu, bilimin gösterdiği büyük bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin biz bir eşyaya, örneğin evimizdeki buzdolabına baktığımızda onu ancak beynimizin arka tarafındaki küçücük bir bölgede görürüz. Işık gözümüzdeki retinaya geldiğinde, retinada buzdolabını ters ve iki boyutlu görüntüleri oluşmakta, ardından bu görüntü, elektrik akımına dönüşerek beynimizin arkasındaki görme merkezine ulaşmaktadır. Bunun üzerine biz de buzdolabının düz, üç boyutlu ve kusursuz görüntüsünü beynimizdeki bu görme merkezinde görürüz. Diğer bir anlatımla biz buzdolabının aslıyla değil, onun sadece kopyasıyla muhatap oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre insanın günlük hayatında karşılaştığı her şey; sokaklar, caddeler, caddelerde yürüyen insanlar, etrafta koşuşturan çocuklar, artlarında beyaz bir iz bırakarak uçan jetler, dükkanlar, süpermarketler, mağazalar, dev alışveriş merkezleri, villalar, iş yerindeki çalışma arkadaşları, ailesi, arkadaşları, evi, evindeki tüm eşyalar, gardırobundaki tüm giysiler, kısacası doğduğu andan öleceği ana kadar &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“görüyorum” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;dediği şeylerin yalnızca kopya görüntüleriyle muhatap olmaktadır. Bu açık gerçeği biraz düşünen insan, Allah’ın yaratma sanatının inceliklerine de daha iyi vakıf olmaya başlar. Allah evrendeki harikalıkları büyük bir akıl ve sanat ile yaratmakta, ancak bütün bu güzellikleri bizlere yalnızca beynimizdeki küçücük bir noktanın içerisinde göstermektedir. Bu da, Allah’ın en büyük mucizelerinden ve muhteşem sanatının en açık göstergelerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük ve kesin gerçek doğrultusuda, eşya aleminin kaynağının &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“insanlar” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;olmadığı da çok daha kolay kavranabilir. Nitekim eşya da, eşyanın üretilmesine vesile olan insanlar da Allah’ın beynimize birer algı olarak hissettirdiği kopya görüntülerden başkası değildir. Eşya dışarıda vardır ama biz asla dışardaki eşya ile muhatap olmayız, bizim muhatap olduğumuz sadece beynimizdeki kopyalarıdır. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eşya alemini ya da canlılığı; içlerindeki bütün detaylarla birlikte, tamamını aynı yerde; beynimizde yaratan ise Yüce Allah’tır. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-710058740815763813?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/710058740815763813/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=710058740815763813' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/710058740815763813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/710058740815763813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/tum-canllar-ve-esya-alemini-yaratan_10.html' title='Tüm Canlıları ve Eşya Alemini Yaratan Allah’tır'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-774066777012666760</id><published>2009-07-10T09:02:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T09:15:12.053-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ölüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeytan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>Sonsuz Kayba Sürükleyen Bir Yanılgı 'İleride Yaparım Mantığı'</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Hele bir elli yaşıma geleyim namaza başlayacağım”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ya da&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; “Belli bir yaşa geleyim ibadetlerimi yaparım ama şu an gencim, hayat tarzım buna el vermiyor” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;benzeri sözleri hepimiz etrafımızdan duymuşuzdur. Bu sözlerin ardındaki yanlış mantıklar nelerdir? Insanlar hayatlarının asıl önemli konularını, neden ertelerler? Bu kişiler masum bir bahane olarak gördükleri&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“İleride yaparım”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;mantığının, onları sürükleyeceği sonsuz azabın farkında mıdırlar?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Vicdan insanı daima doğru olana yöneltip iletir. Ancak bazı insanlar doğru olanı uygulayarak aklen ve ruhen rahat bir hayat sürmek yerine, vicdanlarını örterek zor olanı seçerler. Bu insanlar &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"şeytanın adımlarını izlerken" &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;doğru yolda olduklarını iddia eder, din ahlakına uygun olmayan davranışları için birtakım mazeretler öne sürerler. İnsanların vicdanlarına uymamak için kullandıkları söz konusu mazeretlerden biri de kendi kendilerine aldıkları &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“İleride yaparım”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; kararıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanlar Neleri İleride  Yapacaklarını Söylerler?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İbadetleri İleride Yapacaklarını  Söylerler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Din ahlakını gereği gibi kavrayamamış bazı insanlar,  Allah'a ve Kuran'a inandıklarını, ancak ibadetleri ileri yaşlarında yerine getireceklerini söylerler. Hacca gitmek, namaz kılmak gibi ibadetler çoğu kişi tarafından yaşlılık dönemine ertelenir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu yanılgı içerisindeki insanlar, doğruyu aslında bilmektedirler ve vicdanlarının emrettiklerine uyduklarında tüm yaşantılarını buna göre düzenlemeleri gerekeceğinin de farkındadırlar. Örneğin samimi bir şevkle namaz kılmaya başladıkları zaman,   Allah'ın bir vaadi olarak, hangi davranışın din ahlakına daha uygun olduğunu vicdanları daha net bir şekilde söylemeye başlayacaktır. Nitekim bir ayette, namazın insanları doğruya yönelttiği şöyle bildirilmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Sana kitaptan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar(fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut Suresi, 45)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Birçok insan bu gerçeği bilir ancak ibadetlerin getirdiği vicdani sorumluluklardan bir mazeret bularak kurtulmaya çalışır. Allah'ın kesin olarak emrettiği bu hükümleri inkar edemez, ama ileride hepsini yapacağına dair kendisine ve çevresine vaatlerde bulunur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuran Ahlakına Uygun Tavırları İleride Yapacaklarını Söylerler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Erteleme sadece ibadetler için geçerli değildir. Günlük yaşantıda karşılaşılan bazı olaylarda da vicdanın yönelttiği doğruları uygulamak ertelenir. Bazı insanlarda&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Şimdilik böyle yapayım, bir dahaki sefere düzeltirim"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; mantığı vardır. Bu mantıkla yapılan ertelemelere verilebilecek bazı örnekler şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Boş vakit geçirmenin doğru bir davranış olmadığını bilen bir kişinin kendisine hiçbir yarar sağlamayacağını bildiği bir televizyon programını, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”Bugün de izleyeyim bir daha izlemem”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; deyip saatlerce izleyerek zamanını Allah'ın razı olacağı şekilde değerlendirmeyi ertelemesi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedikodunun Yüce Allah'ın Kuran'da yasakladığı yanlış bir tavır olduğunu bilmesine rağmen kişinin bunu önemsemeyip dedikodu yapması ve bu davranışını başka bir zaman terk edeceğini söyleyerek ertelemesi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Temizliğin çok önemli bir ibadet olduğunu bilen bir kişinin, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”Bugün de böyle idare edeyim daha sonra detaylı bir temizlik yaparım” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;diyerek temizliği ertelemesi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yaptığı bir ticarette daha çok kar elde etmek amacıyla karşı tarafın hakkını yiyen bir  kişinin, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”Bu seferlik böyle olsun, bir sonraki işte adil olacağım”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; demesi ve tek amacı o an için en fazla parayı kazanabilmek olduğundan Allah'ın bir emri olan ticarette dürüst ve adil davranmayı şuursuzca ertelemesi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Karşısındakine sinirlenip son derece kırıcı sözler sarf eden hatta fiziksel zararlar veren bir kişinin, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”Bu sefer de kendimi tutamadım ama bir dahaki sefer sinirlenmeyeceğim”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; diyerek öfkesini yenmeyi ertelemesi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuşkusuz bu örnekler çoğaltılabilir. Hepsinin ortak noktasıysa vicdanen doğru olduğu bilinen güzel bir davranışın daha ileride yapılacağı bahanesiyle ertelenmiş olmasıdır. Oysa Yüce Rabbimiz Kuran ayetlerinde insanın ertelediklerinin de hesap gününde karşısına çıkacağını şöyle bildirir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca Rabbinin Katıdır. İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.” (Kıyamet Suresi, 12-13) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"İleride Yaparım" Mantığına Sebep Olan Çarpık Anlayışlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dünyadaki Zevklerden Mahrum Kalınacağı Kaygısı: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bazı insanların özellikle ibadetleri yerine getirmeyi daha ileri bir zamana ertelemelerinin temel sebebi, bu kişilerin din ahlakına göre yaşamaya başladıkları takdirde tüm dünyevi zevklerden mahrum kalacaklarını zannetmeleridir. Şüphesiz bu, insanların Kuran ahlakını yaşamalarını engellemeyi amaç edinen şeytanın bir aldatmacasıdır. Allah Kuran'ın birçok ayetinde nimetlerini müminlere hem dünyada hem de ahirette sunduğunu bildirmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“... İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur. Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der. İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir.” (Bakara Suresi, 200-202)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ayrıca bir insanın bir nimetten gerçek anlamda zevk alabilmesi için o kişinin ruhen huzurlu olması gerekir. Vicdani bir rahatsızlık içinde olan kişi, her türlü nimet içinde bulunsa da hiçbir şeyden zevk alamaz. Bu nedenle dünya hayatını kendilerince doyasıya yaşayabilmek için vicdanlarına uymayanlar veya vicdanlarının emrettiklerini yapmayı erteleyenler, büyük bir hataya düşmektedirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ölümün Her An Gelebileceğinin Göz Ardı Edilmesi: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ertelemek ancak ahireti ve ölümü düşünmeyen, Allah'ın vaadi olan bu iki apaçık gerçeği kendilerine yakın görmeyen insanlara mahsus bir tavırdır. Herşeyden önce insan ne zaman, nerede ve ne şekilde öleceğini bilmemektedir. Örneğin şu an bu yazıyı okuyan kişi kendisini güvencede hissediyor olabilir. Ancak ansızın meydana gelebilecek bir olay veya bu yazıyı okuduktan yarım saat sonra bineceği arabanın kaza geçirmesi, merdivenlerden inerken ayağının takılıp düşmesi kolaylıkla bu kişinin ölümüne neden olabilir. Oysa Allah kesin olarak bildirmektedir ki, ölüm meleğini karşısında gören her insan ertelediği şeylerden dolayı büyük bir pişmanlık duyacaktır ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Keşke hepsini yapsaydım"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; diyecektir. Bu tarifi mümkün olmayan ve asla dönüşü de bulunmayan pişmanlık, Kuran'da şu şekilde haber verilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım," "Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim." "Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kuran'dan) saptırmış oldu..."” (Furkan Suresi, 27-29)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Asıl Cezanın Ahirette Verilecek  Olması: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah'ın vereceği asıl cezanın bu dünyada değil, ahirette verilecek olması da birçok insanı yanıltan durumlardan biridir. Eğer Allah yapılan her vicdansızlığın karşılığını o an verseydi, insanlar bir kez karşılık aldıktan sonra bir daha vicdansızlık yapamazlardı. Dolayısıyla, Allah'ın yapılan vicdansızlıklara hemen karşılık vermemesi insanları aldatmamalıdır, çünkü her birinin karşılığı ahirette eksiksiz olarak verilecektir. Allah bu yanlış mantıkta olanları bir ayette şöyle haber vermektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“… Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.” (Mücadele Suresi, 8)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Ertelemek ancak inkarda artıştır...” (Tevbe Suresi, 37)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bazı insanlar ahireti düşünmedikleri için dünyada türlü bahanelerle, yalanlarla vicdanlarını rahatlatmaya çalışabilirler. Bu onlara geçici bir rahatlık sağlayabilir ve vicdanlarının emrettiği gerçeklerden kısa süre de olsa kaçmalarına neden olabilir. Ancak vicdanlarını mazeretlerle susturanların sonu, bir ayette şöyle haber verilir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de.” (Mümin Suresi, 52) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanın yapması gereken, Allah'ın kendisine lütfettiği her günü, O'nun rızasını kazanmak için Kuran'da bildirilen ahlaka en iyi şekilde  yaşamaya çalışmak ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”İleride yaparım mantığı”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;nın kendisini sürükleyeceği sonsuz azabı iyice düşünerek bu tavırdan titizlikle kaçınmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan gayret edip irade göstererek Allah’ın izniyle cenneti kazanabilecekken, tembellikler ve ertelemeler yüzünden dünyasını da sonsuz ahiret hayatını da kaybedebileceğini unutmamalıdır. Hayır getirecek bir işin ertelenmesi kişiye umulmadık kayıplar getirilebilir. Ertelemekten vazgeçen kişi ise sürekli olarak ilerler. Çok kısa sürede olgunlaşmış ve imanında derinlik elde etmiş olduğunu görür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ertelemeden, zamanında yapılan bir ibadet, geciktirmeden yerine getirilen bir güzel ahlak özelliği, Müslüman için kazançtır. Ayrıca müminin Yüce Rabbimiz’e olan teslimiyetini, sevgisini, inancını, imanını göstermesi için birer vesiledir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ünlü İslam alimi İmam Gazali de bir sözünde insanın ilerisi için yaptığı planları uygulamaya belki de hiç fırsatı olamayacağına ve ölümün yakınlığına şöyle değinir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;”Nice nefes alanlar vardır, aldıkları son nefesi geri vermeden ansızın ölüm onları yakalamıştır. Öyleyse gerçekte senin sahip olduğun sadece bir nefesten ibarettir; ne bir gün ve ne de bir saat! Bir nefesi bile geçirmeden Allah'a itaate ve tevbeye yönel. Belki de ikinci bir nefese erişemeden ölüm seni yakalar! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İmam Gazali, Cennete Doğru, (Yedi Geçit), Minhacü'l-Abidin, sf. 118)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-774066777012666760?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/774066777012666760/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=774066777012666760' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/774066777012666760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/774066777012666760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/sonsuz-kayba-surukleyen-bir-yanlg.html' title='Sonsuz Kayba Sürükleyen Bir Yanılgı &apos;İleride Yaparım Mantığı&apos;'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-9012565128138243824</id><published>2009-07-10T08:59:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T09:15:25.442-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süleyman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>Hz. Süleyman' ın Görkemli Hakimiyeti ve Güçlü Ordusu</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold; font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi, 17)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hz. Süleyman, eşi ve benzeri görülmemiş, çok güçlü bir orduya sahiptir. Bu ordu, cinlerden, kuşlardan ve insanlardan oluşmaktadır ve çok güçlü bir istihbarat ağıyla desteklenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette Hz. Süleyman'ın tek bir ordusunun değil, ordularının olduğundan bahsedilmektedir. Bu çoğul kelime onun ordusunun gücünün ve sayıca üstünlüğünün de bir ifadesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Süleyman'ın ordusunun en dikkat çekici yönlerinden biri ise disiplinidir. Cinler, kuşlar ve insanlar gibi üç farklı topluluk aynı ordu içinde, büyük bir uyumla görev almakta, ordudaki düzende en ufak bir aksaklık yaşanmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordusunun cinler ve şeytanlarla desteklenmesi, Hz. Süleyman'a pek çok açıdan üstünlük sağlamıştır. Bu varlıklar insanların yapamadıkları pek çok şeyi kolaylıkla yapabilirler.    &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"... Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir..." &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Araf Suresi, 27) ayetiyle bildirildiği gibi, kendilerini göstermeden insanları görebilirler. Bu özellik, cinlere istihbarat konusunda çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini. (Sad Suresi, 36-38)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Ayette geçen &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"sağlam kementlerle birbirine bağlanmış"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ifadesi, Hz. Süleyman'ın, hizmetine verilmiş olan cin ve şeytanlar üzerinde çok büyük bir hakimiyeti olduğuna işaret etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgiler, Hz. Süleyman'ın hakimiyetinin sadece dindar ve teslim olmuş cinleri değil, inkarcıları da kapsadığını ortaya koymaktadır. Bu ayetten Hz. Süleyman'ın şeytanları, şeytanın etkisi altındaki insanları ve dinsiz kimseleri zararsız hale getirdiği anlaşılmaktadır. Dahası onları İslam'a faydalı hale getirmiş, onlara çeşitli görevler vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah bu ayette, İslam ahlakının yaşandığı bir ortamda şeytani mizaca sahip olan kötü niyetli insanların topluma zarar vermelerinin engellenmesi gerektiğine işaret ediyor olabilir. Bu kimseleri Allah yolundaki bir hizmette görevlendirmek ise hem olası zararları engelleyecek, hem de İslam adına bir fayda oluşmasına vesile olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;   &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Enam Suresi, 82)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;(Enam Suresi, 79)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetle insanlara zulmeden, kötülük yapan, yeryüzünde fitne çıkaran şeytan karakterli kişilerin çok sıkı bir kontrol sistemi ile denetlenmeleri gerektiğine işaret ediliyor olabilir. Bu kişilerin halkın arasına karışarak insanlara zarar vermeleri engellenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah bu ayetiyle ahir zamanda suçluların cezalandırılmasında uygulanacak olan yöntemlere dikkat çekmiş olabilir. O dönemde suçluların topluma zarar vermeleri engellenecek, ancak bu kişiler, çeşitli hizmetlerde çalıştırılarak insanlara faydalı hale getirilecek olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette bildirilen   &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"sağlam kementler" &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ifadesiyle, Allah, ahir zamanda kullanılan elektronik pranga benzeri bir güvenlik sistemine dikkat çekiyor olabilir. Bu şekilde söz konusu kişilerin kaçmaları, hem kendilerine hem de çevrelerindeki insanlara zarar vermeleri engellenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu? Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım, ya da onu boğazlayacağım veya o, Bana apaçık olan bir delil getirmelidir." (Neml Suresi, 20-21)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetler göstermektedir ki, Hz. Süleyman, ordusunu düzenli olarak teftiş ediyor, bir aksaklık olduğunda bunu hemen fark ediyor ve gereken önlemleri alıyordu. Disiplini bozacak hareketlerde bulunulmasına kesinlikle izin vermiyordu. İzinsiz ve habersiz olarak ortadan kaybolmanın çok önemli bir hata olduğu Hz. Süleyman'ın yukarıdaki sözlerinden anlaşılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-9012565128138243824?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/9012565128138243824/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=9012565128138243824' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/9012565128138243824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/9012565128138243824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/hz-suleyman-n-gorkemli-hakimiyeti-ve.html' title='Hz. Süleyman&apos; ın Görkemli Hakimiyeti ve Güçlü Ordusu'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2470719043099945329</id><published>2009-07-10T08:56:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T09:15:38.503-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeytan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ümitsiz'/><title type='text'>Şeytan İnsanlara Ümitsizlik Aşılamak İster</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şeytan kendini dost edinen insanlara her zaman kendine güvensizliği, gelecekten yana ümitsiz olmayı, olaylara hep karamsar açıdan bakmayı telkin eder. İnsanların iman etmelerini, Allah'a karşı itaatli olmalarını, kadere teslim olmuş, tevekküllü, ümit ve şevk dolu bir şekilde yaşamalarını istemez. Çünkü bu sayılanların hepsi hem Allah'ın beğendiği ve O'na yakınlaştıran hem de din ahlakının yaşanması için zorunlu olan özelliklerdir. Şeytan ise insanların Allah'a yakınlaşmalarını, Allah'ın dinini şevkli ve kararlı bir biçimde yaşamalarını istemez. Bu yüzden kişiyi ümitsizlik telkiniyle yılgınlığa, şevksizliğe, karamsarlığa, çaresizliğe ve bıkkınlığa sürüklemeye çalışır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şeytanın mümine yaptırmak isteyip de yaptıramadığı şeylerden biri de olumsuz gibi görünen şartlarda ümitsizliğe düşürmektir. Şeytan yalnızca samimi müminlere güç yetiremez, onları kendi yanına çekemez. Çünkü müminler imanlarından dolayı her zaman Allah'ın emir ve tavsiyelerine uyarlar. Ümitvar olmak Allah'ın Kuran'da bildirdiği kesin bir emirdir. Bu nedenle iman edenlerin bu konuda da farklı bir tutum göstermeleri söz konusu olamaz. Zira Allah ayetinde müminlere, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"... Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; (Yusuf Suresi, 87) buyurmaktadır. Bu yüzden müminler böyle bir ruh haline girmekten şiddetle kaçınırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde, diğer Kuran ayetlerinde de umutsuzluğa kapılmak kınanmakta ve inkar edenlerin olumsuz bir özelliği olarak anlatılmaktadır. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun Katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun Biz, o kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan taddıracağız. (Fussilet Suresi, 49-50)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkâr edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır. (Ankebut Suresi, 23)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Ümitsizliğe düşen, isyana kapılan kişi şeytanın tuzağına düşmüş, onun emirlerini yerine getirmiş olur. Her zaman ümitvar olan, geleceğine daima ümitle bakan mümin ise hem Allah'ın hoşnutluğunu ve ahiret sevabını kazanır, hem de Allah'ın bir nimeti olarak dünyada da sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürer. Her şartta ümitvar, Kuran'a sıkı sıkıya bağlı ve Allah'ı çok yakın dost edinmiş olacağı için şeytan ümitsizliğe kapılması yönünde onu kandıramayacaktır. Bu konu din ahlakının özünü oluşturan önemli konulardan biri olduğu için mümin Kurani her konuya olduğu gibi bu konuya da oldukça titizlik gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun bir diğer yönü de, Allah'ın dininin yaşanmasını istemeyen şeytanın, insanlara her zaman din dışı ahlak modellerini yaşatmak istediği ve ümitsizliğin de bu modelin bir parçası olduğudur. Öyle ki bazı toplumlarda ümitsizlik adeta bir yaşam felsefesi haline gelir. Şeytanın etkisine aldığı insanlar, ümitsizliğin ve karamsarlığın dile getirildiği, şarkılardan, filmlerden ve anlatımlardan nefsani bir lezzet duyar hale gelirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ümitsiz insanın aklı, mantık örgüsü, yargı ve muhakemesi sağlıklı karar almaya uygun değildir. Ümitsizlik insanın fizik ve akıl sağlığını kaybetmesine neden olduğu gibi, şiddetine göre kimi insanları kendi hayatına son vermeye, intihar etmeye kadar sürükleyen bir ruh hastalığıdır. Elbette böyle bir insanın Kuran ahlakını gereği gibi yaşaması beklenemez. Bu da şeytanın son derece işine gelen bir durumdur. Çünkü bu şekilde insanları din ahlakından ve ahiretten bir beklentileri olamayacak biçimde saptırmış, kendisiyle birlikte sonsuz azaba sürüklemiş olur. Zaten insanlık tarihi boyunca şeytanın en büyük hedefi de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümitsiz insan kendine olduğu gibi etrafındaki insanlara da olumsuz ve karamsar bir hal aşılar. Bu tutumuyla adeta şeytanın bir yardımcısı gibidir. Çünkü şeytan insanlara yerleştirmek istediği ruh halini onun vasıtasıyla telkin etmektedir. Böyle bir tutumla da insan -bilerek ya da bilmeyerek- şeytanın hizmetine girmiş olur. Oysa insan şeytana değil, Allah'a kulluk etmek için, Allah'ın dinine hizmet etmek için yaratılmıştır.&lt;/span&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2470719043099945329?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2470719043099945329/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2470719043099945329' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2470719043099945329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2470719043099945329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/seytan-insanlara-umitsizlik-aslamak.html' title='Şeytan İnsanlara Ümitsizlik Aşılamak İster'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-33633790290697741</id><published>2009-07-10T08:54:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T09:15:50.325-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Muhammed'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='samimi'/><title type='text'>Samimi Davranmak Müslümana Her Zaman Kazanç Getirir</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(51, 51, 51); font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Güçlü bir imana sahip olmayan bazı insanlar genellikle samimi ve güzel ahlaklı davranmanın kendilerine zarar vereceğini düşünürler. Çünkü insanlarn büyük çoğunluğu küçük yaştan itibaren samimiyetin ve dürüstlüğün kayıp getireceği gibi gerçek dışı bir telkinle yetiştirilmişlerdir. Bu yanlış mantık pek çok yönden insanlara telkin edilir. Materyalist düşünceyle hareket eden anne babalar çocuklarına vicdanlı, dürüst, samimi davranmayı değil, sadece kendi çıkarlarını korumayı yani kendi dünya görüşlerine göre &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"mantıklı"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; hareket etmeyi öğütlerler. Bu yüzden bu kimseler, büyük bir hata olarak vicdanlı davranmanın mantıklı olmadığı, mantıklı olmanın ise bencil olmayı gerektirdiği yanılgısına kapılırlar. Örneğin bir işyerinde yolsuzluk yapılıyorsa onu ortaya çıkarmanın dolayısıyla da işinden olmanın akılsızca bir davranış olacağı ve bunun sadece kayıp getireceğine inanırlar. Mantıklı olanın ise, mevcut koşullardan yani yapılan yolsuzluktan kendi payına olanı almak veya yapılana hiç ses çıkarmayarak, görmemezlikten gelerek durumu muhafaza etmek olduğu düşünülür. Hatta dürüst davranmak isteyen, sonucu maddi kayıp getirse de ahlaklı davranmayı düşünen birine &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;'herkesin en akıllısı sen misin, aklını başına al, dürüstlük sana mı kaldı, herkes yapıyor?' &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;şeklinde sözler söylenerek o kişi samimi davranma kararından vazgeçirilmeye çalışılır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sonuçta&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; “mantıklı ol”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; telkinleriyle o kişinin ahlaka, dürüstlüğe, samimiyete uymayan bir yolu tercih etmesi istenir. Etraftan gelen bu telkinler aslında bir nevi şeytanın sesini yansıtmaktadır. Çünkü o ahlaksızlığı yaptırmak isteyen aslında şeytandır. İnsanları saptırmak için çeşitli yollar kullanan şeytan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"mantık" &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;kılıfı altında insanlara yaklaşarak, samimiyetin zarar getireceği gibi Kuran ahlakına aykırı bir batıl inancı insanlar arasında yaygınlaştırmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Salih bir müminin ise bu tip telkinlere uyması asla söz konusu değildir. Samimi olan, vicdanı ile hareket etmeyi seçen bir mümine şeytanın bu tip kışkırtmaları etki etmez. Candan iman eden bir kimse için hiçbir şey samimi davranmasını, vicdanlı davranmasını engellemez. Hiçbir koşul samimiyetten ödün vermesini sağlamaz. Allah Kuran’da samimi olan kullarının şeytanın etkisinden kurtulacağını bizlere bildirmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna." (Hicr Suresi, 39-40)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eğer insan hayatında gelişen olaylarda şeytani bir mantık ile değil, vicdanı ile, temiz bir akıl ile, Allah’tan korkarak ve Allah'ı çok severek davranırsa dünyada da ahirette de türlü türlü güzelliklere erişebilir. Çünkü samimiyetin, ihlaslı (sadece Allah'ın rızasını umarak temiz niyetle hareket etmenin) olmanın insan ruhu ve aklı üzerinde çok olumlu, çok güzel bir etkisi vardır. Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de ihlası&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“mühim bir esas, en büyük kuvvet, en önemli dayanak noktası, en yüksek karakter ve en safi kulluk” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;olarak tanımlamaktadır. (Lemalar, s. 152). Samimiyetin getirdiği derinlik hali, dürüstlükten kaynaklanan ruh temizliği, cenneti ummanın heyecanı ve Allah rızasını gözetmenin şevki, bunların hepsi ayrı birer zevktir. Samimi olan kişi vicdanına uyduğu için ve Allah’a tam teslim olduğu için tüm kaslarına kadar gevşer ve huzurlu yaşar. Gönlü son derece rahattır. O yüzden hem aklen hem bedenen, her yönden çok sıhhatli olur. Körükörüne çıkarlarını koruma hırsının verdiği acı ve sıkıntı yerine, Allah rızası için hareket etmenin güzelliğini hisseder. Ama dışarıdan bakıldığında o kişi, imanın güzelliğini bilmeyen kimselerin bakış açısına göre, kayıp içerisindeymiş gibi görünebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Örneğin bir insan vefa gösterir bir dostunu hastaneye götürür. Yolda giderken belki üşür, vakti gider, parası harcanır, emek sarfedilmiş olur. O sırada başka bir işle ilgilenip maddi menfaat elde edebilecekken, gerekirse maddi kayıp içinde olup arkadaşına yardımcı olmaya gayret eder. Bütün bunları cahiliye mantık ölçüsünde değerlendiren bir kişi ise, tüm bunları birer kayıp olarak değerlendirebilir. Gerçekte ise salih bir mümin hiçbir zaman, hiçbir koşulda kayıpta değildir. Tam tersine o kimselerin hiç ummadığı, bilmediği kazançlar içindedir. Şunu hiç unutmamak gerekir ki, vicdan çoğu zaman insanın dünyevi çıkarlarının aleyhinde kararlar aldırtır. Mesela güzel huylu bir kişi evine gelen misafirine imkanları dar olmasına rağmen en iyi odasını verir, az bir miktar yiyeceği de olsa en güzelini ikram eder. İlk bakışta bu durumdan zarar ediyor gibi görünebilir. Güzel ahlakta hep böyle maddi kayıplar olabilir. Gerçekte ise Allah bu fedakarlığı yapan kuluna birçok yönden nimetini açabilir. En önemlisi de ahiretteki sonsuz nimet yurdunu, cenneti nasip edebilir. Ama kişi sürekli kendi çıkarlarını gözetiyorsa ve dünyevi menfaatleri en küçük bir kayba uğramıyorsa yanlış bir tutum içindedir demektir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Unutmamak gerekir ki, herşey en ince detayına kadar Yüce Rabbimiz Allah’ın kontrolündedir. Allah o fedakarlığı yapan ve güzel ahlak gösteren kuluna hiç bilmediği bir yerden rızkını arttırabilir. Yaptığı bir başka işte bereketini arttırabilir. Ama elbette, bir mümin bereketinin artması, durumunun iyileşmesi gibi bir beklenti amacıyla fedakarlıkta bulunmaz, güzel ahlak göstermez. Zaten bu samimiyetsizlik olur. Mümin sadece Allah'ın rızasını umarak güzellikte bulunur, Allah bu ahlakına karşılık ona dünyada bereket nasip ederse buna şükreder, ama asıl olarak Allah'ın ahirette vereceği karşlığı umar. Öte yandan Allah, menfaatleri zarar görür korkusuyla fedakarlıktan, güzel ahlaktan uzak duran bencilce kendi menfaatini korumaya çalışan kişiye de, harcamaktan çekindiği paranın belki 10 mislini harcamak zorunda kalacağı bir olaylar zinciri yaratabilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hemen hemen her samimi kararda zahiren zor olanı, aleyhte olanı tercih etmiş görünümü vardır. Mesela her samimi ve dürüst cevap insanın aleyhine gibi görünür. Hatta kimi zaman dürüstlük insana pahalıya mal olabilir. Kişi sırf doğruyu söylediği için ya da samimi konuştuğu için hakarete, iftiraya, baskılara maruz kalabilir. Haysiyet, namus, onur, bütün bu güzelliklerin tamamı irade ve vicdan kullanılarak kazanılır. Çoğu zaman insanlar dürüstlüklerinden dolayı müşkül durumlarda kalıp bir bedel ödemek zorunda kalabilirler. O yüzden yüzeysel değerlendirilirse, cahiliye mantığı çerçevesinde düşünülürse, dürüstlükte insanın lehine olan durum genellikle çok nadir gibi görünür. Oysa her dürüst davranan kişi aslında lehinde olanı, vicdanlı hareketi seçmiş olur. Dikkatle değerlendirildiğinde dürüst ve samimi davranan kişinin her zaman kazançlı çıkacağı görülür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hiç kuşku yok ki samimi bir davranışın en güzel karşılığı Allah'ın rızasıdır. Aksinde ise Allah insanı rahat ettirmez. İnsan vicdanı ile doğruyu yapması gerektiğini bildiği halde sırf yüzeysel mantık ölçüleri içerisinde zahiren lehinde olanı tercih ederse, Allah bu kötü ahlakın karşılığını çok başka yönlerden verebilir. Menfaatini korumak için ahlaksızlığı tercih eden kişi bu samimiyetsizliğinden dolayı rahat yaşayacağını zannederken, birçok konuda zarara uğrayabilir. Samimiyetin tahribat meydana getireceğini düşünerek vicdanlı davranmaktan kaçınan bu kişiler kendilerince uyanıklık yaptıklarını zannederler. Oysa maddi hırs peşinde yaşadıklarından huzursuz, endişe ve korku içinde bir hayat sürerler. Bu da hem ruhlarında hem bedenlerinde çok büyük tahribatlar oluşturur. Üstelik Allah belki en kaçındığı olayları yaratarak o kişiye samimiyetsizliğinin karşılığını verebilir. Hastalanmaktan, maddi kayıptan, iftiraya uğramaktan, işini kaybetmekten korkarak dürüst davranmayan, samimi olmayan kişi bu tavrının karşılığında en çekindiği olaylarla hiç beklemediği şekilde karşılaşabilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) döneminde de çöl sıcağında Peygamberimiz (sav)'le birlikte inkarcılara karşı savaşa çıkmak istemeyen, yaralanmaktan veya ölmekten korkan münafıkların kendilerini hemen belli ettikleri görülmektedir. Samimiyet gerektiren, fedakarlık gerektiren durumlarda hemen yüzçeviren bu ikiyüzlü kişiler, gazi olmayı veya şehit olmayı kendileri için birer kayıp gibi görmektedirler. Oysa Peygamberimiz (sav)'in yanında olma şerefine nail olan, o kıymetli şehitlerin canları yumuşacık alınıp Allah Katında en güzel şekilde ağırlanırken, Peygamberimiz (sav)'e destek olmaktan kaçınanların hem dünyada hem ahirette karşılacakları sonuç çok acı olacaktır.  Allah, samimiyet gerektiren bir anda dürüstçe doğru olanı seçen ve doğru olana uyanların gösterdikleri güzel ahlakın ve sadakatin karşılığının daha hayırlı olduğunu şöyle bildirmiştir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;; font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Oysa onlara evla (olan): İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu. (Muhammed Suresi, 20-21) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-Times New Roman&amp;quot;;font-family:&amp;quot;;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi- font-family:Arial;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah insanı hayatı boyunca verdiği her kararla dener. Samimi kararlar veren, çıkarlarıyla çatıştığı halde güzel ahlaktan vazgeçmeyen müminler, bu imtihanlarında kendilerinin güzel ahlaklarına şahit olurlar ve Allah’ın kendilerinden razı olmasını şiddetle umarlar. Güzel ahlakın önemi imtihan ortamında belli olur. İnsanın hiç beklemediği olaylar, süpriz imtihanlar olur. Böylece kişi hayatında irili ufaklı verdiği her kararda samimi ve Kuran ahlakına ve sünnete uygun bir tercih yaparsa Allah’ın sonsuz güzelliklerine kavuşmayı hak edecek üstün bir ahlakı gösterebilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-33633790290697741?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/33633790290697741/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=33633790290697741' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/33633790290697741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/33633790290697741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/samimi-davranmak-muslumana-her-zaman.html' title='Samimi Davranmak Müslümana Her Zaman Kazanç Getirir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2347124142108554179</id><published>2009-07-10T08:21:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T08:28:29.070-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korkup'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kolaylık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güçlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='görüntü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zorluk'/><title type='text'>Müminin Herhangi Bir Konuda, 'Gücüm Yetmiyor' Demesi Dine Uygun Değildir</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style=" color: rgb(51, 51, 51);  line-height: 18px; font-family:Arial;font-size:12px;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 16px;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:13.5pt"&gt;İnsan gerçekte hiçbir şeye gücü yetmeyen bir varlıktır. Tüm varlıklara olduğu gibi, insana da herşeyi yaptıran ve herşeyi yaratan yalnızca Allah’tır. Buanlamda insanın, bir konudan bahsederken, &lt;b&gt;“benim buna gücüm yetmez”&lt;/b&gt; demesi doğrudur. Ama aynı ifadeyi farklı bir mantıkla kullanmak ve bunun da dine uygun olduğunu savunmak çok büyük bir samimiyetsizlik olur. Örneğin bir insandan güzel bir ahlak göstermesi istendiğinde, bu kişinin,&lt;b&gt;“benim kendime ait müstakil bir gücüm yok, bu yüzden benim buna gücüm yetmez” &lt;/b&gt;demesi, dindar ve samimi bir insanın yapacağı bir konuşma değildir. Bu kişi, dinin temelindeki bazı gerçekleri kendince kullanabileceğini düşünerek, bu ahlakı yaşamaktan kaçınmaya çalışmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Oysa ki mümin dünya hayatında imtihan olmaktadır. Elbetteki insanın hiçbir gücü yoktur ve herşeyi yaratan Allah'tır. Ancak Allah, insana doğruyu yanlıştan ayırabilecek, her konuda muhakeme yapabilecek, iyi, güzel ve doğru olanı seçebilecek bir vicdan vermiştir. İnsan Allah'a karşı olan aczini ve muhtaçlığını bilmelidir. Ama aynı zamanda da Allah'ın kendisine verdiği aklı, vicdanı ve yetenekleri kullanarak karşısına çıkan her konuda Allah'ın en razı olacağı ahlakı seçip yaşamakla sorumludur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt; font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Dolayısıyla insan bir zorlukla ya da emek vermesi gereken bir konuyla karşılaştığında ancak, &lt;b&gt;“Allah sonsuz güç sahibi, bense aciz bir varlığım; bu yüzden Allah dilemediği takdirde benim gücüm buna yetmez, Allah dilerse ben bunun üstesinden gelirim”&lt;/b&gt;derse ve bu inanç doğrultusunda hareket ederse bu doğru bir tavır olur. Mümin, Rabbimiz'in sonsuz kudreti karşısındaki aczini unutmaz ama Allah'ın dilemesi ve gücünü kullarında tecelli ettirmesiyle de her türlü zorluğu aşmaya güç yetirebileceğini de bilir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Müminin, bu iman şuuruyla yaşaması son derece önemlidir. Aksi takdirde kişinin, kendisini Allah'tan ayrı müstakil bir güç olarak görmesi (Allah'ı tenzih ederiz); sahip olduğu yetenekleri, Allah'ın kendisine lütfettiği gücü ya da aynı şekilde bir güçsüzlük ya da acizlik varsa bunu da kendisinden sanması, dine uygun değildir. Çünkü Allah sonsuz güç sahibidir; herşeye kadirdir ve meydana gelen herşeyi yaratan yalnızca Allah’tır. Allah dilediğinde en imkansızı en kolay hale getirir; dilediği an, hiç olmayacak sanılan bir şeyi yaratır. Dolayısıyla bu gerçeklere iman eden bir kişinin üslubu da, mutlaka Allah'a güvendiğini, Allah'ın sonsuz gücüne inandığını ifade eder şekilde olmalıdır. &lt;b&gt;“Kendisinin acz içinde olduğunu; ancak Allah'ın sonsuz güç sahibi olması sebebiyle ve Allah'ın lütfetmesiyle, kendisinin, en zor görünen bir konuda bile inşaAllah en üstün ahlakı gösterebileceğine”&lt;/b&gt; iman ettiğini gösteren bir üslup kullanmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Nitekim Kuran’ın pek çok ayetinde, &lt;b&gt;‘her zorlukla birlikte bir kolaylık olduğu’&lt;/b&gt;,&lt;b&gt;‘Rabbimiz'in Allah'tan korkup sakınan kullarına mutlaka bir kolaylık ve çıkış yolu göstereceği’&lt;/b&gt; bildirilmiştir. Dolayısıyla insanın kendince içinden çıkamadığı bir konuyla karşılaştığı zaman, bunu Kuran'ın bu sırlarıyla değerlendirmesi ve şöyle demesi gerekir: &lt;b&gt;“Allah ne yarattıysa, bunların hepsi benim için hayırdır. Allah bugüne kadar bana hep hayır yarattı. Bundan sonra da Müslüman olduğum için mutlaka hayır yaratacaktır. Ben Allah'a muhtaç, acz içinde bir varlığım ama Allah sonsuz güç sahibi. Ben Allah'a sığındığım, Allah'tan yardım dilediğim, Allah'a güvenerek hareket ettiğim takdirde Allah inşaAllah yollarımı açacak, en büyük zorlukları bile bana kolaylaştıracak ve bunları aşacak manevi gücü bana lütfedecektir.” &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Bu imanla, Allah'a böyle güzel bir güven ve tevekkülle hareket eden bir insan için, Allah inşaAllah bütün zorlukları kolaylaştırır, o kişiye hiç bilmediği üstün bir kuvvet ve metanet verir. Kuran'da Rabbimiz'in mümin kulları üzerine lütfettiği bu güç ve onlara her zorluğu kolaylaştırıp çıkış yollarını göstereceği şöyle müjdelenmiştir:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt; font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial;color:#333333"&gt;Gerçek şu ki kulluk eden bir topluluk için &lt;b&gt;BUNDA (KUR'AN'DA) 'AÇIK BİR MESAJ' (VEYA GERÇEK BİR ÇIKIŞ YOLU) VARDIR.&lt;/b&gt; (Enbiya Suresi, 106)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: 13.5pt"&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;... &lt;b&gt;KİM ALLAH'TAN KORKUP-SAKINIRSA, (ALLAH) ONA BİR ÇIKIŞ YOLU GÖSTERİR.