18.1.09

Kamil İman Sahibi Bir Mümin...

NASIL BİR ALLAH İNANCINA SAHİPTİR?

Allah'tan başka bir ilah olmadığını,
Herşeyi yaratanın ancak Allah olduğunu,
Her işi evirip çevirenin Allah olduğunu,
Tüm kalplerin ancak Allah'ın kontrolünde olduğunu,
Allah'ın herşeyi sarıp kuşatan oluğunu,
Kaderi belirleyen olduğunu,
Herşeye gücü yeten ve dilediğini yapan olduğunu,
Herşeyden haberdar olduğunu ve herşeyi işitip gördüğünü,
Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucu olduğunu,
Gaybı bildiğini,
Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını ve bütün eksikliklerden uzak olduğunu,
Doğurmamış ve doğurulmamış olduğunu,
Şaşırmayan ve unutmayan olduğunu,
Mülkün tek sahibi olduğunu,
Herşeyin tek varisi olduğunu,
Daima diri olduğunu,
İzzet ve şerefin tek sahibi olduğunu,
Daima üstün ve galip gelen olduğunu,
En güzel isimlerin sahibi olduğunu,
Hüküm ve hikmet sahibi olduğunu,
Kullarına şahdamarlarından daha yakın olduğunu,
Kalplerinden geçirdikleri en ufak şeyi dahi bildiğini,
Gizlinin gizlisini bilen olduğunu,
Sonsuz adaletli olduğunu,
Merhametlilerin en merhametlisi olduğunu,
Kullarına karşı çok bağışlayıcı olduğunu,
Kullarını çok seven olduğunu,
Tevbeleri kabul eden olduğunu,
Samimi duaya karşılık veren olduğunu,
İyiliğin ve şükrün karşılığını fazlasıyla veren olduğunu,
İnsana herşeyi öğreten olduğunu,
Uyarıp korkutan olduğunu,
Ölüleri dirilten ve hesap gününü yaratan olduğunu,
Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım eden olduğunu,
Vaadinin hak olduğunu,
İnkarcılar için cehennemi ve müminler için de cenneti yaratan olduğunu bilen bir Allah inancına sahiptir.

NASIL BİR ALLAH KORKUSUNA SAHİPTİR?

Yalnızca Allah'tan korkup yine yalnızca O'ndan sakınır.
Allah'tan başka hiçbir şeyden korku duymaz.
Allah'tan güç yetirebildiğince çok korkar.
İmanı ve Allah korkusunu kalbe yerleştirenin Allah olduğunu hisseder.
Bu korkuyu sadece zorluk ve çaresizlik anlarında değil, her an yaşar.
Allah'ın sinelerin özünde olanı ve gizlinin gizlisini bilen olduğunu unutmaz.
Kimsenin görmediği yerde de Allah'ın gören olduğunu her an hatırlar.
Hesap vereceğini bilerek hareket eder.
Haram ve helallere titizlik gösterir.
Yaptığı herşeyin temeli bu korku üzerine kuruludur.
Yapılan her işte Allah'a yönelip döner.
Tek cezalandıranın Allah olduğunu bilir.
Allah'ın makamından, tehdidinden ve cehennem azabından korku duyar.
Daha önce gelip geçenlere Allah'ın verdiği azapları unutmaz.
Saygı dolu, içi titreyen ve şiddetli bir Allah korkusuna sahiptir. NASIL BİR İMANA SAHİPTİR?
Yalnız Allah korkusuna ve Allah sevgisine dayalı,
Yalnızca Allah'a ibadet ettiren,
Allah'ı herşeyin üzerinde tutmayı sağlayan,
Allah'tan başka İlah aramayan,
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan,
Herşeyin Allah'tan olduğunu bilen,
Allah'ın her zaman onun yanında olup, yaptıklarını gördüğünü bilen,
Hayatının her anında asıl hedefini, 'Allah'ın rızasını kazanmak' olarak belirleyen,
Tüm hayatı Allah için yaşamayı gerektiren,
Allah'ın sınırlarını titizlikle korumayı sağlayan,
Allah'ın karşısında acizliğini çok iyi bilmesini sağlayan,
Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğici bir tavır sağlayan,
Sadece Allah'a güvenip dayanmayı sağlayan,
Yardımın ancak Allah'tan olduğunu kavratan,
Daima Allah'ı anmayı sağlayan,
Kuran'a kuvvetle bağlanmayı getiren,
Allah'a asla nankörlük ettirmeyen,
Kıyamet gününe kesin bir bilgiyle iman ettiren,
Ahiretin varlığına kesin olarak inandıran,
Dünya hayatına aldanmayı engelleyen,
Gelecek endişesini ortadan kaldıran,
Her işte bir hayır olduğunu her an hissettiren,
Her işte Allah'a yönelip dönmeyi sağlayan,
Sahip olunan tüm özelliklerin Allah'tan olduğunu unutturmayan,
Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden bir itaat sağlayan,
Şeytanın etkisine izin vermeyen,
Her an vicdanın sesiyle hareket etmeyi sağlayan,
Katıksız, sadece Allah'a yönelmiş bir ruh hali veren,
Sadece Allah'ı ve inananları dost edinmeyi sağlayan,
Allah'a yakınlaşmak için çok şiddetli bir çaba harcatan,
Allah'a her an şükredici olmayı sağlayan,
Her güçlüğe sabredebilecek, kesinlikle yılmayan bir kararlılık veren,
Üstün bir ahlak kazandıran,
Gösterilen mümin alametlerinde süreklilik sağlayan,
Takvada yarışıp öne geçiren bir imana sahiptir.