&lt;/b&gt; (Talak Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;...&lt;b&gt; KİM ALLAH'TAN KORKUP-SAKINIRSA (ALLAH) ONA İŞİNDE BİR KOLAYLIK GÖSTERİR.&lt;/b&gt; (Talak Suresi, 4)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;Ey peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: &lt;b&gt;"EĞER ALLAH, SİZİN KALPLERİNİZDE BİR HAYIR OLDUĞUNU BİLİRSE (GÖRÜRSE) SİZE SİZDEN ALINANDAN DAHA HAYIRLISINI VERİR&lt;/b&gt; ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Enfal Suresi, 70)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;... Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. &lt;b&gt;ALLAH, BİR GÜÇLÜĞÜN ARDINDAN BİR KOLAYLIĞI KILIP-VERECEKTİR&lt;/b&gt;. (Talak Suresi, 7)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;VE SENİ KOLAY OLAN İÇİN BAŞARILI KILACAĞIZ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial;color:#333333"&gt;. (A’la Suresi, 8)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;VE EN GÜZEL OLANI DOĞRULARSA, BİZ DE ONU KOLAY OLAN İÇİN BAŞARILI KILACAĞIZ.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt; (Leyl Suresi, 6-7)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt; font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;DEMEK Kİ, GERÇEKTEN ZORLUKLA BERABER KOLAYLIK VARDIR.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:9.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial; color:#333333"&gt;GERÇEKTEN GÜÇLÜKLE BERABER KOLAYLIK VARDIR.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;font-family:&amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Arial;color:#333333"&gt; (İnşirah Suresi, 5-6)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2347124142108554179?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2347124142108554179/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2347124142108554179' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2347124142108554179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2347124142108554179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/07/tum-canllar-ve-esya-alemini-yaratan.html' title='Müminin Herhangi Bir Konuda, &apos;Gücüm Yetmiyor&apos; Demesi Dine Uygun Değildir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1048260665024562556</id><published>2009-01-18T12:16:00.000-08:00</published><updated>2009-01-18T12:22:32.656-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kamil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cennet'/><title type='text'>Kamil İman Sahibi Bir Mümin...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL BİR ALLAH İNANCINA SAHİPTİR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Allah'tan başka bir ilah olmadığını,&lt;br /&gt; Herşeyi yaratanın ancak Allah olduğunu,&lt;br /&gt; Her işi evirip çevirenin Allah olduğunu,&lt;br /&gt; Tüm kalplerin ancak Allah'ın kontrolünde olduğunu,&lt;br /&gt; Allah'ın herşeyi sarıp kuşatan oluğunu,&lt;br /&gt; Kaderi belirleyen olduğunu,&lt;br /&gt; Herşeye gücü yeten ve dilediğini yapan olduğunu,&lt;br /&gt; Herşeyden haberdar olduğunu ve herşeyi işitip gördüğünü,&lt;br /&gt; Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucu olduğunu,&lt;br /&gt; Gaybı bildiğini,&lt;br /&gt; Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını ve bütün eksikliklerden uzak olduğunu,&lt;br /&gt; Doğurmamış ve doğurulmamış olduğunu,&lt;br /&gt; Şaşırmayan ve unutmayan olduğunu,&lt;br /&gt; Mülkün tek sahibi olduğunu,&lt;br /&gt; Herşeyin tek varisi olduğunu,&lt;br /&gt; Daima diri olduğunu,&lt;br /&gt; İzzet ve şerefin tek sahibi olduğunu,&lt;br /&gt; Daima üstün ve galip gelen olduğunu,&lt;br /&gt; En güzel isimlerin sahibi olduğunu,&lt;br /&gt; Hüküm ve hikmet sahibi olduğunu,&lt;br /&gt; Kullarına şahdamarlarından daha yakın olduğunu,&lt;br /&gt; Kalplerinden geçirdikleri en ufak şeyi dahi bildiğini,&lt;br /&gt; Gizlinin gizlisini bilen olduğunu,&lt;br /&gt; Sonsuz adaletli olduğunu,&lt;br /&gt; Merhametlilerin en merhametlisi olduğunu,&lt;br /&gt; Kullarına karşı çok bağışlayıcı olduğunu,&lt;br /&gt; Kullarını çok seven olduğunu,&lt;br /&gt; Tevbeleri kabul eden olduğunu,&lt;br /&gt; Samimi duaya karşılık veren olduğunu,&lt;br /&gt; İyiliğin ve şükrün karşılığını fazlasıyla veren olduğunu,&lt;br /&gt; İnsana herşeyi öğreten olduğunu,&lt;br /&gt; Uyarıp korkutan olduğunu,&lt;br /&gt; Ölüleri dirilten ve hesap gününü yaratan olduğunu,&lt;br /&gt; Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım eden olduğunu,&lt;br /&gt; Vaadinin hak olduğunu,&lt;br /&gt; İnkarcılar için cehennemi ve müminler için de cenneti yaratan olduğunu bilen bir Allah inancına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL BİR ALLAH KORKUSUNA SAHİPTİR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yalnızca Allah'tan korkup yine yalnızca O'ndan sakınır.&lt;br /&gt; Allah'tan başka hiçbir şeyden korku duymaz.&lt;br /&gt; Allah'tan güç yetirebildiğince çok korkar.&lt;br /&gt; İmanı ve Allah korkusunu kalbe yerleştirenin Allah olduğunu hisseder.&lt;br /&gt; Bu korkuyu sadece zorluk ve çaresizlik anlarında değil, her an yaşar.&lt;br /&gt; Allah'ın sinelerin özünde olanı ve gizlinin gizlisini bilen olduğunu unutmaz.&lt;br /&gt; Kimsenin görmediği yerde de Allah'ın gören olduğunu her an hatırlar.&lt;br /&gt; Hesap vereceğini bilerek hareket eder.&lt;br /&gt; Haram ve helallere titizlik gösterir.&lt;br /&gt; Yaptığı herşeyin temeli bu korku üzerine kuruludur.&lt;br /&gt; Yapılan her işte Allah'a yönelip döner.&lt;br /&gt; Tek cezalandıranın Allah olduğunu bilir.&lt;br /&gt; Allah'ın makamından, tehdidinden ve cehennem azabından korku duyar.&lt;br /&gt; Daha önce gelip geçenlere Allah'ın verdiği azapları unutmaz.&lt;br /&gt; Saygı dolu, içi titreyen ve şiddetli bir Allah korkusuna sahiptir. NASIL BİR İMANA SAHİPTİR?&lt;br /&gt; Yalnız Allah korkusuna ve Allah sevgisine dayalı,&lt;br /&gt; Yalnızca Allah'a ibadet ettiren,&lt;br /&gt; Allah'ı herşeyin üzerinde tutmayı sağlayan,&lt;br /&gt; Allah'tan başka İlah aramayan,&lt;br /&gt; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan,&lt;br /&gt; Herşeyin Allah'tan olduğunu bilen,&lt;br /&gt; Allah'ın her zaman onun yanında olup, yaptıklarını gördüğünü bilen,&lt;br /&gt; Hayatının her anında asıl hedefini, 'Allah'ın rızasını kazanmak' olarak belirleyen,&lt;br /&gt; Tüm hayatı Allah için yaşamayı gerektiren,&lt;br /&gt; Allah'ın sınırlarını titizlikle korumayı sağlayan,&lt;br /&gt; Allah'ın karşısında acizliğini çok iyi bilmesini sağlayan,&lt;br /&gt; Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğici bir tavır sağlayan,&lt;br /&gt; Sadece Allah'a güvenip dayanmayı sağlayan,&lt;br /&gt; Yardımın ancak Allah'tan olduğunu kavratan,&lt;br /&gt; Daima Allah'ı anmayı sağlayan,&lt;br /&gt; Kuran'a kuvvetle bağlanmayı getiren,&lt;br /&gt; Allah'a asla nankörlük ettirmeyen,&lt;br /&gt; Kıyamet gününe kesin bir bilgiyle iman ettiren,&lt;br /&gt; Ahiretin varlığına kesin olarak inandıran,&lt;br /&gt; Dünya hayatına aldanmayı engelleyen,&lt;br /&gt; Gelecek endişesini ortadan kaldıran,&lt;br /&gt; Her işte bir hayır olduğunu her an hissettiren,&lt;br /&gt; Her işte Allah'a yönelip dönmeyi sağlayan,&lt;br /&gt; Sahip olunan tüm özelliklerin Allah'tan olduğunu unutturmayan,&lt;br /&gt; Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden bir itaat sağlayan,&lt;br /&gt; Şeytanın etkisine izin vermeyen,&lt;br /&gt; Her an vicdanın sesiyle hareket etmeyi sağlayan,&lt;br /&gt; Katıksız, sadece Allah'a yönelmiş bir ruh hali veren,&lt;br /&gt; Sadece Allah'ı ve inananları dost edinmeyi sağlayan,&lt;br /&gt; Allah'a yakınlaşmak için çok şiddetli bir çaba harcatan,&lt;br /&gt; Allah'a her an şükredici olmayı sağlayan,&lt;br /&gt; Her güçlüğe sabredebilecek, kesinlikle yılmayan bir kararlılık veren,&lt;br /&gt; Üstün bir ahlak kazandıran,&lt;br /&gt; Gösterilen mümin alametlerinde süreklilik sağlayan,&lt;br /&gt; Takvada yarışıp öne geçiren bir imana sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL BİR KADER ANLAYIŞINA SAHİPTİR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,&lt;br /&gt; Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın bir kader üzerine yarattığını,&lt;br /&gt; Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,&lt;br /&gt; Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,&lt;br /&gt; Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,&lt;br /&gt; Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,&lt;br /&gt; Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,&lt;br /&gt; Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,&lt;br /&gt; Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağını,&lt;br /&gt; Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.&lt;br /&gt; Başına gelen herşeyin Allah'tan olduğunu bildiği için;&lt;br /&gt;    heyecana kapılmaz.&lt;br /&gt;    üzüntü ya da sıkıntıya düşmez.&lt;br /&gt;    paniğe kapılmaz.&lt;br /&gt;    umutsuzluğa düşmez.&lt;br /&gt;    sıkıntı ve stres yaşamaz.&lt;br /&gt;    endişeli bir ruh haline girmez.&lt;br /&gt;    kızgınlık duymaz.&lt;br /&gt;    "keşke" demez.&lt;br /&gt;    ani ve aşırı tepkiler vermez.&lt;br /&gt;    ölüm karşısında üzüntü duymaz.&lt;br /&gt;    elinden gidene ve kendisine isabet edene üzülmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL BİR DÜŞÜNCE YAPISINA VE NASIL BİR AKLA SAHİPTİR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kuran'ı gereği gibi, iyice düşünen.&lt;br /&gt; Herşeyi Kuran mantığıyla değerlendiren.&lt;br /&gt; Herşeyi pozitif düşünen.&lt;br /&gt; Vicdanın yönlendirdiği şekilde hareket eden.&lt;br /&gt; Herşeyi kaderde Allah'ın takdir ettiği şekilde meydana geldiğini bilerek düşünen.&lt;br /&gt; Her olayın ardında gizlenen hayır ve hikmeti görmeye çalışan.&lt;br /&gt; Ayakta iken, otururken, yatarken, her an daima Allah'ı düşünen.&lt;br /&gt; Allah'ın varlığını ve yaratışındaki sanatını derin derin düşünen.&lt;br /&gt; Öncelikli olarak Allah'ın dikkat çektiği konuları ve iman hakikatlerini araştırıp, düşünen.&lt;br /&gt; Sorularının cevaplarını sadece Kuran'dan bulan.&lt;br /&gt; Aksamalar karşısında çözümü hep Kuran'da arayan.&lt;br /&gt; Daima dinin lehine düşünen.&lt;br /&gt; Vesvese geldiğinde şeytandan olduğunu düşünüp, Allah'a sığınan.&lt;br /&gt; Müminler hakkında hüsn-ü zanla düşünen.&lt;br /&gt; Başkalarının ihtiyaçlarını düşünebilen.&lt;br /&gt; Aciliyetli konuları tespit edip onlara öncelik verebilen.&lt;br /&gt; Hak ile batıl arasında Kuran'a uygun kıyaslar yapabilen.&lt;br /&gt; Temiz bir akıl ile düşünebilen.&lt;br /&gt; Kendi yaratılışını düşünen.&lt;br /&gt; Kıyameti düşünen.&lt;br /&gt; Hesap gününü düşünen.&lt;br /&gt; Cenneti ve cehennemi düşünüp öğüt alan.&lt;br /&gt; Kendisine yöneltilen öğütleri iyice düşünen.&lt;br /&gt; Kendi nefis muhasebesini iyi yapabilen bir akıl ve düşünce yapısına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL BİR SEVGİ ANLAYIŞINA SAHİPTİR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Allah'ı herkesten ve herşeyden fazla sever.&lt;br /&gt; Müminlere olan sevgisi Allah'ın rızasına dayalı bir sevgidir.&lt;br /&gt; En çok sevdiği kişiler, Allah'ın rızasını kazanmaya en çok çaba harcayan, en takva olduğunu umduğu kişilerdir.&lt;br /&gt; Dünya hayatının süslerine karşı tutkulu bir sevgi hissetmez.&lt;br /&gt; İşlediği hayırların karşılığında Allah'ın sevgisi dışında hiçbir karşılık beklemez.&lt;br /&gt; Allah'a ve elçisine karşı başkaldıranlara karşı asla bir sevgi duymaz.&lt;br /&gt; Bir şeye karşı duyduğu sevgi ve ihtiyaç, o konuda fedakarlık göstermesini engellemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL VE NELER HAKKINDA KONUŞUR?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih eder.&lt;br /&gt; Sözün en güzelini söyler.&lt;br /&gt; Gelecekte olacak bir olay için her zaman için "Allah dilerse" anlamındaki "İnşaAllah" kelimesini kullanır.&lt;br /&gt; Allah'ın sanatını yansıtan her güzelliği gördüğünde "MaşaAllah" diyerek Allah'ın şanını yüceltir.&lt;br /&gt; Allah'ın en hoşnut olacağını umduğu sözü söyler.&lt;br /&gt; Konuşmalarında ayetleri hatırlatarak konuşur.&lt;br /&gt; Hikmetli konuşur.&lt;br /&gt; Kısa, özlü ve anlaşılır konuşur.&lt;br /&gt; Boş ve yararsız konuşmalar yapmaz.&lt;br /&gt; İhtiyaca yönelik konuşur.&lt;br /&gt; Yalan söz söylemez.&lt;br /&gt; Anne ve babasına karşı "öf" bile demeyecek kadar saygılı konuşur.&lt;br /&gt; Yumuşak söz söyler.&lt;br /&gt; Konuşmalarıyla karşı tarafa güvenilir olduğunu hissettirir.&lt;br /&gt; Olabildiğince samimi, sade, içinden geldiği gibi konuşur.&lt;br /&gt; Gizli konuşmalardan kaçınır.&lt;br /&gt; Söylediği sözün ne anlama gelebileceğini bilerek ve iyi düşünerek konuşur.&lt;br /&gt; Öğüt vererek konuşur.&lt;br /&gt; Bir eve girdiğinde önce Kuran'da belirtildiği gibi "selam" sözünü söyler.&lt;br /&gt; Cahillerle karşılaştığında onlarla cahilce söze dalmaz, "selam" diyerek geçer.&lt;br /&gt; İftira içeren bir söz söylemez.&lt;br /&gt; Ve bu tarz konuşmalara katılmayarak, onurlu olarak geçer.&lt;br /&gt; İyi ve güzel tavırları teşvik edecek ve kötü davranışlardan kaçındıracak şekilde konuşur.&lt;br /&gt; Sesinde orta bir yol tutar, bağırarak konuşmaz.&lt;br /&gt; Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğunu bilir.&lt;br /&gt; Boş ve gereksiz amaçlar için yemin edip durmaz.&lt;br /&gt; Konuşmalarında kimseyi ayıplayıp, kötülemez.&lt;br /&gt; Dedikodu yapmaz.&lt;br /&gt; Vicdanı harekete geçirecek etkili sözler söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NASIL VE NELERE DUA EDER?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herşeyde Allah'a dönüp yönelerek,&lt;br /&gt; Yalnızca Allah'a dua ederek ve yalnızca O'ndan yardım dileyerek,&lt;br /&gt; Allah'ın her duaya icabet eden olduğunu bilerek,&lt;br /&gt; Allah'ın şahdamarından daha yakın olduğunu ve her düşündüğünü anında duyduğunu bilerek,&lt;br /&gt; Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih ederek ve bu isimlerinin anlamlarını derin derin düşünerek,&lt;br /&gt; Dua ederken Allah'tan istekte bulunma konusunda sınır koymayarak,&lt;br /&gt; Duanın bir şekli olmadığını, Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her hareketin bir dua olduğunu bilerek,&lt;br /&gt; Dua etmek için özel bir mekan ve yere gerek olmadığını, her zaman, her yerde dua edilebileceğini bilerek,&lt;br /&gt; Allah'a karşı olabilecek en saygılı şekilde dua eder.&lt;br /&gt; Sadece sıkıntı ve ihtiyaç içindeyken değil, bolluk ve nimet içerisindeyken de dua eder.&lt;br /&gt; Dualarının arkasından verilen nimetlere nankörlük etmez.&lt;br /&gt; Duası samimi ve içtendir.&lt;br /&gt; Allah'a yalvara yalvara, için için dua eder.&lt;br /&gt; Gösteriş için dua etmez.&lt;br /&gt; Korku ve umut taşıyarak dua eder.&lt;br /&gt; Kendisi için olduğu kadar hatta daha da fazlasıyla peygamberler ve diğer müminler için de dua eder.&lt;br /&gt; Müminlerin sağlığı, güvenliği, rahatı, zenginliği ve gücü için dua eder.&lt;br /&gt; Allah'a yakınlaşmak, başarılı olmak, din ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmek ve güzel ahlakta sabır gösterebilmek için dua eder.&lt;br /&gt; Dünyada ve ahirette Allah'ın en güzelini vermesi, nimetlerini artırması için dua eder.&lt;br /&gt; Hiç kimsenin müminlere zarar verememesi için dua eder.&lt;br /&gt; Kuran'da yer verilen peygamber dualarını kendisine örnek alır.&lt;br /&gt; Dualarının sonunda "gerçekten hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (Yunus Suresi, 10) diyerek Allah'ı tesbih eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1048260665024562556?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1048260665024562556/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1048260665024562556' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1048260665024562556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1048260665024562556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/01/kamil-iman-sahibi-bir-mmin.html' title='Kamil İman Sahibi Bir Mümin...'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-3233495010337142141</id><published>2009-01-18T12:09:00.000-08:00</published><updated>2009-01-18T12:14:03.888-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tecelli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>İçten Samimi Dua Ederek Rabbimiz'e Yönelmek</title><content type='html'>Dua etmek Allah’ın kullarına lütfettiği çok güzel bir nimet ve çok büyük bir lütuftur. Allah Kuran’da, dua eden kullarının duasına icabet edeceğini bildirerek insanları Kendisi’ne yönelmeye çağırmıştır. Bakara Suresi’nin 186. ayetinde şu şekilde bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.'&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların tamamı her şeyleriyle Allah’a muhtaç yaşarlar. Aklı veren, zekayı, gücü, sağlığı, güzelliği, yetenekleri, malı, mülkü kısaca akla gelecek herşeyi insanlara lütfeden yalnızca Yüce Allah’tır. Günlük hayat içinde Allah bir sebeple bu nimet ve  güzelliklerden birini eksilttiğinde insan bir anda, Allah'ın lütfetmesi dışında o nimetin var olamayacağını görür ve yalnızca Allah’tan yardım ister. İnsanlar bu tip zor anlarında tüm samimiyetleriyle Allah’a yönelirler ve kendilerine yalnızca Allah’ın yardım edeceğinin şuurunda bir ahlak gösterirler. Bu imanlı insanların doğal ve güzel bir tavrıdır. Ancak insanın zor anlarında olduğu gibi rahatlık dönemindeyken, nimet ve bolluk içindeyken, her istediği elindeyken, sağlıklıyken de Allah’ın büyüklüğünü, azametini herşeye kadir olduğunu düşünmesi ve bu düşüncelerle samimi olarak Allah'a dua etmesi gerekir. Nitekim daha derin düşünen müminler bu önemli gerçeği bilirler ve Allah kendilerini nimet içinde yaşatırken de için için dua ederek Allah’a şükrederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duanın en önemli özelliklerinden biri de, Allah ile kul arasında sıcak bir bağlantı kurmak için bir yol olmasıdır. Allah’a yakınlaşmak isteyen mümin, içinde bulunduğu zor durumları ve isteklerini Allah’a açar. Herşeye güç yetirenin, herşeyi yapanın Allah olduğunu kendisinin ise yalnızca Allah'ın aciz bir kulu olduğunu en derin şekilde hissederek samimiyetle Allah’a yönelir. Böyle samimi ve güzel bir ruh haliyle dua eden kullarının  dualarına Allah inşaAllah icabet edeceğini bildirmiştir. Allah Kuran’da Kendisi’ne içten bir kalple yönelerek dua edilmesini şöyle bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A’raf Suresi, 55)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mümin dua ederken ayrıca, istediği her türlü imkan ve nimetin Allah’a ait nimetler olduğunu bilerek dua eder. Zenginlik istiyorsa gerçekte bunun Allah’ın zenginliği olduğunu bilerek, akıl istiyorsa  bunun Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisi olduğunu bilerek Allah’tan talep eder. Bu yüzden de Allah’a gönülden yönelen müminler, &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Allah’ım tecellin olarak bizi zengin et"&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;derler. Ya da insanlara güzel ahlakı tebliğ edenin ve kalplerinde etki oluşturacak olanın Allah olduğunu bilerek, &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Ya Rabbim tebliğini arttır bize bunu göster, bizde bunu tecelli ettir"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; diye dua ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mümin dua ederken sürekli olarak Allah'ın yarattığı mükemmel kadere teslimiyet ruhu içerisindedir. Örneğin ciddi bir hastalığı olan mümin Allah’tan şifa ister. Sağlıklı olup Allah’a hizmet etmeyi ve iyileşmeyi Allah’tan umar. Ancak Allah, bir hikmet üzerine şifa nasip etmezse, bu durumda mümin Allah’ın yarattığı kadere en güzel şekilde razı olur. Allah’ın yarattıklarında mutlaka hayır görür. Allah’ın hastalıkla kendisini denediğini, buna sabretmekle ahiretteki hayatının güzelleşebileceğini, cennete girmeyi layık olabileceği üstün bir ahlaka erişebileceğinin ümidi içerisinde olur. Allah’ın bu hastalıkla kendisini derinleştirdiğini, olgunlaştırdığını, dünya hayatından uzaklaştırarak yalnızca ahiretteki sonsuz hayata yönelttiğini düşünür ve her zaman şükür halinde yaşar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-3233495010337142141?