NASIL BİR KADER ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,
Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın bir kader üzerine yarattığını,
Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,
Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,
Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,
Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,
Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,
Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,
Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağını,
Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.
Başına gelen herşeyin Allah'tan olduğunu bildiği için;
heyecana kapılmaz.
üzüntü ya da sıkıntıya düşmez.
paniğe kapılmaz.
umutsuzluğa düşmez.
sıkıntı ve stres yaşamaz.
endişeli bir ruh haline girmez.
kızgınlık duymaz.
"keşke" demez.
ani ve aşırı tepkiler vermez.
ölüm karşısında üzüntü duymaz.
elinden gidene ve kendisine isabet edene üzülmez.

NASIL BİR DÜŞÜNCE YAPISINA VE NASIL BİR AKLA SAHİPTİR?

Kuran'ı gereği gibi, iyice düşünen.
Herşeyi Kuran mantığıyla değerlendiren.
Herşeyi pozitif düşünen.
Vicdanın yönlendirdiği şekilde hareket eden.
Herşeyi kaderde Allah'ın takdir ettiği şekilde meydana geldiğini bilerek düşünen.
Her olayın ardında gizlenen hayır ve hikmeti görmeye çalışan.
Ayakta iken, otururken, yatarken, her an daima Allah'ı düşünen.
Allah'ın varlığını ve yaratışındaki sanatını derin derin düşünen.
Öncelikli olarak Allah'ın dikkat çektiği konuları ve iman hakikatlerini araştırıp, düşünen.
Sorularının cevaplarını sadece Kuran'dan bulan.
Aksamalar karşısında çözümü hep Kuran'da arayan.
Daima dinin lehine düşünen.
Vesvese geldiğinde şeytandan olduğunu düşünüp, Allah'a sığınan.
Müminler hakkında hüsn-ü zanla düşünen.
Başkalarının ihtiyaçlarını düşünebilen.
Aciliyetli konuları tespit edip onlara öncelik verebilen.
Hak ile batıl arasında Kuran'a uygun kıyaslar yapabilen.
Temiz bir akıl ile düşünebilen.
Kendi yaratılışını düşünen.
Kıyameti düşünen.
Hesap gününü düşünen.
Cenneti ve cehennemi düşünüp öğüt alan.
Kendisine yöneltilen öğütleri iyice düşünen.
Kendi nefis muhasebesini iyi yapabilen bir akıl ve düşünce yapısına sahiptir.

NASIL BİR SEVGİ ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

Allah'ı herkesten ve herşeyden fazla sever.
Müminlere olan sevgisi Allah'ın rızasına dayalı bir sevgidir.
En çok sevdiği kişiler, Allah'ın rızasını kazanmaya en çok çaba harcayan, en takva olduğunu umduğu kişilerdir.
Dünya hayatının süslerine karşı tutkulu bir sevgi hissetmez.
İşlediği hayırların karşılığında Allah'ın sevgisi dışında hiçbir karşılık beklemez.
Allah'a ve elçisine karşı başkaldıranlara karşı asla bir sevgi duymaz.
Bir şeye karşı duyduğu sevgi ve ihtiyaç, o konuda fedakarlık göstermesini engellemez.

NASIL VE NELER HAKKINDA KONUŞUR?

Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih eder.
Sözün en güzelini söyler.
Gelecekte olacak bir olay için her zaman için "Allah dilerse" anlamındaki "İnşaAllah" kelimesini kullanır.
Allah'ın sanatını yansıtan her güzelliği gördüğünde "MaşaAllah" diyerek Allah'ın şanını yüceltir.
Allah'ın en hoşnut olacağını umduğu sözü söyler.
Konuşmalarında ayetleri hatırlatarak konuşur.
Hikmetli konuşur.
Kısa, özlü ve anlaşılır konuşur.
Boş ve yararsız konuşmalar yapmaz.
İhtiyaca yönelik konuşur.
Yalan söz söylemez.
Anne ve babasına karşı "öf" bile demeyecek kadar saygılı konuşur.
Yumuşak söz söyler.
Konuşmalarıyla karşı tarafa güvenilir olduğunu hissettirir.
Olabildiğince samimi, sade, içinden geldiği gibi konuşur.
Gizli konuşmalardan kaçınır.
Söylediği sözün ne anlama gelebileceğini bilerek ve iyi düşünerek konuşur.
Öğüt vererek konuşur.
Bir eve girdiğinde önce Kuran'da belirtildiği gibi "selam" sözünü söyler.
Cahillerle karşılaştığında onlarla cahilce söze dalmaz, "selam" diyerek geçer.
İftira içeren bir söz söylemez.
Ve bu tarz konuşmalara katılmayarak, onurlu olarak geçer.
İyi ve güzel tavırları teşvik edecek ve kötü davranışlardan kaçındıracak şekilde konuşur.
Sesinde orta bir yol tutar, bağırarak konuşmaz.
Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğunu bilir.
Boş ve gereksiz amaçlar için yemin edip durmaz.
Konuşmalarında kimseyi ayıplayıp, kötülemez.
Dedikodu yapmaz.
Vicdanı harekete geçirecek etkili sözler söyler.