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/3233495010337142141/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=3233495010337142141' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3233495010337142141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/3233495010337142141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/01/iten-samimi-dua-ederek-rabbimize.html' title='İçten Samimi Dua Ederek Rabbimiz&apos;e Yönelmek'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-5973540129906228363</id><published>2009-01-18T11:54:00.000-08:00</published><updated>2009-01-18T11:58:02.963-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun Yahya'/><title type='text'>Allah’ın Sadece İman Edenlere Lütfettiği Büyük Bir Nimet: Sevgi</title><content type='html'>Sevgi, yalnızca Kuran ile düşünüldüğünde gerçek şekliyle anlam kazanan bir duygudur. İnsanların birçoğu sevgiyi yaşadıkları iddiasıyla ortaya çıkarlar. Karşılarındakini sevdiklerini, değer verdiklerini söylerler. Oysa hayatlarına bakıldığında, yaşamları boyunca süreceklerini iddia ettikleri sevginin çok kısa zamanlar içinde tükendiği; sevgilerinin bittiği ve bu kişilerin karşılıklı olarak artık birbirlerini eskisi gibi sevmedikleri görülür. Bu durum insanların gerek arkadaş sevgisi, gerek akraba, gerek iş arkadaşlığı gerekse ikili diyaloglarında hep bu şekilde gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, insanların sevgiyi, asıl yeri olan ruhta değil, fiziki ve maddi birtakım kavramlarda aramalarından kaynaklanmaktadır. Sevgi, fiziki görünüş, maddi imkanlar, sosyal çevre, ortak kültür, meslek gibi kavramlar devreye girdiğinde, gerçek anlamını kaybeder. Yerini bir tür çıkar birlikteliği veya çıkar arkadaşlığına bırakır. Boyutu ne olursa olsun, çıkarlara dayanan bu sözde sevgi ise her zaman için geçicidir. İnsanların birçoğunun yaşamayı istedikleri ancak bir türlü bulamadıkları gerçek sevgi, ancak Kuran ile ve Allah’ın rızası doğrultusunda düşünüldüğünde yaşanabilir. Eğer insan Allah sevgisini yaşamadan sevgiyi bulma arayışına girerse, ne yaparsa yapsın amacına ulaşamaz. Çünkü gerçek olan tek bir sevgi vardır, o da Allah sevgisidir. İnsanın Allah’ın yarattıklarına, Allah’ın tecellilerine duyduğu sevgi, temelde Allah’ı sevmesinden kaynaklanır. Bir insana, bir çiçeğe veya canlı ya da cansız güzel bir başka varlığa yöneltilen sevgi, ancak temelinde Allah sevgisi varsa anlam kazanır. Bir Müslümanı severken ona gösterilen sevgi, aslında Allah’a yöneltilen sevgidir. Çünkü Müslümanları ruhlarındaki güzel özelliklerinden ve üstün ahlaklarından ötürü severiz. Onlarda gördüğümüz tüm özellikler ise, yalnızca Allah’ın birer tecellisidir. Dolayısıyla onları severken aslında temelde Allah’a karşı coşkun bir sevgi duyarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman, Allah’ın sonsuz yaratma gücünü, tüm güzelliklerin tek ve gerçek sahibinin Rabbimiz olduğunu; merhametin, hoşgörünün, affediciliğin Allah’ın ahlakında sonsuz şekilde tecelli ettiğini, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu, herşeyi mükemmel hikmetlerle yarattığını, tüm dünyanın ve yarattığı her canlının kaderini kusursuz şekilde varettiğini ve Allah’ın sonsuz rahmet sahibi olduğunu düşündüğünde, Allah’a olan sevgisi artar. Allah’ı aşkla, şevkle, kul olma bilinciyle coşkuyla sever. Kendisini yaratan ve saymakla bitiremeyeceği kadar nimet veren, ona çeşitli güzellikler sunan sonsuz güç sahibi Rabbimiz'e çok derin bir sevgi duyar. Müminin Allah’a olan sevgisinde bir sınırı yoktur; Allah’ı sürekli artan bir imanla ve heyecanla sever. Allah, insana sürekli olarak Kendisini razı edebilmesi için fırsatlar yaratır. Rabbimiz müminlere, iman, hayatını şuurla yaşayacağı şekilde anlayış, Kuran’ı anlayacağı bir akıl, sevgi gücü vermektedir. Bu özellikler insanın Allah’a olan sevgisinde derinleşmesinin, Allah’ın üstün ahlakını daha derin, daha akıllı ve vicdanlı şekilde düşünüp takdir edebilmesinin yollarından birisidir. Allah sevgisi, tüm sevgileri kapsayan ve tüm sevgi çeşitlerinin temelinde olan sevgidir. İnsanın ruhuna en büyük zevki ve mutluluğu veren sevgidir. Allah’ın bizim sevmemiz için yarattığı Müslümanları, güzel varlıkları ve tüm güzellikleri sevmenin tek yolu, Allah’a karşı duyulan karşılıksız sevgidir. Allah’a derin bir sevgi duymayan, Allah’ın tecellilerini de sevemez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-5973540129906228363?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/5973540129906228363/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=5973540129906228363' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5973540129906228363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5973540129906228363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2009/01/allahn-sadece-iman-edenlere-ltfettii.html' title='Allah’ın Sadece İman Edenlere Lütfettiği Büyük Bir Nimet: Sevgi'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-114650636477018530</id><published>2008-08-15T00:15:00.000-07:00</published><updated>2008-08-15T00:21:59.119-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sahabe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mehdi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan'/><title type='text'>Din Ahlakının Yayılmasında Gençlerin Önemi</title><content type='html'>Din Ahlakının Yayılmasında Gençlerin Önemiİçinde yaşadığımız dönem, insanların Kuran ahlakını öğrenmeye ve müminlerin tebliğ faaliyetlerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duydukları bir dönemdir. Bu döneme en büyük katkıyı sağlayacak kişiler ise, şüphesiz ki samimi iman sahibi gençlerdir. Çünkü gençlik, bir kişinin Allah’ın rızasını kazanmak ve Kuran ahlakına hizmet etmek için çaba göstermeye başlayabileceği en verimli dönemlerden biridir. Kuran'da adı geçen peygamberlerin ve onlarla birlikte iman edenlerin büyük çoğunluğunun gençlerden oluşması bunun en açık delilidir. Bu mübarek kişiler ne kadar genç olurlarsa olsunlar, Allah’a iman ediyor olmanın getirdiği olgunluğu ve sorumluluk bilincini daima sergilemiş ve Allah’ın izniyle birçok kişinin imanına vesile olmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlakı ve yaşantısıyla tüm müminlere örnek olmuş olan değerli İslam alimi İmam Rabbani, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Biz kuluz. Sahibimizin emrindeyiz. Başıboş değiliz. Her istediğimizi yapmaya serbest değiliz. İyi düşünelim! Uzağı gören akıl sahibi olalım! Kıyamet günü utanmaktan, pişman olmaktan başka, ele bir şey geçmez. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da elverişli vakit ele geçmez." (Mektubat. 73. mektup)&lt;/span&gt; diyerek Müslümanlar için Allah’a karşı olan sorumluluklarını gençlik çağından itibaren yerine getirmenin önemini vurgulamıştır. Ancak gençlik, din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda yerleşmiş olan yanlış bir kanaate göre, gelişigüzel geçirilen yılların, çok kontrollü olmayan bir dönemin adıdır. Ya da sadece, insanların yaşlılık dönemleri için yatırım yaptıkları; diğer bir deyişle geleceklerini garantiye aldıkları, eğitimlerini ve kariyerlerini tamamladıkları dönemdir. Elbette insan yaşamında bütün bunların yapılması, doğal olarak gençlik dönemine denk gelmektedir. Ancak gençlik dönemini tüm bunlardan daha önemli kılan, gerçekte yaşlılık dönemi için değil, ölümden sonraki sonsuz hayat için çaba gösterilecek bir dönem olmasıdır. Bu nedenle fiziksel ve zihinsel sağlığın yerinde olduğu, en zinde ve enerjik olunan gençlik yılları, İslam alimimiz İmam Rabbani’nin de hatırlattığı gibi insanların din ahlakına çok iyi hizmet edebilecekleri, aklederek, tefekkür ederek nimetlerin şükrünü verebilecekleri çok değerli yıllardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik aynı zamanda kişilik yapısının oluştuğu, iyi ve kötü alışkanlıkların kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemde insanlar, din ahlakından uzak yaşayan bir toplumda yerleşmiş olan alışkanlıklara, yapıya ve düşünce sistemine henüz tam olarak adapte olmamıştır. Bir kimlik oluşturma aşamasında oldukları için, Yüce Allah'ın hidayet vermesiyle, Allah'ın emir ve yasakları doğrultusunda en güzel ahlak modelini hayata geçirebilir ve bunu ömürlerinin sonuna kadar sürdürebilirler. İşte tüm bu nedenlerle, Yüce Allah, Kuran'da da bildirdiği üzere, mübarek kullarına genç yaşlarında din ahlakını tebliğ etme görevini ve peygamberliği vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Genç Yaşta Kendilerine Peygamberlik Verilen Mübarek Şahıslar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'da genç yaşta Allah'ın elçilik göreviyle şereflendirildiği bildirilen mübarek şahıslardan biri Hz. İbrahim'dir. Putları ilah edinen (Allah’ı tenzih ederiz.) müşrik kavmine din ahlakını tebliğ eden Hz. İbrahim'in genç yaşta olduğu Kuran'da şöyle haber verilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Andolsun Allah'a, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım." Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler. "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.&lt;/span&gt; (Enbiya Suresi, 57-60)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. İbrahim&lt;/span&gt; soyunu sürdürebilmek ve kendisinden sonra peygamberlik görevini devredebilmek için Yüce Allah'a, kendisine bir çocuk vermesi için dua etmiştir. Sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz de duasına icabet ederek ona Hz. İsmail'i vermiştir. Hz. İsmail de daha çocuk yaşta olmasına rağmen Allah'a imanı ve emirlerine olan itaati ile örnek bir Müslümandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. İsa&lt;/span&gt;, Allah'ın dilemesiyle mucizevi bir şekilde babasız dünyaya gelmiş, aynı zamanda beşikte iken insanlara Allah'ın kendisini peygamber kıldığını bildirmiştir. Allah'ın İncil'i vahyettiği Hz. İsa ve ona tabi olan yardımcıları Havariler de Allah'ın çok genç yaşlarda hidayet verdiği Müslümanlardır. Kuran'da Hz. İsa'nın beşikte iken konuşması şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" (İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı." "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti." "Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı." "Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz".&lt;/span&gt; (Meryem Suresi, 29-34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Zekeriya'nın oğlu olan ve Hz. İsa ile aynı dönemde aynı kavme peygamber olarak gönderilen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. Yahya&lt;/span&gt; da Allah'ın küçük yaşta hidayet verdiği mübarek bir insandır. Henüz çocuk yaşlardayken kendisine nasip edilen hikmet, Kuran'da şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımız'dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.” &lt;/span&gt;(Meryem Suresi, 12-13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. Yusuf&lt;/span&gt;; yaşamı, mücadelesi, uğradığı iftira ve zindanda geçirdiği yıllarla tüm müminler için hikmetli bir örnektir. Ona genç yaşta hidayet verildiği Kuran'da şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“…Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler. Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.” &lt;/span&gt;(Yusuf Suresi, 21-22)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peygamberimiz(Sav)’e Tabi Olan Gençler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberlerin yaşamlarına ve mücadelelerine bakıldığında, onlara tabi olan ve Hak mücadelede onlara yardım edenlerin de oldukça genç oldukları görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sahabeler ve Peygamberimiz (sav)'in Gençlere Verdiği Önem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah'ın kullarına gönderdiği son peygamberi olan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. Muhammed&lt;/span&gt; (sav), tüm insanları İslam ahlakına davet etmiştir. Nitekim ilk Müslümanlar incelendiğinde, içlerinde toplumun her kesiminden insanların yer aldığı görülmektedir. Ancak, bu insanlar arasında gençler çoğunluktadır. Mekke'nin önde gelen ailelerine mensup gençler, İslam dinine toplumun diğer fertlerini oluşturan kişilerden daha fazla ilgi göstermişlerdir. İslam ahlakını yayma konusunda Hz. Peygamber (sav)'e asıl destek ve yardımcı olanlar bu imanlı gençlerdir. Peygamberimiz (sav)'e ilk dönemlerde inanmış Müslümanlardan birkaç kişi, elli yaş civarında, bazıları otuz beş yaşın üzerinde, diğerleri ise otuz yaşın altında bulunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gençlere çok büyük önem vermiş, vahiy katiplerini genellikle gençler arasından seçmiştir. Gençleri, öğretmen ve çoğu yaşlı sahabelerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir. Yine çoğu savaşta sancağı bizzat kendisi gençlere vermiştir. Peygamberimiz (sav)'in çevresindeki gençlerden birinin sözleri şöyle rivayet edilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Cündüb İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz erginlik çağına yaklaşmış bir grup genç Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberdik. Kur'ân'ı öğrenmezden önce imanı öğrendik. Sonra da Kur'ân'ı öğrendik. Kur'ân sayesinde imanımız daha da arttı.” (Kütübi Sitte, İman Bölümü Hadis 5961)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm müminler için hikmetli birer örnek olan bu gençlerin faaliyetlerine birçok örnek vermek mümkündür. Tarihi kaynaklara göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (sav)'in etrafındaki bu gençlerden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hz. Ali&lt;/span&gt;, çok küçük yaşta Resulullah (sav)'a tabi olmuş, kazandığı zaferlerin büyük çoğunluğunu da 20 ile 30 yaşları arasında gerçekleştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * 25 yaşlarında iken Habeşistan'a hicret eden &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Câfer b. Ebu Tâlib&lt;/span&gt;'in, İslam'ı savunmak üzere Habeşistan hükümdarının, Hıristiyan din adamlarının ve saray erkanının huzurunda yaptığı hikmetli konuşma tarihe geçmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mus'ab b. Umeyr&lt;/span&gt; 25 yaşında iken, I. Akabe biatından sonra Hz. Muhammed (sav) tarafından Medine'ye öğretmen olarak gönderilmiştir. Onun faaliyetleri vesilesiyle pek çok Medineli, Müslüman olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tarafından komşu hükümdarlara ve Arap kabilelerine gönderilen mektupların çoğunu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zeyd b. Sâbit&lt;/span&gt; adlı genç sahabe yazmıştır. Aynı zamanda komşu ülkelerden gelen mektupları tercüme etmek ve bunlara cevap yazmak için Peygamber Efendimiz (sav)'in emriyle İbranice ve Süryanice öğrenmiştir. Vahiy katipleri arasında yer almıştır. Hz. Muhammed (sav) vefat ettiğinde ise Zeyd b. Sâbit henüz 21 yaşındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Peygamberimiz (sav)'in etrafındaki bu gençlerin, ilk yıllarda Arap Yarımadasının dışında da İslam ahlakının tanınmasında önemli katkıları olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Hz. Musa’ya Tabi Olanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firavun’a ve putperest kavmine karşı örnek bir mücadele sergileyen Hz. Musa, kavmini din ahlakına çağırmıştır. Bu çağrılar sonucu iman eden ve Hz. Musa'nın yardımcıları olan kişilerin de gençlerden oluştuğu Kuran'da şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı..".&lt;/span&gt; (Yunus Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;“Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."” &lt;/span&gt;(Kehf Suresi, 60)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Kehf Mağarasındaki Gençler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashab-ı Kehf, Kuran'da Kehf Suresi'nde bildirilen, iman eden bir grup gençtir. Kehf Ehli'nin mağaraya sığınmalarının nedeni dönemin baskıcı sisteminin oluşturduğu ortamdır. Kendi fikirlerini rahatça söyleyemeyen, doğruları anlatamayan, din ahlakını gerektiği gibi tebliğ etmeleri engellenen Kehf Ehli, çözümü bu toplumdan uzaklaşmakta bulmuştur. Kehf Suresi, Peygamberimiz (sav)'in ve İslam alimlerinin pek çok yönüyle dikkat çektiği bir suredir. Kehf ve Rakim Ehli'nden kıssaların aktarıldığı Kehf Suresi'nde, ahir zamana (hadislerde haber verilen, kıyametten önce yaşanacak olan döneme) işaret eden birçok ifade bulunmaktadır. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).”&lt;/span&gt; (Kehf Suresi, 9-10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetlerde, ahir zamanda gençlerin büyük sorumluluklar yükleneceklerine, sapkın felsefelerle fikri bir mücadele yürütülmesinde, din ahlakının anlatılmasında ve insanlara yönelik zulmün kaldırılmasında gençlerin önemli görevler üstleneceklerine işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ahir Zamanda Mehdi’nin Genç Yardımcıları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), hadislerinde, ahir zamanda müminlerin başına geçecek, mübarek bir şahıs olan Hz. Mehdi'nin müjdesini vermiştir. Ahir zamanda Allah'ın, zulüm ve kargaşayla dolu olan dünyayı adaletle doldurmak ve İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılmak için görevlendirdiği Hz. Mehdi'nin yardımcılarının da genç oldukları hadislerde haber verilmiştir:&lt;br /&gt;Hükeym bin Sa'd şöyle der:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;İmam Emirülmüminin Ali (as)'ın şöyle buyurduğunu duydum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mehdi aleyhisselam'ın ashabı gençtir ve içlerinde yaşlı yoktur; ancak gözdeki sürme veya azıktaki tuz kadardırlar. Ve azıktaki en az şey, tuzdur."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kuran Ahlakının Yayılmasında Gençlere Düşen Sorumluluk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz hikmet sahibi Rabbimiz'in kullarına bir rahmeti olan gençlik, müminlerin şükrüne vesile olması gereken bir nimettir. Kuşkusuz "Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz." (Tekasür Suresi, 8) ayetinin hükmü gereği her Müslümanın bu nimeti Allah yolunda en hayırlı şekilde değerlendirmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençler, yeryüzünde güzel ahlakın yayılmasından, savaşların, zulmün, gözyaşının dindirilmesinden, Müslümanların yeryüzünde eziyet görmelerinden kendilerini sorumlu hissetmeli ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma görevini üstlenmelidirler. Tüm bunların temelini oluşturan sapkın felsefelerle fikri anlamda mücadele etmeli, kendilerinden önceki salih müminlerin yaşamını örnek almalıdırlar. Sahabenin Hz. Peygamber (sav)'e bağlılığını, ona sevgisini, itaatini örnek almalı, kendilerine Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetlerini rehber edinmelidirler. Böylece dünyanın, çok yakın olan, aydınlık günlerine yaklaşılmasına Allah’ın izniyle mümin gençler bu çabalarıyla vesile olacaklardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-114650636477018530?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/114650636477018530/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=114650636477018530' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/114650636477018530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/114650636477018530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/08/din-ahlaknn-yaylmasnda-genlerin-nemi.html' title='Din Ahlakının Yayılmasında Gençlerin Önemi'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2652386323142579549</id><published>2008-07-08T01:22:00.000-07:00</published><updated>2008-07-08T01:24:14.109-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan'/><title type='text'>İstişare Ahlakı Müslümanlara Neler Kazandırır?</title><content type='html'>İstişare Ahlakı Müslümanlara Neler Kazandırır?Kuran ahlakına göre, müminlerin her konuda birbirleriyle son derece dostane ve samimi bir şekilde bilgi alışverişinde bulunmaları, birbirlerine danışarak, diğer bir deyişle istişare ederek karar almaları esastır. Bu hikmetli davranış; müminlerin o konuya başka açılardan bakmalarını, farklı çözümler üretmelerini ve dolayısıyla en doğru karara varmalarını sağlar. Peygamber Efendimiz (sav)’in değişik yaşlardaki kişilerin fikirlerini sorarak her birinin fikrini dikkate alması, bu konuda da müminler için en güzel örneği oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare Kuran ahlakında önemli bir yere sahip olan, müminin her işinde en hayırlı sonuçlara ulaşmasını sağlayan hikmetli bir davranıştır. Bir mümin, Kuran’ın "... Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76) hükmü gereğince, bir konuda ne kadar bilgili olursa olsun, bir başkasının daha da bilgili olabileceğini, daha isabetli karar verebileceğini göz önünde bulundurarak karşı tarafın görüş ve önerilerine açık olur. Çünkü düşünceleri insanın aklına ilham eden Yüce Allah’tır. Farklı kişilere farklı fikirleri ilham etmesi Yüce Allah’ın bir rahmetidir. Bu nedenle mümin karar verilmesi gereken bir durum söz konusu olduğunda, aklına, vicdanına ve samimiyetine güvendiği müminlere danışır; onlarla istişare eder; yani fikir alışverişinde bulunur. Yüce Rabbimiz müminlerin bu özelliğini Kuran’da şöyle bildirmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler." (Şura Suresi, 38)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişarenin Hikmetleri Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare öncelikle insanın kendi aklını beğenen bir anlayıştan uzak durmasını sağlar. Çünkü kendi aklını beğenmek, kendi nefsini, düşüncelerini, görüşlerini ön planda tutmak, benlik hissinden kaynaklanır ve Allah’ın rızasına uygun bir davranış değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare neticesinde her insan, hiçbir özelliğinin kendinden kaynaklanmadığını, her olayın Allah’ın izniyle gerçekleştiğini daha iyi kavrar. Çünkü insan, Allah’ın ona öğrettiği kadarını bilebilir. Her şeyin en doğrusunu ise yalnızca Allah bilir. Bu gerçeğin bilincinde olmamak, bilginin kaynağının kendisi olduğunu düşünmek, gerçekte Allah’a ait olan bir özelliği kişinin kendisine atfetmesi gibi olacaktır ki müminler böyle bir hatadan şiddetle sakınmalıdırlar. Allah'ın her şeyi bilmesine karşılık, yarattıklarının O’nun dilediği kadarını bilebildikleri Kuran’da şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Allah... O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, kâimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiç bir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek Büyüktür." (Bakara Suresi, 255)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare Ahlakına En Güzel Örnek Peygamber Efendimiz (sav)’dir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, “Kim bir işe girişmek ister de, o hususta Müslüman biri ile müşavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.” (Kütüb-i Sitte, 16. Cilt) sözleriyle, iman edenlere bu konunun önemini hatırlatmıştır. Sevgili Peygamberimiz (sav), her konuda olduğu gibi istişare konusunda da hayatı boyunca tüm müminlere örnek olacak bir tutum sergilemiştir. Hz. Muhammed (sav), peygamber olduğu halde, başkalarına danışmış, kendisini istişare müessesesinin dışında tutmamıştır. Müminlerin sahip olmaları gereken bu özelliği, Yüce Allah Peygamberimiz (sav)’e şöyle vahyetmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever."(Al-i İmran Suresi, 159)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstişare Etmek Müslümanlar İçin Hayırlara Vesile Olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanların birbirleri ile diyaloglarındaki üslupları, güzel ahlaklarını gösterebilecekleri önemli fırsatlardan biridir. Müslümanlar bir araya gelip bir konuda sohbet ve istişare ettiklerinde, sürekli olarak karşı tarafa fikirlerini anlatmak yerine, onun fikrini öğrenmeye ve ondan istifade etmeye çalışmalıdırlar. Yalnızca kendini övmek, Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranıştır ve Müslümanlar arasındaki tesanüde zarar verebilir. Bunun yerine, asıl olarak Allah’ı ve Peygamber Efendimiz (sav) ’i öven, sonra da diğer Müslümanların güzel vasıflarını takdir eden bir üslup kullanmak gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmamak gerekir ki, İslam’ın en önemli özelliklerinden biri, güzel ahlaktır ve güzel ahlak, davranış ve sözlerle ortaya konur. Akıl vermek yerine akıl almak; hep eleştiri yapmak yerine eleştiri kabul etmek; yermek yerine övmek; kusurları görmek yerine güzellikleri görmek esas kabul edilmelidir. İslam dünyasını Allah’ın izniyle bekleyen çok güzel ve aydınlık geleceğin bir an önce tesis edilmesinin ve İslam ahlakının özünde olan ittifakın, birlik ve kardeşlik ruhunun pekiştirilmesinin yolu da budur. Bunun için müminler birbirlerinin fikrine, görüşüne saygı ve önem göstererek, istişare ile hareket etmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), “Size iki şey bırakıyorum onlara sımsıkı sarıldıkça asla dalalete düşmeyeceksiniz: Kuran ve benim sünnetim.” hadis-i şerifleriyle Müslümanlara uymaları gereken yolu göstermiştir. Müslümanlara düşen ise bu yola uymak ve Allah’ın ayetinde bildirdiği şu gerçeği hiçbir zaman unutmamaktır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar." (Al-i İmran Suresi, 103)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman Etmeyen İnsanlar Neden Birbirleriyle İstişare Etmezler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran ahlakından ve istişareden uzak yaşayan insanların, konuşmalarında her zaman son sözü söylemeye ve haklı çıkmaya çalıştıkları dikkat çeker. Karşı tarafın ne dediğini anlayıp bunlardan istifade etmektense, yalnızca kendi fikirlerini dile getirmeyi ve mutlaka bunu kabul ettirmeyi amaçlarlar. Bu nedenle de hiçbir konuda bir başkasıyla istişare etmezler Oysa bilgi düzeyi ne olursa olsun, insanın karşı taraftan öğrenebileceği bilgiler olabilir. Karşı taraf daha az bilgili olsa bile, her zaman için konuya farklı bir açıdan bakabilmesi, objektif değerlendirmeler yapabilmesi, faydalı fikirler verebilmesi mümkündür. Bu nedenle istişare etmenin hikmetlerinin bilincinde olan müminlerin aldıkları toplu kararlar, Rabbimiz’in izniyle her zaman en hayırlı sonuçlara vesile olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlar Birbirleriyle İddialaşmaktan Kaçınırlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminlerin konuşmalarında iddialaşma üslubunun yeri yoktur. Önemli olan, kendi fikirlerini karşı tarafa kabul ettirebilmeleri değil, en doğru olanı bulabilmeleridir. Bu konudaki ortak ölçüleri de Kuran ahlakıdır. Kendilerine Kuran’ı rehber edindikleri için, Kuran ahlakına uygun her çözüme tabi olurlar. Bir ayette müminlerin bu özelliği şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır." (Furkan Suresi, 73)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2652386323142579549?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2652386323142579549/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2652386323142579549' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2652386323142579549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2652386323142579549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/07/istiare-ahlak-mslmanlara-neler-kazandrr.html' title='İstişare Ahlakı Müslümanlara Neler Kazandırır?'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-8956935784388463283</id><published>2008-07-08T01:18:00.000-07:00</published><updated>2008-07-08T01:20:44.988-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan'/><title type='text'>İman Etmeyenler Kendilerini Nasıl Kandırırlar?</title><content type='html'>Yüce Rabbimiz, biz kullarına yol gösterici olarak indirdiği mübarek Kuran'da, insanın yaratılış amacını bildirmiştir. Bu amaç, insanın kendisini yaratan ve yaşatan Yüce Rabbimiz'e kulluk etmesidir. Allah bir Kuran ayetinde bu amacı şöyle bildirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"…İnsanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen bazı insanlar bu varolma amacını unutarak, başka amaçlar edinebilmektedirler. Allah'ı razı etmek için yapmaları gereken ibadet ve güzel davranışları hatırladıklarındaysa, bu sorumluluktan kaçmak ya da hatalı olduklarını bildikleri halde vicdanlarını rahatlatmak için kendilerini türlü telkin ve bahanelerle kandırma yoluna giderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar Hangi Bahanelerle Kendilerini Kandırırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle belirtmek gerekir ki insanların kendi kendilerini kandırma bahaneleri, aslında şeytanın onları Allah'ın yolundan döndürebilmek, Allah'ın emrettiği ibadetleri yerine getirmelerine ve Kuran'da bildirilen üstün ahlakı yaşamalarına engel olmak için kullandığı telkinlerdir. İşte şeytanın bu telkinlerinin etkisinde kalmış insanların tutumlarından bazı örnekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. Düşünmekten Kaçarak "Haberim Yoktu, Bilmiyordum" Diyebileceğini Zannedenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan Allah'ın varlığını, yaratılış amacını, O'na nasıl kulluk etmesi gerektiğini düşünüp anlayabilecek bir bilince ve vicdana sahiptir. Nitekim kendileri için en hayati olan bu konuları düşünmeyen insanlar, menfaatleriyle ilgili bir konuyu gayet iyi düşünüp hesaplayabilirler. Örneğin, ticari bir iş söz konusu olduğunda paralarını nasıl değerlendireceklerini çok iyi bilirler; bu konudaki her aşamayı ayrıntısıyla düşünürler. Veya kendi çıkarlarının olduğu işlerdeki en zor problemlerin üstesinden gelebilirler; her detay için ayrı bir tedbir düşünebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden ahirette "düşünemedim", "akledemedim" gibi mazeretler -Allah'ın dilemesi dışında- kabul görmeyecektir. Allah Kuran'da insanları, hesap gününün "Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün..." olduğuna dair uyarmıştır. (Mümin Suresi, 52)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. "Biliyordum, Ama Ortam ve Şartlar Müsaade Etmedi" Diyerek Kendini Kandıranlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar sürekli olarak içinde bulundukları şartları bahane ederler. Okul yıllarında ayrı, iş hayatında ayrı, evlenince, çocukları olunca ayrı bahaneler ileri sürerler. Din ahlakını yaşamaya samimi niyetleri olmadığı için çeşitli konuları ibadetlerini yerine getirmelerine engel olarak görürler. Öne sürdükleri engellerden en başta gelenleri de müsait zamanlarının olmaması ve şartların uygun olmaması iddiasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa günlük yaşamları içinde insanlar pek çok işe rahatlıkla zaman ayırırlar. Özellikle bir çıkarları söz konusu olduğunda, gerekirse başka isteklerinden fedakarlık eder, ama yine de o iş için gereken zamanı ayarlarlar. Ancak insanların geneline bakıldığında ibadetler konusunda aynı kararlılığı göstermedikleri görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Namaz kılmak istiyorum, ama hiç zaman bulamıyorum", "işlerim çok yoğun, ibadete vakit ayıramıyorum" gibi, veya "öfkelenmek istemiyorum, ama ortam çok stresli", “şartlar beni böyle davranmaya zorladı” benzeri bahaneler öne süren pek çok kişi görmüşsünüzdür. Bu insanlar genellikle Kuran ahlakını yaşama konusunda samimiyetsiz bir yaklaşım içindedirler. Allah, dünyada kendilerini kandırarak, öne sürdükleri mazeretlerin kabul edileceğini zanneden ve bu yüzden ibadetlerini yerine getirmeyen veya sürekli erteleyen insanların ahirette karşılaşacağı durumu bize şöyle bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir. Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile." (Kıyamet Suresi, 13-15)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III. "Nasıl Olsa Allah Beni Affeder" Diyerek Kendilerini Kandıranlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların çoğu Allah'ın varlığını bilir ve kabul ederler ama O'nun kudretini gereği gibi takdir edemezler. Yanılgıya düştükleri konu Allah'ın varlığı değil, Allah'ın sıfatlarıdır. Örneğin, Allah'ın kullarına karşı çok lütufkar, bağışlayıcı ve merhametli olduğunu düşünürler de, inkarcılardan intikam alan, onlara azap eden, kahreden sıfatlarını düşünmeye pek yanaşmazlar. Allah korkusu olmayan, yaptıklarının karşılığında ceza göreceğine inanmayan bir insan her türlü kötülüğü, zulmü rahatlıkla yapabilir. Allah'ın yasakladığı, haram kıldığı her türlü suçu işleyip, sonra da "nasıl olsa Allah affeder" gibi gerçeklerden uzak sapkın bir düşünceye kapılabilir. İşte bu yüzden şeytan insanlara hep bu yönden yaklaşır ve insanların kendilerini "nasıl olsa affedilirim" düşüncesiyle kandırmalarını teşvik eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde insanın bir hataya düştüğünde, buna önem vermeyip "nasıl olsa bağışlanırım", "nasıl olsa affedilirim" diye düşünmesi değil, hemen samimi bir şekilde Rabbimiz'e yönelmesi ve hatasını düzeltme konusunda kesin bir kararlılıkla tevbe etmesi gerekir. İnsan ancak Allah'a karşı samimi ve dürüst bir kul olursa Allah'ın bağışlamasını umabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV. "Bazı Önde Gelen Kişiler İnkar Ediyordu, Onlara İnandım" Diyerek Kendini Kandıranlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle içinde yaşadığımız dönem, bilimin ciddi şekilde ilerlediği, pek çok teknolojik gelişmenin yaşandığı bir yüzyıldır. Ancak "bilim adamı" sıfatıyla ortaya çıkan bazı insanlar, bilimi kendi dünyevi çıkarları için kullanmakta, inkarcı zihniyetlerini bilimle desteklemeye çalışmakta ve bilimi, gerçekleri araştırıp bulmak yerine, kendi ideolojilerini beslemek için kullanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişiler evrendeki ve canlılardaki kusursuz yaratılışı ve mucizevi özellikleri görmezden gelerek, herşeyin tesadüfler sonucu kendiliğinden var olduğu gibi gerçek dışı bir iddia ile ortaya çıkmaktadırlar. Bu çevrelerin amacı, Allah'ın varlığını inkar etmek ve toplumlara da inkar ettirmektir. Bu yolla hiç kimseye karşı sorumluluk hissetmeyen, başıboş bireylerden oluşan, her türlü ahlaksızlığın yaygın olarak yaşandığı toplumlar oluşturmak istemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden kaynağını hiç araştırmadan, detaylarını öğrenmeden bu gibi kişilerin görüşlerini kabul etmek ve uygulamak yerine, kişinin kendi aklı ve vicdanıyla olayları değerlendirmesi ve buradan doğru sonuca ulaşması gerekir. Allah bir Kuran ayetinde, "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur." (İsra Suresi, 36) diye emretmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Kendini Kandırmak Yerine Samimi Müslüman Olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini kandırarak ne gerçeği değiştirebilir, ne de sorumluluktan kurtulabilir. Bu kişi vicdanını örterek kendini aldattığı, türlü bahane ve gerekçelerle rahatlatmaya çalıştığı her an aslında korkunç bir kayıp içindedir. Ahirette ise bu akılsızlığı nedeniyle -Allah'ın dilemesi dışında- telafisi asla mümkün olmayacak bir pişmanlık içinde olacaktır. Durum böyleyken, insanın bir an önce kendini kandırmaktan vazgeçip, son derece açık bir şuurla ve dikkatle kulluk görevini yerine getirmesi gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-8956935784388463283?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/8956935784388463283/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=8956935784388463283' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8956935784388463283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/8956935784388463283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/07/iman-etmeyenler-kendilerini-nasl.html' title='İman Etmeyenler Kendilerini Nasıl Kandırırlar?'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-541932591642353192</id><published>2008-06-25T03:52:00.000-07:00</published><updated>2008-06-25T03:53:36.845-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hakikat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaratılış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan'/><title type='text'>Allah (cc)'ın Üstün Yaratışı Üzerinde Düşünmek Mümin Alametidir</title><content type='html'>Evrende, insan vücudundan gökyüzüne, hayvanlardan denizlerin derinliklerine kadar tüm varlıklarda ve olaylarda, son derece kompleks sistemler ve sayısız hassas dengeler vardır. Düşünen ve aklını kullanabilen her insan, bu olağanüstü harikalıklar içeren sistemleri, mükemmel dengeleri sonsuz güç ve akıl sahibi olan Rabbimiz'in yarattığını anlar. Bunların tümü Allah (cc)'ın üstün yaratışının delillerini gösteren birer "iman hakikati"dir. Kişiyi imana yaklaştıran ve imanının artmasına vesile olan gerçekler, Yaratılış mucizeleridir. Bu deliller üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan, Allah (cc)'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecektir. İman edenler ise iman hakikatleri sayesinde Yüce Allah (cc)'ı daha yakından tanıyacak, O'na duydukları iman, sevgi ve korku daha da artacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı boyunca etrafında gördüğü veya duyduğu herşeyde Allah (cc)'ın ayetlerini fark edip bunlar üzerinde düşünmek mümin için büyük bir sorumluluktur. Allah (cc), Kuran'daki birçok ayetinde yarattıkları üzerinde düşünerek bunlardan öğüt ve ibret almamızı bildirmiştir. Çevremizdeki canlı cansız tüm varlıklar, bizim Allah (cc)'ın üstün yaratma gücünü, sanatını, ilmini derin derin tefekkür etmemiz için yaratılmışlardır. Bunların hiçbiri boşuna yaratılmamıştır. Kuran'da da, Allah (cc)'ın ayetlerinden ve yaratılışın delillerinden yüz çevirmeden, tüm bunlar üzerinde düşünüp Allah (cc)'ın üstün yaratışını tesbih etmek gerektiği şöyle bildirilmiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler (deliller) vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 190-191) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük İslam mütefekkiri İmam Gazali, Allah (cc)'ın yaratışındaki üstün sanatı şöyle dile getirmektedir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökte nice yıldızlar vardır ki, yerden yüzlerce defa büyüktürler. Uzak olduklarından nokta gibi görünüyorlar. Yıldızlar böyle olunca, feleğin yani göklerin büyüklüğü buradan anlaşılır. Bütün bu yıldızlar, bu büyüklükleri ile senin gözünde gayet ufak görünüyor. İşte bu sebeple bunları yaratanın azamet ve hakimiyetini anlayabilirsin. (İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, Tercüme: A. Faruk Meyan, İstanbul, s.707) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızların çokluğuna dikkat edin... Hareket ve dönmeleri, dönerken olan hızları ayrı ayrıdır. Kimi bir ayda, kimi bir senede, kimi on iki senede, kimi otuz senede dönüp çoğu da bu gruptandır. Oradaki hayret edilecek bilgilerin sonu gelmez... Allah-u Teala'nın, bu kısa dünya hayatında, bu hususta verdiği ilimleri anlatmaya kalkarsak günlerce devam eder. (İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, Tercüme: A. Faruk Meyan, İstanbul, s.706-707)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-541932591642353192?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/541932591642353192/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=541932591642353192' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/541932591642353192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/541932591642353192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/06/allah-ccn-stn-yarat-zerinde-dnmek-mmin.html' title='Allah (cc)&apos;ın Üstün Yaratışı Üzerinde Düşünmek Mümin Alametidir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1635795419318672761</id><published>2008-06-05T04:53:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T05:47:16.406-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hakikat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bediüzzaman Said Nursi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><title type='text'>İman Hakikatlerinin Önemi</title><content type='html'>Kuran'da, Allah'ın varlığının, birliğinin ve sıfatlarının kesin delilleri olan olaylar ve varlıklar, "ayet" olarak tanımlanırlar. Allah'ın ayetleri, Kuran'da yazılı olduğu gibi dış dünyada ve insanın kendi nefsinde de vardır. Kuran'da bu gerçek, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır. Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?" (Zariyat Suresi, 20-21) &lt;/span&gt;ifadesiyle vurgulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdanını kullanan bir insan, etrafında gördüğü her şeyde, kendisine Allah'ı tanıtacak sayısız delil ile karşılaşır. Örneğin, çamurlu topraktan çıkan rengarenk, hoş kokulu çiçekler, lezzetli sebze ve meyveler, bu güzelliklerin algılanmasını sağlayan duyu organları, içinde birçok kompleks sistemin uyumlu bir biçimde çalıştığı insan vücudu, Dünyamızı aydınlatan ve ısıtan ve bunun için bize en uygun mesafede ve büyüklükte yaratılmış olan Güneş, kupkuru toprağı canlandıran yağmur ve evrenin tümünü kapsayan bunlar gibi daha sayısız deliller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların tümü birer &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"iman hakikati"&lt;/span&gt;dir. Yani, kişiyi imana götüren ve imanının artmasına vesile olan gerçekler, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"yaratılış mucizeleri"&lt;/span&gt;dir. Bu deliller üzerinde derin tefekkür eden insan Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecektir. İman edenler ise, iman hakikatleri sayesinde Allah'ı daha yakından tanıyacak,  O'na duydukları sevgi ve korku daha da artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman hakikatlerini tanıtmak, insanların gözlerinin önündeki gaflet perdesinin kalkmasına yardımcı olacaktır Bunun için tüm evreni kaplayan iman hakikatlerinin yoğun biçimde araştırılıp insanlara aktarılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahir zamanda insanları ateizme ve dinsizliğe sürükleyen ve en büyük aldanış olan evrim teorisinin batıl öğretisi karşısında, iman hakikatlerini sunmak ve öğretmek en etkin çözüm olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize iman hakikatlerinin önemini gösteren, bu hakikatlerin yorumlanması konusunda bizi aydınlatan önemli bir kaynak geçmişteki ya da çağımızdaki İslam büyüklerinin eserleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm hayatları boyunca Kuran'a ve sünnete tam bir uyum içinde yaşayan İslam büyükleri, iman hakikatlerinin araştırılmasına ve bunlar üzerinde düşünülmesine büyük önem vermişler, eserlerinde de iman hakikatlerini her zaman ön plana çıkartmışlardır. Bu insanların başında büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Hicri yüzyılın müceddidi sayılan büyük alim Bediüzzaman Said Nursi de, bir Kuran tefsiri sayılan Risale-i Nur külliyatında iman hakikatlerinin öneminden pek çok yerde bahsetmektedir: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Bir saray, yüzler kapalı kapıları var. Bir tek kapı açılmasıyla o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez. İşte, hakaik-i imaniye (iman hakikatleri) o saraydır. Her bir delil, bir anahtardır; ispat ediyor, kapıyı açıyor. Bir tek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez. Şeytan ise, bazı esbaba (sebeplere) binaen, ya gaflet veya cehalet vasıtasıyla kapalı kalmış olan bir kapıyı gösterir; ispat edici bütün delilleri nazardan iskat ediyor (siliyor). "İşte bu saraya girilmez. Belki saray değildir, içinde bir şey yoktur" der, kandırır.” &lt;/span&gt;(Lem'alar, s. 92-Risale-i Nur Külliyatı, Nesil Yayınları, cilt 1, s. 628)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yazılarında da Üstad Bediüzzaman, iman hakikatlerinin öneminden şöyle bahsetmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“Bu zamanda iman hakikatlerinin birinci maksat, birinci vazife, asıl amaç olması gerekir. Bunun dışındaki şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalır. Risale-i Nur'la onlara hizmet etmek en birinci görev, merak konusu ve asıl amaç olmalıdır... Risale-i Nur çerçevesi dışında bulunan alimler belki de veliler bu siyasi ve toplumsal hayatın bağları sebebiyle iman hakikatlerinin önemini ikinci, üçüncü derecede bırakıp, o akımların etkisine maruz kalarak, kendi ile aynı fikri paylaşan münafıkları bile sever hale geldi... Hem Risale-i Nur'un gerçek talebeleri ölümsüz elmaslar seviyesinde olan iman hakikatlerini anlatma vazifesi içinde iken zalimlerin satranç oyunlarına benzer konularla ilgilenecek onların kutsal vazifelerini sekteye uğratmamak ve anlayışlarını karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum.” &lt;/span&gt;(Orijinalinden Türkçeleştirilerek alınmıştır.) (Kastamonu Lahikası, s.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserlerindeki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi Bediüzzaman Said Nursi iman hakikatleri üzerinde ciddi ve derin tefekkür sahibidir. Bu tefekkürlerini diğer insanlara da anlatarak, onları, Allah'ın varlığının delillerini kavramaya, Allah'ın sıfatları üzerinde düşünmeye çağırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bediüzzaman’ın bu tefekkür yöntemi bize örnek olmalı ve modern çağın bize sunduğu tüm bilimsel ve teknolojik imkanları kullanarak iman hakikatlerini daha iyi öğrenmeli, araştırmalı ve yorumlamalıyız. (Harun Yahya, İman Hakikatlerinin Önemi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.imanhakikatleri.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1635795419318672761?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1635795419318672761/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1635795419318672761' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1635795419318672761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1635795419318672761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/06/iman-hakikatlerinin-nemi.html' title='İman Hakikatlerinin Önemi'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1376897989938385936</id><published>2008-06-05T04:31:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T04:33:33.202-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutlu'/><title type='text'>Allah'a İman Etmek Gençleri Daha Mutlu Ediyor</title><content type='html'>&lt;table style="width: 489px; height: 2368px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;            &lt;tr&gt;    &lt;td&gt;      &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="487"&gt;     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;             &lt;td class="WorksTableProductDesc" valign="top" width="477"&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;img src="http://www.harunyahya.net/images/Article/allaha_iman_etmek_gencleri_daha_mutlu_ediyor_tr.jpg" alt="Allah'a İman Etmek Gençleri Daha Mutlu Ediyor" align="left" border="0" hspace="7" vspace="2" /&gt;&lt;b&gt;Dünyanın farklı bölgelerinde son yıllarda yapılan anketler ve araştırmalar göstermektedir ki; materyalizmin “sapkın ve insanı karanlığa sürükleyen bir felsefe” olduğunu kavrayan ve Allah’a iman eden gençler, iman etmeyen yaşıtlarına göre daha huzurlu ve mutlu bir yaşam sürüyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların büyük bir kısmı bir türlü gerçek huzuru yakalayamadıklarından, onca çabaya, çalışmaya ve yorgunluğa rağmen bir türlü mutlu olamadıklarından şikayetçidirler. Böyle bir sonuçla karşılaşmalarının sebebi, bu kişilerin mutluluğu yanlış yerde bulacaklarına inanmış olmalarıdır. Örneğin bazılarına göre mutluluk sözde maddi zenginliktedir; böylece istediği şeylere sahip olabilecek ve her geçen gün bir öncekine göre daha fazla şey tüketebilecektir. Bu gibi insanlar için tüketmek hayatlarının en büyük mutluluk kaynağıdır. Bazılarına göre mutluluğun kaynağı genç ve iyi görünümlü olmaktır, bazılarına göreyse iyi bir mevki sahibi olmak ve tanınmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar elbette ki insanları dünyada belli oranda ve çoğu zaman bir an için heyecanlandırabilecek sebeplerdir. Ancak bunların kişilerin tek mutluluk kaynağı haline gelmesi, bir araçtan çok amaca dönüşmeleri, bunlar olmadığında kişinin ciddi bir mutsuzluk yaşaması önemli bir sorundur. Bu bozuk düşünce tarzının sonucunda ortaya hiçbir şeyden memnun olmayan, sürekli daha fazlasını, daha iyisini isteyen, daha genç ve güzel ya da daha ünlü olmak için çalışan ve sadece bu sayede mutlu olup daha rahat bir hayat sürebileceklerini zanneden insanlar çıkar. Ne var ki bu çabaları onlara bekledikleri mutluluğu kazandırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sorunların Tek Çözümü Din Ahlakının Yaşanmasıdır&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’ın varlığı ve birliği apaçık olmasına rağmen bazı insanlar inkarlarında direnirler ve din ahlakını yaşamaktan sürekli olarak kaçınırlar. Şüphesiz, bu çok cahilce bir tutumdur. Çünkü insanın hayatı boyunca arayışında olduğu gerçek huzuru, mutluluğu ve güveni bulabilmesinin tek yolu yaratılışına, diğer bir deyişle Allah’ın emrettiği din ahlakına uygun bir hayat sürmesidir. Din ahlakını yaşamayan bir insanın, imkanları ne kadar geniş olursa olsun, gerçek mutluluğu bulmasına imkan yoktur. Gün içinde yaşanan ve mutluluk gibi görünen anlar ise hem çok kısa ve geçicidir hem de çoğunlukla bu insanlar, gerçekte mutlu değildirler, sadece mutluluk taklidi yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din ahlakı insanların sabırlı, merhametli, hoşgörülü, itidalli, vicdanlı kısacası güzel huylu bir hayat yaşamalarını sağlar. Herkesin din ahlakına uygun olarak yaşadığı bir toplumda ise, huzur ve itidal toplumun geneline hakim olur. Bireyler her zaman sevgiyle, merhametle ve anlayışla karşılık görürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Associated Press: “İman Eden Gençler Daha Mutlu”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Associated Press’in 24 Ağustos 2007 günü yayınladığı haber bu konuda oldukça dikkat çekicidir. Ajans, din ahlakının gençler üzerindeki olumlu etkisini, “Birçok çocuk için inanç mutluluğun anahtarıdır” başlığı ile dünyaya duyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde verilen bilgiye göre, yapılan araştırma sonuçlarında dindar olan gençlerin dindar olmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. Associated Press ve MTV’nin yaptığı geniş bir araştırma kendini dindar ya da çok dindar olarak tanımlayan 13–24 yaş arasındaki insanların dindar olmayanlardan çok daha mutlu olduğunu göstermiştir. Gençlerin %44’ü dinin ve maneviyatın kendileri için çok önemli olduğunu belirtmiş, %21’i bu konuyu önemli bulduğunu söylemiştir. Araştırmaya katılan farklı ırklar arasında ise Afrika kökenli Amerikalılar dinin kendileri için en önemli unsur olduğunu söylemişlerdir. Hayatlarında dinin çok önemli olduğunu belirtenlerin %80’i kendilerini “mutlu” olarak nitelendirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyologlar da mutluluk ile dini uygulamaları yerine getirme arasında doğrudan bir bağ olduğuna dikkat çekmektedirler. Kuzey Carolina Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Lisa Pearce “&lt;i&gt;dinin mutluluğa büyük katkıda bulunduğunu&lt;/i&gt;” belirtmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmada gençlerin %68’i kendi dinlerini ve inançlarını uyguladıklarını açıklamıştır. Araştırmaya katılan kişilerin %75’i ise, mutluluklarının üzerinde Allah’ın etkisi olduğunu söylemişlerdir. Ankete katılan 20 yaşındaki üniversite öğrencisi David Mueller, Allah’ın hayat üzerindeki kontrolüne olan inancını şu sözlerle açıklamıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;i&gt;Yaşamınızdaki olaylara gelince, bunlar sizin için önceden düzenlenmiştir… kendinizi bulacağınız yer Allah’ın sizi yönlendirdiği yerdir.&lt;/i&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mutluluk Hissini Veren Allah’tır&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama iletir. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir. Çünkü duyduğu mutluluk hissi, iman sahibi bir insanın yaşadığı mutluluk ile aynı değildir. Kelime olarak aynı kelime ile isimlendirilse bile, bu durum ömründe hiç tatlı yememiş bir kişinin ekşi tadını ‘tatlı’ zannetmesine benzer. Bu kişi yediği yiyeceğin şekerli olduğunu iddia etse de, gerçek şeker tadını bilen bir insana göre yediği yiyecek ekşidir. Mutluluk kavramı da bu örnekteki gibidir. Allah’a iman edip, Allah’ın kalplerine indirdiği huzura kavuşmuş olan müminler, ‘gerçek’ mutluluğu yaşamaktadırlar ve diğer kişilerin mutluluk zannettikleri hislerin anlık ve geçici heyecanlar olduğunun bilincindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminlerin kalbinde, Allah'ın rızasını kazanma umudunun ve bu yolda çaba harcamanın verdiği bir sevinç ve huzur vardır. Yaşadıkları bu neşe ve sevinç, onları hem dünya hayatında mutlu ve huzurlu kılar hem de Allah'ın rızasını daha fazla kazanmalarını sağlayacak olan şevklerinin en önemli kaynağını oluşturur. Bu sevinç ve mutluluk, iman etmeyen insanların asla ulaşamayacakları ve taklit edemeyecekleri bir sevinçtir. Çünkü bu, Allah'ın yalnızca müminlere hissettirdiği ve Allah'ın rızasını, rahmetini ve sonsuz cennetini ummanın verdiği mutluluk ve huzurdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Asıl Mutluluk Yurdu: Cennet&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah müminleri dünyada güzel ve mutlu bir yaşamla yaşatırken ahirette de cennetle müjdelemiş, yaptıkları tüm salih amelleri kabul edeceğini ve kavuşacakları güzelliğin ve mutluluğun ise pek yakın olduğunu bildirmiştir. Allah'ın sonsuz rahmetini ve sevgisini hissetmek ve sonsuz cennetle mükafatlandırılmayı ummak müminin kalbine büyük bir ferahlık ve huzur verir. Allah Kuran'da müminlerin dünyada ve ahirette güzel bir yaşam süreceklerini şöyle müjdelemektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Şüphesiz "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin".”&lt;/b&gt; (Fussilet Suresi, 30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Din Ahlakından Uzak Yaşamın Ortaya Koyduğu Karanlık Tablo&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün televizyonlarda, gazetelerde mutsuzluk nedeniyle intihar eden pek çok insandan söz edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, son 45 yılda, tüm dünyada intihar oranları yüzde 60 artmıştır. Yine Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği bilgilere göre dünyada her 40 saniyede 1 kişi intihar ederek ölürken, her 3 saniyede 1 kişi de intihar girişiminde bulunmaktadır. İntihar, günümüzde tüm ülkelerdeki ölümlerin ilk 10 nedeni arasında sayılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların nedeni insanların din ahlakından uzak yaşamalarıdır. Ancak bu olumsuz tablo artık değişmektedir. İki yüzyıl boyunca tüm dünyayı etkileyen materyalist felsefenin ektiği kötülük tohumları artık yok olmaya başlamıştır. İnsanlar Yaratıcımız olan Allah’ın varlığını inkar eden ve “hiç kimseye karşı sorumlu değilsiniz, yaşam mücadelesi veren evrimleşmiş maymunlarsınız, güçlü olan kazanır” yanılgılarını telkin eden Darwinist propagandanın etkisinden çıkmaktadırlar. Bu konudaki en önemli etken hiç kuşkusuz ki; Harun Yahya (Adnan Oktar)’nın kitapları, internet siteleri, belgeseller ve dünyanın birçok yerinde gerçekleştirilen, yaşayan fosillerin yer aldığı sergiler vasıtasıyla Darwinizm’in geçersizliğinin ve Yaratılış Gerçeğinin anlatılması, din ahlakını yaşamanın tüm toplumsal ve kişisel sorunların kesin çözümü olduğunun ortaya konulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Haberiniz olsun; Allah’ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. Onlar iman edenler ve (Allah’tan) sakınanlardır. Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.”&lt;/b&gt; (Yunus Suresi, 63–64)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makale, &lt;b&gt;İlmi Araştırma Dergisi&lt;/b&gt; &lt;a href="http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&amp;amp;Journal=%C4%B0lmi%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma&amp;amp;Number=43" class="WorksTableProductDownload" target="_blank"&gt;43. sayı&lt;/a&gt; (Ocak 2008) 14. sayfada yayınlanmıştır.&lt;/span&gt;                            &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1376897989938385936?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1376897989938385936/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1376897989938385936' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1376897989938385936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1376897989938385936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/06/allaha-iman-etmek-genleri-daha-mutlu.html' title='Allah&apos;a İman Etmek Gençleri Daha Mutlu Ediyor'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-5430098881050818583</id><published>2008-04-09T03:10:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T03:11:24.548-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öfke'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><title type='text'>Öfkeyi Yenmek</title><content type='html'>Öfkeyi Yenmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminin öfkesini yenmesi, öfkenin sebep olabileceği çeşitli hatalardan ve zararlardan korunmasına vesile olur. Kuran'da öfkeyi yenme ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever." (Al-i İmran Suresi, 134)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli durumlarda insanın öfkelenmesi yaratılışından kaynaklanan bir davranış olsa bile ayetin işaretiyle müminin bu öfkesini sürdürmemesi, yenmesi gerekmektedir. Çünkü öfke, insanın akli fonksiyonlarını perdeleyen, olayları sağlıklı değerlendirip doğru karar verebilmesini engelleyen bir etkendir. Böyle olunca da insanın Allah'ın sınırlarını gereği gibi koruyabilmesi güçleşebilir. Kuran'da öfkenin en önemli zararlarından biri olarak da adaletten sapma gösterilir. Zira öfkenin aklı örtmesiyle, yapılan teşhisler, verilen kararlar duygusal olmakta, bu da Kuran'a uygun adil bir sonuca ulaşmayı engellemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara, özellikle de müminlere karşı şahsi birtakım meselelerden duyulan öfkenin derhal giderilmesi, şefkat ve merhametin esas alınması gerekir. Öfkelenen kimsenin haksızsa haksızlığını kabul edip, hatasını telafi etmesi gerekmektedir. Eğer söz konusu kişi haklıysa da yine öfkesini yenmeli ve ayette bildirildiği gibi bağışlayıcı olmayı seçmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ahlak" Ne Demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın tabiatına yerleşen huylardır. Bu huyların en güzel olanı, diğer bir deyişle, tümüyle Kuran’daki emir ve yasaklar üzerine kurulmuş olanı, Allah Katında en makbul olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Alimlerden Hikmetli Sözler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah'a sığınır. Allah'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak (layık) olur."&lt;/em&gt; Bediüzzaman Said Nursi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?: Allah'a Güvenip Dayanarak Konuşmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahiliye inançlarını taşıyan insanlar başları sıkıştığında, yardıma ihtiyaç duyduklarında ya da bir şeyi elde etmek istediklerinde çözümü dünya hayatında güç sahibi olduğunu düşündükleri kişilerde ararlar. Kimileri nüfuz sahibi eş-dostlarından, kimileri mal, itibar ya da söz sahibi insanlardan medet umarlar. Bütün bu insanların Allah'ın kontrolüyle hareket eden aciz varlıklar olduklarını unuturlar. Bu nedenle onların gözlerine girmeye çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bir insana yarardan ya da zarardan yana bir şey isabet edecek ise, bunu gerçekleştirebilecek tek güç Allah'tır. Müslümanlar bu gerçeğin farkındadırlar. Bu nedenle her zaman yardımı ve desteği Allah'tan bekleyen ve yalnızca O'nun rızasını kazanmaya çalışan bir üslup kullanırlar. İhtiyaç, zorluk ya da sıkıntı içinde de olsalar tüm bunları giderecek ve kendilerine yardım ulaştıracak olanın sadece Allah olduğunu bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Musa’nın zorluk anında dahi Allah’a güvenerek konuşması ayetlerde şöyle bildirilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Böylece (Firavun ve ordusu) Güneş'in doğuş vakti onları izlemeye koyuldular. İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler. (Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." (Şuara Suresi, 60-62)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsla Mal Yığıp Biriktirmenin ya da Cimrilik Etmenin Allah Katındaki Karşılığı Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlardan bazıları, bütün ömürleri boyunca mal ve para yığıp biriktirirler ve bunları Kuran'da tarif edilen hayırlı işlerde kullanmazlar. Büyük bir hırsla, sürekli daha fazla mala-mülke sahip olmak için çalışırlar. Elde ettiklerini ise Allah yolunda harcamak, ihtiyaç içinde olanları doyurmak varken sırf kendi zevkleri uğrunda kullanırlar. İhtiyaçlarından kat kat fazlasını biriktirir ve göstermelik bazı küçük harcamalar dışında, bunlarla faydalı işler yapmaya yanaşmazlar. İşte bu kişilerin ahirette görecekleri karşılık çok şiddetli olacaktır. Bu karşılık Tevbe Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"... Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek)." (Tevbe Suresi, 34-35)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-5430098881050818583?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/5430098881050818583/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=5430098881050818583' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5430098881050818583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5430098881050818583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/04/fkeyi-yenmek.html' title='Öfkeyi Yenmek'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-5659432334202698411</id><published>2008-04-09T03:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T03:09:17.614-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='temiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıl'/><title type='text'>Kurtuluşa Giden Yol: Temiz Akıl Sahibi Olmak</title><content type='html'>Temiz akıl sahibi olmak; derin düşünebilmeyi, incelikleri kavrayabilmeyi, hikmetli konuşabilmeyi, doğruyu yanlışı birbirinden ayırt edebilmeyi, olaylar hakkında muhakeme yapabilmeyi, isabetli kararlar alabilmeyi ve hayırları görebilmeyi ifade eder. Vicdanının sesini dinleyerek Allah'a yönelen her insan, kısa sürede temiz bir akla sahip olabilir. Bunun için yapılması gereken, Allah'a samimiyetle iman etmek, O'ndan gereği gibi korkmak ve Rabbimiz'in istediği gibi bir yaşam sürmektir. Bu samimi iman, insana akıl kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah'tan Çok Korkmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl, insanın hayatının sonuna kadar gelişebilen bir özelliktir. Bu ise tamamen Allah korkusu ve vicdanı güçlendirme ile bağlantılıdır. Allah bir ayetinde &lt;strong&gt;"Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin…" (Teğabün Suresi, 16) &lt;/strong&gt;hükmüyle inananlara güçlerinin yettiği kadar Kendisi'nden korkup sakınmalarını emretmiştir. İnsan bu nedenle hiçbir zaman Allah korkusunu yeterli görmemelidir. Sürekli olarak kendisini Allah'a daha da yakınlaştıracak yollar aramalı ve vicdanını sonuna kadar kullanmalıdır. Yüce Allah, samimiyet ve Kendi rızasını kazanmak için gösterilen ciddi çaba oranında müminlere verdiği anlayışı artırabilir ve sahip oldukları &lt;strong&gt;"doğruyu yanlıştan ayırma güçlerini" &lt;/strong&gt;geliştirebilir. Bu, Allah'ın iman edenlere olan bir desteği ve Kuran'ın önemli bir sırrıdır. İnsan elindeki bu imkanı en iyi şekilde kullanarak, aklın dünyada ve ahirette sağladığı ayrıcalıkları kazanma imkanını elde edebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Kuran'ı Rehber Edinmek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın imanın kazandırdığı derin akla ve kavrama kabiliyetine sahip olabilmesi için öncelikle düşünmesi gereken konular vardır. Dünyaya geliş amacı, bir gün hayatının ölümle bitecek olması ve Yüce Allah'ın bir çınar ağacını bile yüzlerce yıl yaşatırken insanlara ortalama 60-70 yıl ömür vermesinin altında yatan sebepler, düşünmesi gereken konuların başında gelir. İşte Kuran, insanın düşünmesi gereken tüm bu soruların kapısını açacak olan anahtardır. Çünkü Rabbimiz'in kullarına Kendisi'ni tanıttığı, dünya hayatının gerçek amacını, ahireti, güzel ahlakı bildirdiği vahyidir. İnsan Kuran vesilesi ile hatalarını anlayabilir, kesin olarak tevbe edip, hatasını tekrarlamaktan kaçınabilir, Allah'ın büyüklüğünü ve her türlü noksandan münezzeh olduğunu anlayabilir, hayatını O'nun rızasını, rahmetini kazanabilecek biçimde düzenleyebilir, emir ve yasaklarını titizlikle koruyabilir ve gerçek hayat olan ahirette cenneti kazanmayı umabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın fıtratına uygun olan hayatı yaşaması için aklına ve vicdanına en uygun olan yol da budur. Bu yola uymak insanın aklını ve kavrama gücünü sürekli olarak artırır. Çünkü akıl imanda derinleşmenin doğal bir sonucudur. Yüce Allah, Kuran'ın temiz akıl sahipleri için yol gösterici bir kitap olduğunu bir ayette şöyle bildirir:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;"İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır." (İbrahim Suresi, 52)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şeytandan Gelen Vesveseleri Teşhis Edebilmek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytanın en önemli özelliği, insana her yönden yanaşarak onu Allah'ın yolundan alıkoymaya çalışmasıdır. Vesvese de şeytanın insanı boş şeylerle uğraştırmak için fısıldadığı sözler, yanıltmalar, kalbe verdiği kuşkular, boş kuruntular ve huzursuzluk verici düşüncelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan, insanın aklına getirdiği Kuran dışı düşüncelerle onun sağlıklı düşünmesini engellemek, onu dünya ve ahiret hayatına zararı dokunacak kuruntulara kaptırmak ister. Ancak Yüce Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi şeytanın hileli düzeni çok zayıftır. (Nisa Suresi, 76) İşte, imanın getirdiği temiz akıl sayesinde müminler, hızlı bir muhakeme gücü ile şeytanın verdiği vesvesenin üstesinden gelirler. Elbette bu, imanın kazandırdığı akledebilme yeteneğinin oluşturduğu doğal bir tepkidir. Nitekim Yüce Allah, müminlerin, şeytanın bu tuzağını iyice düşünerek hemen anlayabileceklerini şöyle bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;" (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir..." (Araf Suresi, 201)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ahirete Kesin Bilgiyle İnanmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, &lt;strong&gt;"Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar." (Bakara Suresi, 4)&lt;/strong&gt; ayeti ile müminlerin ahirete kesin bir bilgi ile iman etmeleri gerektiğini bildirir. Ahirete kesin bilgiyle inanan bir insan, ölümün kaçınılmaz olduğunu, dünyanın geçici bir yer olduğunu kavrar ve asıl hayatın ahirette olacağını anlar. Ahirette yeniden diriltileceğini ve orada sonsuz olarak yaşayacağını bilen ve cennetin sınırsız nimetlerini düşünen bir insan, bu güzel hayata kavuşabilmek için tüm gücüyle, Allah'ın kendisinden razı olması için çabalar. Dünyanın geçici süslerine ve heveslerine kendini kaptırarak ölümü ve ahireti unutmaz. Ölüm zamanını bilmediğinden daima ölüme hazırlıklı olması gerektiğini düşünür, bunun için Yüce Allah'ın emir ve yasaklarını titizlikle gözetir, ibadetlerini eksiksiz olarak yerine getirir. Dünyadaki kısa süreli ve geçici nimetler yerine ahiretteki sonsuz nimetleri tercih etmesi, üstün bir akledebilme yeteneğine sahip olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Göklerin ve Yerin Yaratılışı Konusunda Düşünmek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mümin namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetlerini titizlikle yerine getirmesinin yanı sıra derin bir anlayışa da sahip olur. Kuran'da dikkat çekilen "göklerdeki ve yerdeki" yaratılış delilleri üzerinde derin tefekkür etmek, müminin imanının artmasını, derin bir akla ve kavrayış yeteneğine sahip olmasını sağlar. Çünkü göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yaratılışı konusunda düşünmek, Allah'ı daha yakından tanımaya, O'nun kudretinin sonsuzluğunu daha iyi kavramaya ve böylece ilim sahibi olmaya vesile olur. Temiz akıl sahibi müminlerin bu özelliği Kuran'da şöyle haber verilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuç: Akıl Mümine Büyük Bir Güç Kazandırır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Kuran'da, akıl sahibi müminleri, &lt;strong&gt;"Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir." (Zümer Suresi, 18)&lt;/strong&gt; şeklinde tanımlar. Bu kimseler Allah'ın kendilerine gösterdiği yola tam olarak uydukları, Kuran'da bildirilen hükümleri titizlikle yerine getirdikleri ve vicdanlarına kesin olarak tabi oldukları için, Allah onları akıl gibi büyük bir nimetle ödüllendirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl, beraberinde insana pek çok nimetin kapısını aralayan son derece önemli bir özelliktir. Akıllı bir insan bulunduğu her ortamda, yaptığı her hareket ve söylediği her söz ile farklılığını hissettirir. Bu nedenle büyük bir saygı ve hayranlık uyandırır. Akıl doğruyu yanlıştan ayırmayı, hikmetli ve güzel konuşmayı, güzel ahlak göstermeyi, karşılaşılan olaylarda pek çok insanın göremediği detayları görebilmeyi, ince teşhisler yapabilmeyi ve olaylardan en doğru ve en hikmetli sonuçları çıkarabilmeyi sağlar. Tüm bunların yanında akıl, aynı zamanda da kişinin ruhunda, güzelliklerden çok fazla zevk alabilmesini sağlayan bir derinlik oluşturur. Bu nedenle çoğu insanın sıradan karşıladığı ve büyük bir alışkanlıkla baktığı pek çok şeyin ardında gizlenen güzellikleri, akıl sahibi müminler hemen görebilirler. Ancak tüm bunlardan daha da önemlisi, aklın kazandırdığı derin iman ve tevekkül müminlere Allah'ın izniyle cenneti kazandırır. Yüce Allah bir Kuran ayetinde müminleri şöyle müjdelemektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır..." (Tevbe Suresi, 111)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;"...(bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur." (Tevbe Suresi, 111)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin düşünmenin kazandırdığı iman ve bu imanın artmasıyla gelişen akıl, müminlerin Allah'ı çok daha iyi ve yakından tanımalarını, her an her yerde O'nun tecellilerini görmelerini ve Allah'ın kudretini hakkıyla takdir edebilmelerini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temiz akıl sahibi olmak; her türlü boş düşünceden arınmış, hiç kimseye faydası olmayan gereksiz kuruntulardan ve anlamsız düşüncelerden uzak bir akla sahip olmaktır. Tamamıyla Allah'ın rızasını kazanmak için kullanılan böyle bir akıl, hem dünyada hem ahirette huzur dolu bir yaşam imkanı sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-5659432334202698411?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/5659432334202698411/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=5659432334202698411' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5659432334202698411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/5659432334202698411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/04/kurtulua-giden-yol-temiz-akl-sahibi.html' title='Kurtuluşa Giden Yol: Temiz Akıl Sahibi Olmak'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-4570491997664251246</id><published>2008-04-09T02:58:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T03:01:32.997-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şirk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahiret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><title type='text'>Dünyadaki Makam Mevki Hırsı Niçin Ahireti Kaybettirir?</title><content type='html'>Pek çok kişi övülmek, ilgi çekmek, insanların beğenisini ve saygısını kazanmak için makam sahibi olmayı ister. Bu isteklerini elde edebilmek için çok büyük bir hırsla çalışır, hatta tüm hayatlarını bu amaç için harcarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırs, birçok insan tarafından güzel bir kişilik özelliği gibi algılanır ve övülür. Oysa nefsin arzularını tatmin etme amacını taşıyan makam mevki hırsının insana sağladığı hiçbir fayda yoktur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların sadece Allah’ın rızasını hedefleyerek, ahiret yurdu için ihlasla çaba sarf etmelerini engelleyen nedenlerden biri, dünya hayatında makam, mevki, şöhret gibi değerlere olan düşkünlükleridir. Oysa maddi imkânlar, mal ya da mevki insana ahiret hayatında hiçbir şey kazandırmaz. Allah Kuran’da, insanlar arasındaki üstünlüğün bulundukları makama ya da mevkiye göre değil, yalnızca takvaya göre olduğunu bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği göz ardı eden insanlar ise hem dünyada hem de ahirette büyük bir kayba uğrarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu hırsın insanları hangi konularda kayba uğrattığını ve onlara nasıl zarar verdiğini inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İman Etmeyi Engeller&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makam, mevki hırsı, imanın önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü bu hırs sadece dünya hayatı ile sınırlıdır ve ahirete yönelik hiçbir amaç taşımaz. Bu sebeple de sadece nefsin arzularını ve büyüklük gururunu besler. Makam sahibi olmayı isteyen insanların bir tek hedefleri vardır. Bu da dünyada güç sahibi olmak, herkes tarafından tanınmak ve saygı görmek, daha iyi imkanlara kavuşmak, sahip olduğu imkanları da yine kendi nefsinin isteklerini tatmin etmek için kullanmak… Bazı kişilerin makam hırsının temelinde ise aşağılık kompleksleri yatar. Bu kişiler fiziksel görünümlerini beğenmedikleri veya geçmişlerinde ezik, aşağılanmış bir hayat yaşadıkları için makam sahibi olmayı isterler. Komplekslerini, kendilerince önemli gördükleri makamlarının arkasına sığınarak beslemeyi, bu şekilde gururlarını tatmin etmeyi isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişiler kendilerine göre batıl bir inanç geliştirmişlerdir. Bu batıl inancın temel felsefesi nefislerin ilahlaştırılmasıdır. Bu gibi kişiler nefislerinin arzularını tatmin edebilmek ve istedikleri makama ulaşabilmek için sınır tanımaz bir pervasızlık içine girerler. Bunun için Allah’ın yasakladığı pek çok günahı işleyebilir, koyduğu sınırları rahatlıkla aşabilirler. İstedikleri mevkiyi elde etmek için insanları basamak olarak kullanacaklarından, gerektiğinde onlara yaranmak için herşeyi yapabilir; sahte bir saygı ve sevgi gösterebilir, yalan söyleyebilir, hırsızlık, dedikodu yapabilir, çeşitli entrikalar düzenleyerek masum insanlara iftira atabilir, hatta zina gibi bir harama bile girebilirler. Kimi insanlar ise bu tür ahlakdışı eylemlere girmez ve sadece çalışarak istedikleri mevkiyi elde etmeye çalışırlar, ancak bu gibi kişileri de hırsları öylesine etkilemiştir ki basiretleri kapanarak, onlara hayatlarının gerçek amacını unutturmuştur. Yüce Allah, bu kişilerin içine düştükleri durumun kendilerine yarar sağlamayacak boş bir hedef olduğunu şöyle bildirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir." (Hicr Suresi, 3)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah'a Şirk Koşulmasına Neden Olur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların beğenisini kazanmak veya onları ezmek, güçlü olduğunu göstermek (Allah’ı tenzih ederiz) için makam, mevki hırsına kapılan kişiler, aslında çok büyük bir günahın içine düşmüş olurlar. Bu günah, Yüce Allah’ın pek çok Kuran ayetinde asla affetmeyeceğini bildirdiği şirktir. Çünkü bu insanlar sahip oldukları mevkinin etkisine kapılarak insanlar üzerinde yaptırım güçleri olduğuna inanır, kendilerini dünyanın sözde en güçlü varlığı gibi görür ve bu sapkın inancın etkisiyle kendilerini ilahlaştırarak Yüce Allah’a ortak koşarlar (Allah’ı tenzih ederiz).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihte sahip olduğu makamın etkisine kapılarak şımaran Firavun’un tavrı ve konuşmaları, bu tür kişilerin kendilerini makam ve mevkileri sebebiyle nasıl ilahlaştırdıklarına çok güzel bir örnek oluşturur. Konu ile ilgili ayetler şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı: "Dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir. Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi, 51-53)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette Firavun örneği ile dikkat çekildiği gibi, makam ve mevki hırsı içindeki kişilerin ortak tutumu, hırslarının akıllarını tamamen kapatmasıdır. Yüce Allah’ın büyüklüğünü ve kendilerine bu makamı verenin O olduğunu unutup, ellerinde tuttukları gücün kendilerine ait olduğunu zannetmeleri elbette çok büyük bir akılsızlık örneğidir. İşte bu düşüncedeki kişiler kendilerini güçlü sanıp ilahlaştırırken, aslında Yüce Allah’ın sonsuz kudretini ve gücünü düşünmedikleri için ahirette O’nun huzurunda küçültülüp, aşağılanacaklarını akledemezler. Kuran’da Yüce Allah’ın Firavun’u uğrattığı son, makam, mevki hırsı içindeki herkesin ibret alması gereken bir sondur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"… Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (İlah’tan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz)... " (Yunus Suresi, 90-92)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ölümü ve Ahireti Unutturur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Allah bir insanı dünyada olabilecek en yüksek makama yerleştirse, çok büyük mal ve servet verse bile insan bir gün mutlaka ölecektir. Makam, mevki hırsına kapılan insanlar bu gerçeği tamamen göz ardı ederek, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yükselmek için hırsla çabalamaya devam ederler. Bu hırs gözlerini öylesine kör eder ve kalplerini katılaştırır ki onları birkaç on yılla sınırlı olan dünyada makam elde etmek için en üstün makam olan cenneti ve ahireti düşünmekten alıkoyar. Bu şuur kapalılığı içinde cenneti kazanmak için ciddi gayret göstermek yerine, dünyadaki geçici mevkileri elde etmek için çaba sarf ederler. Oysa Allah Kuran’da, dünya için harcanacak çabanın boş ve gereksiz olduğunu; burada elde edilen mal, mülk ve makamın ahirette insana hiçbir fayda sağlamayacağını bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız..." (Enam Suresi, 94)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Makam mevki sevgisinden gelen şöhretperestlik ateşiyle ve şan ve şeref perdesi altında insanların sevgisini kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celbetmekle (çekmek) enaniyeti okşamak ve nefsine bir makam vermektir ki, en mühim bir ruhi illet olduğu gibi “gizli şirk” tabir edilen riyakarlığa, bencilliğe kapı açar, ihlası zedeler…"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Makam, Mevki Hırsına Sahip Olanlar, Tutkuyla Bağlı Oldukları Dünyada da Gerçek Mutluluğu Yaşayamazlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hedef ve planlarını makam hırsı üzerine kuran bazı kişiler, her türlü adaletsizliği yapmaya açık olurlar. Soğuk, çıkarları doğrultusunda hareket eden, yapmacık, mevki elde edene kadar sınır tanımadan her türlü suçu işleyebilecek, gerektiğinde kendinden daha üst makamda olan birine yaranmak için onu adeta putlaştıran bir tavır içine girebilirler (Allah'ı tenzih ederiz). Karşılarındaki insanları Yüce Allah’ın tecellisi olan güzel özellikleri nedeniyle sevmezler. Onlardan bir çıkar elde edebilmek için seviyormuş gibi görünerek sahte bir yaklaşım sergilerler. Ancak istedikleri makamı elde edince hırslı kişilikleri nedeniyle soğuk, anlaşılmaz kaprisleri olan, büyüklük gururu içinde etrafındaki insanları ezen, kalpleri gibi yüzleri de kaskatı olmuş insanlara dönüşürler. Bu insanların kalplerinde İslam’ın kazandırdığı merhamet, sevgi, şefkat gibi duygulara asla yer yoktur. Bulundukları mevkiyi elde etmek için kişiliklerinden ve hayatlarından verdikleri tavizlerin suçlusu sanki karşılarındaki insanlarmış gibi onlara sözleri ve davranışları ile eziyet ederler. Geçmişte kendileri de kimseyi sevmedikleri için şimdi çevrelerinde olan insanların da onları sevmediğini bilirler. Nitekim yaşlandıkları, hastalandıkları veya herhangi bir nedenle mevkilerini kaybettikleri zaman çoğunlukla yalnız kalırlar. Yalnızlığın getirdiği mutsuzluk ve sıkıntı içinde, sevgisiz ve tek başlarına ölürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Makam, Mevki Sahibi Olmak Tek Bir Koşulda İstenir: Hak Dini Tebliğ Etmek İçin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’da mevki sahibi olmayı isteyen peygamberlerden örnekler verilir. Bu peygamberlerden biri Hz. Süleyman’dır. Kuran’da Hz Süleyman’ın bu konudaki duası şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." (Sad Suresi, 35)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette Hz Süleyman’ı inkârcıların makam, mevki hırsından ayıran çok önemli bir özelliğine dikkat çekilir. Bu özellik Hz Süleyman’ın makamı ve mevkiyi Allah rızası ve O'nun yolunda harcamak için talep etmesidir. Bu ayetle Müslümanların makam, mevki ve mülkü sadece Allah yolunda harcamak gibi onurlu bir görev için istediklerine dikkat çekilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’da Hz Yusuf’un da hükümdardan makam ve mevki istediği haber verilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim." (Yusuf Suresi, 55)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Süleyman gibi Hz Yusuf’un da Yüce Allah’tan makam sahibi olmayı istemesinin nedeni, ülkenin hazinelerini kontrolü altında tutarak ekonomik düzeni sağlamak, insanlar arasındaki adaleti tam olarak gözetmek ve bu biçimde din ahlakının gereği olan güzellikleri insanlara tebliğ etmektir. Nitekim hükümdar, Hz. Yusuf ile konuştuğu an onun güvenilir bir insan olduğunu ve nefsi için hiçbir şey istemeyeceğini hemen anlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’da hükümdarın sözleri şöyle bildirilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"... Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin." (Yusuf Suresi, 54)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En Güzel Makam Ahirette Elde Edilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makam ve mevkinin üstünlük sağlayacağı inancı kendi nefsini put edinen, Kuran ahlakından uzak yaşayan kişilere ait bir yanılgıdır. İmanı kavrayan müminler ise nefislerinin bu yöndeki isteklerine itibar etmez, üstünlüğü ihlâsta ve samimiyette ararlar. Çünkü bu gibi arzulardan arınan bir insanın dünyada kazanılacak tüm makamların üzerinde bir makama eriştirileceğini, gerçek onur ve şeref sahibi olacağını bilirler. Bu durum Kuran’da şu ayetle bildirilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi ‘onurlu-üstün’ bir makama sokarız." (Nisa Suresi, 31)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu onurlu ve üstün makama layık olabilmek için iman eden bir kimsenin yapması gereken, aşağıdaki ayette hatırlatılan gerçeğin şuuruna varmasıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir, salih amel de onu yükseltir…" (Fatır Suresi, 10)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzzetin gerçek sahibi Allah’tır ve kişiye en üstün makam olan cenneti kazandıracak olan tek şey de salih olan yani ‘ihlâsla yapılan ameller’ dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-4570491997664251246?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/4570491997664251246/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=4570491997664251246' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/4570491997664251246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/4570491997664251246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/04/dnyadaki-makam-mevki-hrs-niin-ahireti.html' title='Dünyadaki Makam Mevki Hırsı Niçin Ahireti Kaybettirir?'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-7581048668656070081</id><published>2008-02-18T09:15:00.000-08:00</published><updated>2008-02-18T09:20:00.357-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şefkat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oktar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hoşgörü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='barış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adnan'/><title type='text'>GERÇEK İSLAM AHLAKI</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir din adına ortaya çıktığını ileri süren insanların bir kısmı, o dini yanlış anlıyor ve yanlış uyguluyor olabilirler. O nedenle bu insanlara bakarak o din hakkında fikir edinmek yanlış olur. Bir dini tanımanın en doğru yolu, o dinin kutsal kaynağını incelemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam'ın kutsal kaynağı Kuran'dır. Ve Kuran'da öğretilen ahlak modeli, bugün "İslam" dendiğinde bazı Batılıların zihninde oluşan imajdan tamamen farklıdır. Kuran ahlakı, sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, fedakarlık, tolerans ve barış kavramlarına dayanmaktadır. Bu ahlakı gerçek anlamda yaşayan bir Müslüman, son derece kibar, ince düşünceli, hoşgörülü, güvenilir, uyumlu bir insan olur. Etrafına sevgi, saygı, huzur ve yaşama sevinci verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İslam barış ve esenlik dinidir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam kelimesi, Arapça'da "barış" kelimesiyle aynı anlama gelir. İslam, Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir. Allah tüm insanları, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırmaktadır. Bakara Suresi'nin 208. ayetinde şöyle buyurulmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;"Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır." (Bakara Suresi, 208)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette görüldüğü gibi Allah, insanların "güvenliği"nin ancak İslam'a girilmesi, Kuran ahlakının yaşanmasıyla sağlanabileceğini bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah bozgunculuğu lanetlemiştir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, insanlara kötülük yapmaktan sakınmalarını emretmiş; küfrü, fıskı, isyanı, zulmü, zorbalığı, öldürmeyi, kan dökmeyi yasaklamıştır. Allah'ın bu emrine uymayanlar, ayetin ifadesiyle "şeytanın adımlarını izleyenler" olarak nitelendirilmiş ve açıkça Allah'ın haram kıldığı bir tutum içerisine girmişlerdir. Kuran'da bu konudaki birçok ayetten sadece iki tanesi şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Allah'a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir." (Rad Suresi, 25)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (Kasas Suresi, 77)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, Allah, İslam dininde, terör, şiddet anlamlarını da kapsayan her türlü bozgunculuk hareketini yasaklamış ve bu tür bir eylem içinde olanları lanetlemiştir. Müslüman dünyayı güzelleştiren, imar eden insandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İslam, düşünce hürriyetini ve hoşgörüyü savunur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü açıkça sağlayan ve güvence altına alan bir din olan İslam, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zan) dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir.&lt;br /&gt;Değil terör ve çeşitli şiddet eylemi, İslam, insanların üzerinde fikri olarak bile en ufak bir baskı kurulmasını yasaklamıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır." (Bakara Suresi, 256)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin." (Gaşiye Suresi, 22)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam'ın özüne ve ruhuna aykıdır. Çünkü İslam, inanç için özgür iradeyi ve vicdani bir kabulü şart koşar. Elbette Müslümanlar birbirlerini Kuran'da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanması için uyarabilir, teşvik edebilirler. Ama asla bu konuda bir zorlama yapılamaz. Ya da dünyevi bir imtiyaz tanınarak, kişi dini uygulamaya yönlendirilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun aksi bir toplum modeli varsayalım. Örneğin insanların ibadet yapmaya zorlandıklarını farzedelim. Böyle bir toplum modeli İslam'a tamamen aykırıdır. Çünkü inanç ve ibadet, sadece Allah'a yönelik olduğunda bir değer taşır. Eğer bir sistem insanları inanca ve ibadete zorlayacak olursa, bu durumda insanlar o sistemden korktukları için dindar olurlar. Din açısından makbul olan ise, vicdanların tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda Allah rızası için dinin yaşanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah masum insanların öldürülmesini haram kılmıştır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanı suçsuz yere öldürmek, Kuran'a göre en büyük günahlardan biridir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır. (Furkan Suresi, 68)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, masum insanları haksız yere öldüren kişiler büyük bir azapla tehdit edilmişlerdir. Allah tek bir kişiyi öldürmenin, tüm insanları öldürmek kadar ağır bir suç olduğunu haber vermiştir. Allah'ın sınırlarını koruyan bir insanın değil binlerce masum insanı katletmek, tek bir insana bile zarar verme ihtimali yoktur. Dünyada adaletten kaçarak cezadan kurtulacağını sananlar, öldükten sonra, ahirette Allah'ın huzurunda verecekleri hesaptan asla kaçamayacaklardır. İşte bu nedenle ölümlerinin ardından Allah'a hesap vereceklerini bilen müminler Allah'ın sınırlarını korumakta büyük bir titizlik gösterirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah, müminlere şefkatli ve merhametli olmalarını emreder&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayette Müslüman ahlakı şöyle anlatılmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır." (Beled Suresi, 17-18)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın, ahiret günü kurtuluşa erenlerden olmaları, rahmetine ve cennetine kavuşabilmeleri için kullarına indirdiği ahlakın en önemli özelliklerinden biri ayette görüldüğü gibi "merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak"tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'da tarif edilen İslam son derece modern, aydınlık, ilerici bir yapıya sahiptir. Gerçek Müslüman, herşeyden önce, barışçı, hoşgörülü, demokrat ruhlu, kültürlü, aydın, dürüst, sanattan ve bilimden anlayan, medeni bir kişilik yapısına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'ın getirdiği güzel ahlakla yetişen bir Müslüman, herkese İslam'ın öngördüğü sevgiyle yaklaşır; her türlü fikre karşı saygılıdır; estetiğe ve sanata değer verir, olaylar karşısında her zaman uzlaştırıcı, gerilimi azaltan, kucaklayıcı, itidalli davranışlar sergiler. Böyle insanların oluşturdukları toplumlarda ise, bugün en modern devletler arasında gösterilen ülkelerden daha gelişmiş bir medeniyet, yüksek bir toplumsal ahlak, neşe, huzur, adalet, güvenlik, bolluk ve bereket hakim olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah hoşgörü ve affediciliği emretmiştir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran-ı Kerim'in Araf Suresi'nin 199. ayet-i kerimesindeki &lt;strong&gt;"Sen af yolunu benimse"&lt;/strong&gt; sözleriyle ifade edilen "affedicilik ve hoşgörü" kavramı, İslam dininin temel kaidelerinden birini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam tarihine bakıldığında, Müslümanların Kuran ahlakının bu önemli özelliğini sosyal yaşama nasıl geçirdikleri çok açık bir şekilde görülür. Müslümanlar ulaştıkları her noktada, hatalı uygulamaları ortadan kaldırarak hür ve hoşgörülü bir ortam oluşturmuştur. Din, dil ve kültür bakımından birbirine taban tabana zıt olan halkların aynı çatı altında barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamış, kendisine tabi olanlara da büyük bir ilim, zenginlik ve üstünlük kazandırmıştır. Nitekim büyük bir coğrafyaya yayılmış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığını yüzyıllarca devam ettirebilmesindeki en önemli nedenlerden biri, İslam'ın getirdiği hoşgörü ve anlayış ortamının yaşanması olmuştur. Asırlardır hoşgörülü ve şefkatli yapılarıyla tanınmış olan Müslümanlar, her zaman dönemlerinin en merhametli ve en adil kişileri olmuşlardır. Bu çok uluslu yapı içerisindeki tüm etnik gruplar, yıllarca mensubu oldukları dinleri özgürce yaşamışlar, üstelik dinlerini ve kültürlerini yaşayabilecekleri tüm imkanlara da sahip olmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek anlamda Müslümanlara mahsus olan hoşgörü, ancak Kuran'ın emrettiği doğrultuda uygulandığında tüm dünyaya barış ve esenlik getirir. Nitekim Kuran'da &lt;strong&gt;"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel bir tarzda(kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost (un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34)&lt;/strong&gt; ayet-i kerimesi ile bu özelliğe dikkat çekilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuç&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar, İslam'ın insanlara öğütlediği ahlak özelliklerinin, dünyaya barış, huzur ve adalet getirecek erdemler olduğunu göstermektedir. Şu an dünya gündeminde olan ve adına "İslami terör" denen barbarlık ise, Kuran ahlakından tamamen uzak, cahil ve bağnaz insanların, dinle gerçekte hiç bir ilgisi olmayan canilerin eseridir. İşledikleri vahşetleri İslam kisvesi altında yürütmeye çalışan bu kişi ve gruplara karşı uygulanacak kültürel çözüm, gerçek İslam ahlakının insanlara öğretilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir deyişle, İslam dini ve Kuran ahlakı, terörizmin ve teröristlerin destekleyicisi değil, yeryüzünü terörizm belasından kurtaracak çaredir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=" height="60" width="468" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000"&gt;&lt;param name="_cx" value="12383"&gt;&lt;param name="_cy" value="1588"&gt;&lt;param name="FlashVars" value=""&gt;&lt;param name="Movie" value="http://www.harunyahya.org/banner/teror.swf"&gt;&lt;param name="Src" value="http://www.harunyahya.org/banner/teror.swf"&gt;&lt;param name="WMode" value="Window"&gt;&lt;param name="Play" value="-1"&gt;&lt;param name="Loop" value="-1"&gt;&lt;param name="Quality" value="High"&gt;&lt;param name="SAlign" value=""&gt;&lt;param name="Menu" value="-1"&gt;&lt;param name="Base" value=""&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value=""&gt;&lt;param name="Scale" value="ShowAll"&gt;&lt;param name="DeviceFont" value="0"&gt;&lt;param name="EmbedMovie" value="0"&gt;&lt;param name="BGColor" value=""&gt;&lt;param name="SWRemote" value=""&gt;&lt;param name="MovieData" value=""&gt;&lt;param name="SeamlessTabbing" value="1"&gt;&lt;param name="Profile" value="0"&gt;&lt;param name="ProfileAddress" value=""&gt;&lt;param name="ProfilePort" value="0"&gt;&lt;param name="AllowNetworking" value="all"&gt;&lt;param name="AllowFullScreen" value="false"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.harunyahya.org/banner/teror.swf" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" type="application/x-shockwave-flash" width="468" height="60"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt; &lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-7581048668656070081?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/7581048668656070081/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=7581048668656070081' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/7581048668656070081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/7581048668656070081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/02/gerek-islam-ahlaki.html' title='GERÇEK İSLAM AHLAKI'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-2596663599295108213</id><published>2008-01-29T02:38:00.000-08:00</published><updated>2008-02-18T09:12:00.229-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imtihan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibadet'/><title type='text'>Dünya Hayatının Sırrı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Vi7GRDeTCBQ/R58DD099vlI/AAAAAAAAAFU/LOMETZxWdwA/s1600-h/dunya_hayatinin_sirri_tr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160847062282911314" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Vi7GRDeTCBQ/R58DD099vlI/AAAAAAAAAFU/LOMETZxWdwA/s200/dunya_hayatinin_sirri_tr.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Allah (cc), herşeyi hikmetle yaratmıştır. Evrendeki pek çok şeyi de insanın hizmetine vermiştir. Güneş Sistemi'nden atmosferdeki oksijen oranına, etinden sütünden faydalandığımız hayvanlardan suya ve daha nicelerine kadar kainattaki pek çok varlığın insanın yaşamına hizmet edecek şekilde yaratıldığı açıkça görülmektedir. Bu gerçek ortadayken, insan hayatının bir amacı olmadığını düşünmek, büyük bir cehalet ve akılsızlık olur. Elbette insanın da bir yaratılış amacı vardır ve Yüce Rabbimiz bu amacı şöyle açıklar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"… İnsanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak insanların sadece az bir kısmı bu yaratılış amacını kavrar ve buna uygun olarak yaşar. Allah (cc) dünya üzerindeki yaşamımızı, bu amaca uyup uymadığımızı denemek için yaratmıştır. Rabbimiz'e gönülden kulluk edenlerle O'na isyan edenler bu dünyada ayrılacaktır. İnsana verilen tüm imkanlar (bedeni, duyuları, malları…) bu imtihan içindir. Bir ayette Allah (cc) şöyle buyurur: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık." (İnsan Suresi, 2)&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İnsanın dünyadaki vazifesi, Allah (cc)'a ve ahirete iman etmek, Kuran'da belirtildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Rabbimiz'in sınırlarını korumak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır. Yüce Allah (cc) insanlardan gerçek ve samimi bir iman istemektedir. Bu ise kişinin yalnızca "ben inandım" demesiyle elde edilmiş olmaz. İnsan, Allah (cc)'a ve O'nun dinine gerçekten inandığını, şeytanın, kendisini saptırmak için göstereceği büyük çabalara rağmen doğru yoldan dönmeyeceğini göstermelidir. Aynı şekilde inkarcılara uymayacağını, kendi nefsinin tutkularını Allah (cc)'ın rızasına tercih etmeyeceğini de ispatlamalıdır. Bunu ise, karşılaştığı olaylara verdiği tepkilerle ortaya koyacaktır. Allah (cc), dini kabul eden insanın karşısına sabretmesi gereken bazı zorluklar çıkaracak, bunlara karşı gösterdiği tavırlarla onu imtihan edecektir. Bu gerçek, bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmiştir:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? " (Ankebut Suresi, 2) Başka bir ayette de, Allah (cc)'ın 'iman ettik" diyenleri sınayacağı şöyle bildirilmektedir: "Yoksa siz, Allah, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? " (Al-i İmran Suresi, 142)&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçek bu iken iman eden bir insanın karşılaştığı zorluklara şaşırması elbette doğru olmaz. Bu zorluklar günlük hayatın sanki sıradan gibi gözüken problemleri de olabilir, ilk bakışta büyük bir felaket gibi gözüken olaylar da olabilir. Mümin tüm bunların hepsine imtihan gözüyle bakmalı, Allah (cc)'a tevekkül etmeli ve O'nun rızasına uygun olan tavrı göstermelidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yaşadığımız her olayda bir İlahi hikmet ve imtihan vardır. Müminin yükümlülüğü, bu gerçeği her zaman akılda tutmak ve daima Allah (cc)'ın rızasına uygun davranışlar göstererek dünya imtihanını kazanmaya çalışmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=" height="60" width="468" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000"&gt;&lt;param name="_cx" value="12383"&gt;&lt;param name="_cy" value="1588"&gt;&lt;param name="FlashVars" value=""&gt;&lt;param name="Movie" value="http://www.harunyahya.org/banner/imanhakikatleri.swf"&gt;&lt;param name="Src" value="http://www.harunyahya.org/banner/imanhakikatleri.swf"&gt;&lt;param name="WMode" value="Window"&gt;&lt;param name="Play" value="-1"&gt;&lt;param name="Loop" value="-1"&gt;&lt;param name="Quality" value="High"&gt;&lt;param name="SAlign" value=""&gt;&lt;param name="Menu" value="-1"&gt;&lt;param name="Base" value=""&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value=""&gt;&lt;param name="Scale" value="ShowAll"&gt;&lt;param name="DeviceFont" value="0"&gt;&lt;param name="EmbedMovie" value="0"&gt;&lt;param name="BGColor" value=""&gt;&lt;param name="SWRemote" value=""&gt;&lt;param name="MovieData" value=""&gt;&lt;param name="SeamlessTabbing" value="1"&gt;&lt;param name="Profile" value="0"&gt;&lt;param name="ProfileAddress" value=""&gt;&lt;param name="ProfilePort" value="0"&gt;&lt;param name="AllowNetworking" value="all"&gt;&lt;param name="AllowFullScreen" value="false"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.harunyahya.org/banner/imanhakikatleri.swf" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" type="application/x-shockwave-flash" width="468" height="60"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt; &lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-2596663599295108213?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/2596663599295108213/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=2596663599295108213' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2596663599295108213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/2596663599295108213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/01/dnya-hayatnn-srr.html' title='Dünya Hayatının Sırrı'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Vi7GRDeTCBQ/R58DD099vlI/AAAAAAAAAFU/LOMETZxWdwA/s72-c/dunya_hayatinin_sirri_tr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-1810306954912689546</id><published>2008-01-29T02:23:00.000-08:00</published><updated>2008-02-18T09:13:46.724-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mümin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğüt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Allah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hatırlatma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vicdan'/><title type='text'>Öğüt ve Hatırlatma Müslümanlar İçin Büyük Bir Nimettir</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Dünyada yaşanan hayat, insanlardan hangilerinin iyi, hangilerinin kötü davranışlarda bulunduklarının belirlenmesi için Yüce Allah (cc)'ın yarattığı bir deneme süresidir. Bu süre boyunca insanlar pek çok hata yapabilir, kusurlu davranışlarda bulunabilirler. İman eden insanların amacı bu hatalarından, kusurlarından, eksikliklerinden bir an önce arınarak Allah (cc)'ın rızasını kazanmak ve cennete yakışır bir ahlaka ulaşmaktır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Samimi ve vicdanlı insanlar her türlü kötülükten ve eksiklikten kurtulmayı içten arzu ettikleri için kendilerini Allah (cc)'a yaklaştıracak her öğüdü canı gönülden dinlerler. Allah (cc)'tan korktukları, ahirete kesin bilgiyle iman ettikleri için sonsuz ahiret hayatlarını tehlikeye sokabilecek her türlü tavır ve sözden şiddetle sakınır, ahiret gününde kendilerine fayda sağlayacak tüm öğüt ve hatırlatmalara hemen uyarlar. Müslümanların bu özelliği Kuran'da şöyle bildirilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;"Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır. " (Furkan Suresi, 73)&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yapılan hatırlatmalara ve verilen öğütlere karşı gurur yapmak, büyüklenmek, karşı çıkmak inkarcılara has bir tavırdır. Müminler ise yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi, Allah (cc)'ın ayetleri doğrultusunda yapılan bir hatırlatmayı işittiklerinde dikkatle dinler ve hemen itaat ederler. İman eden bir insan kendisine ulaşan her hatırlatmanın, kendisini sonsuz cehennem azabından korumak için yapıldığını düşünerek tam bir teslimiyetle karşılık verir. Müminlerin bu teslimiyetlerini ifade eden sözleri, Kuran'da şöyle haber verilmiştir:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;"Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür." (Al-i İmran Suresi, 193) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Asla gurur yapmadan kendilerine yapılan her Kurani hatırlatmaya uyanlar, samimi ve vicdanlı müminlerdir. Allah (cc), &lt;strong&gt;"Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlar." (Zariyat Suresi, 55)&lt;/strong&gt; ayetiyle bu gerçeği haber vermiştir. Öğüt ve hatırlatmanın kimlere fayda sağlayıp, kimlerin inkarını artıracağı başka ayetlerde de şu şekilde bildirilir:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;"Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.' Allah'tan 'İçi titreyerek korkan' öğüt alır-düşünür. 'Mutsuz-bedbaht' olan ondan kaçınır. Ki o, en büyük ateşe yollanacaktır. Sonra onun içinde o, ne ölür, ne yaşar. Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur; Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan. " (A'la Suresi, 9-15)&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Naziat Suresi'nde ise ancak hesap gününden korkan kişilerin uyarıları dinleyeceği, &lt;strong&gt;"Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın." &lt;/strong&gt;(Naziat Suresi, 45) ayetiyle bildirilmiştir. Müminler ahireti yaşamlarının her anında düşünür, orada ortaya çıkacak bir hatanın insanı Allah (cc)'ın huzurunda utandıracağını ve telafisi olmayan bir pişmanlığa sürükleyeceğini unutmazlar. Kuran ayetlerinden cehennem azabının şiddetini öğrendikleri için Allah (cc)'ın rızasına uygun olmayacak, Rabbimiz'in azabıyla sonuçlanabilecek her tavırdan şiddetle kaçınır, hata ve eksikliklerinden hızla kurtulmak isterler. Yüce Allah (cc) bir ayetinde, kendilerine verilen her öğüt üzerinde düşünen ve hayra yönelik çağrılara hemen uyan müminlerin ahlakını şöyle haber vermiştir: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;"Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir." (Zümer Suresi, 18)&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Vicdanlı bir insan kendisine yapılan Kurani bir hatırlatma karşısında hiçbir mazeret öne sürmez ya da nefsini temize çıkarmaya çalışmaz. Çünkü, &lt;strong&gt;"… Nefis -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir."&lt;/strong&gt; (Yusuf Suresi, 53) ayetiyle bildirilen gerçeğin farkındadır. Nefsinden gelen bahanelerin hiçbirine kulak vermez. Daima vicdanına başvurarak doğruyu görür ve bu doğruya uyar. İman eden bir insan, ahirette nefsin öne sürdüğü mazeretlerin hiçbir geçerliliği olmayacağını; her zaman nefsi bir kenara bırakarak verilen öğüde uymanın kazanç sağlayacağını çok iyi bilir. Çünkü hesap günü Kuran'da bildirildiği gibi, &lt;strong&gt;"Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün"&lt;/strong&gt;dür. (Mümin Suresi, 52) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Müminler, bu ahlakları neticesinde her konuda hızla birbirlerinin eksiklerini tamamlar, mükemmel bir ahlak ve tavır bütünlüğüne doğru yol alırlar. Bir müminin fark etmediğini diğeri görür ve tamamlar. En önemlisi ise hiçbir müminin kendisine hatırlatılan konularda en ufak bir direnç göstermemesidir. Kuran'da bildirildiği gibi müminler, &lt;strong&gt;"... yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir."&lt;/strong&gt; (Al-i İmran Suresi, 135)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=" height="60" width="468" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000"&gt;&lt;param name="_cx" value="12383"&gt;&lt;param name="_cy" value="1588"&gt;&lt;param name="FlashVars" value=""&gt;&lt;param name="Movie" value="http://www.harunyahya.org/banner/allahvar.swf"&gt;&lt;param name="Src" value="http://www.harunyahya.org/banner/allahvar.swf"&gt;&lt;param name="WMode" value="Window"&gt;&lt;param name="Play" value="-1"&gt;&lt;param name="Loop" value="-1"&gt;&lt;param name="Quality" value="High"&gt;&lt;param name="SAlign" value=""&gt;&lt;param name="Menu" value="-1"&gt;&lt;param name="Base" value=""&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value=""&gt;&lt;param name="Scale" value="ShowAll"&gt;&lt;param name="DeviceFont" value="0"&gt;&lt;param name="EmbedMovie" value="0"&gt;&lt;param name="BGColor" value=""&gt;&lt;param name="SWRemote" value=""&gt;&lt;param name="MovieData" value=""&gt;&lt;param name="SeamlessTabbing" value="1"&gt;&lt;param name="Profile" value="0"&gt;&lt;param name="ProfileAddress" value=""&gt;&lt;param name="ProfilePort" value="0"&gt;&lt;param name="AllowNetworking" value="all"&gt;&lt;param name="AllowFullScreen" value="false"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.harunyahya.org/banner/allahvar.swf" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" type="application/x-shockwave-flash" width="468" height="60"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt; &lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955768342790855629-1810306954912689546?l=imanetmek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://imanetmek.blogspot.com/feeds/1810306954912689546/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=955768342790855629&amp;postID=1810306954912689546' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1810306954912689546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955768342790855629/posts/default/1810306954912689546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://imanetmek.blogspot.com/2008/01/t-ve-hatrlatma-mslmanlar-iin-byk-bir.html' title='Öğüt ve Hatırlatma Müslümanlar İçin Büyük Bir Nimettir'/><author><name>(Adnan Oktar)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955768342790855629.post-5862665414801309393</id><published>2008-01-15T04:17:00.000-08:00</published><updated>2008-01-15T04:18:50.966-08:00</updated><title type='text'>Allah (cc) Duaları İşiten, Yakın Olandır</title><content type='html'>&lt;table style="width: 459px; height: 1048px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width="10"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;img src="http://www.harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;       &lt;td class="WorksTableProductDesc" valign="top" width="477"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;img src="http://www.harunyahya.net/images/Article/allah_cc_dualari_isiten_yakin_olandir_tr.jpg" alt="Allah (cc) Duaları İşiten, Yakın Olandır" align="left" border="0" hspace="7" vspace="2" /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. " (Bakara Suresi, 186) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"