NASIL VE NELERE DUA EDER?

Herşeyde Allah'a dönüp yönelerek,
Yalnızca Allah'a dua ederek ve yalnızca O'ndan yardım dileyerek,
Allah'ın her duaya icabet eden olduğunu bilerek,
Allah'ın şahdamarından daha yakın olduğunu ve her düşündüğünü anında duyduğunu bilerek,
Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih ederek ve bu isimlerinin anlamlarını derin derin düşünerek,
Dua ederken Allah'tan istekte bulunma konusunda sınır koymayarak,
Duanın bir şekli olmadığını, Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her hareketin bir dua olduğunu bilerek,
Dua etmek için özel bir mekan ve yere gerek olmadığını, her zaman, her yerde dua edilebileceğini bilerek,
Allah'a karşı olabilecek en saygılı şekilde dua eder.
Sadece sıkıntı ve ihtiyaç içindeyken değil, bolluk ve nimet içerisindeyken de dua eder.
Dualarının arkasından verilen nimetlere nankörlük etmez.
Duası samimi ve içtendir.
Allah'a yalvara yalvara, için için dua eder.
Gösteriş için dua etmez.
Korku ve umut taşıyarak dua eder.
Kendisi için olduğu kadar hatta daha da fazlasıyla peygamberler ve diğer müminler için de dua eder.
Müminlerin sağlığı, güvenliği, rahatı, zenginliği ve gücü için dua eder.
Allah'a yakınlaşmak, başarılı olmak, din ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmek ve güzel ahlakta sabır gösterebilmek için dua eder.
Dünyada ve ahirette Allah'ın en güzelini vermesi, nimetlerini artırması için dua eder.
Hiç kimsenin müminlere zarar verememesi için dua eder.
Kuran'da yer verilen peygamber dualarını kendisine örnek alır.
Dualarının sonunda "gerçekten hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (Yunus Suresi, 10) diyerek Allah'ı tesbih eder.

İçten Samimi Dua Ederek Rabbimiz'e Yönelmek

Dua etmek Allah’ın kullarına lütfettiği çok güzel bir nimet ve çok büyük bir lütuftur. Allah Kuran’da, dua eden kullarının duasına icabet edeceğini bildirerek insanları Kendisi’ne yönelmeye çağırmıştır. Bakara Suresi’nin 186. ayetinde şu şekilde bildirilmektedir:

'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.'

İnsanların tamamı her şeyleriyle Allah’a muhtaç yaşarlar. Aklı veren, zekayı, gücü, sağlığı, güzelliği, yetenekleri, malı, mülkü kısaca akla gelecek herşeyi insanlara lütfeden yalnızca Yüce Allah’tır. Günlük hayat içinde Allah bir sebeple bu nimet ve güzelliklerden birini eksilttiğinde insan bir anda, Allah'ın lütfetmesi dışında o nimetin var olamayacağını görür ve yalnızca Allah’tan yardım ister. İnsanlar bu tip zor anlarında tüm samimiyetleriyle Allah’a yönelirler ve kendilerine yalnızca Allah’ın yardım edeceğinin şuurunda bir ahlak gösterirler. Bu imanlı insanların doğal ve güzel bir tavrıdır. Ancak insanın zor anlarında olduğu gibi rahatlık dönemindeyken, nimet ve bolluk içindeyken, her istediği elindeyken, sağlıklıyken de Allah’ın büyüklüğünü, azametini herşeye kadir olduğunu düşünmesi ve bu düşüncelerle samimi olarak Allah'a dua etmesi gerekir. Nitekim daha derin düşünen müminler bu önemli gerçeği bilirler ve Allah kendilerini nimet içinde yaşatırken de için için dua ederek Allah’a şükrederler.

Duanın en önemli özelliklerinden biri de, Allah ile kul arasında sıcak bir bağlantı kurmak için bir yol olmasıdır. Allah’a yakınlaşmak isteyen mümin, içinde bulunduğu zor durumları ve isteklerini Allah’a açar. Herşeye güç yetirenin, herşeyi yapanın Allah olduğunu kendisinin ise yalnızca Allah'ın aciz bir kulu olduğunu en derin şekilde hissederek samimiyetle Allah’a yönelir. Böyle samimi ve güzel bir ruh haliyle dua eden kullarının dualarına Allah inşaAllah icabet edeceğini bildirmiştir. Allah Kuran’da Kendisi’ne içten bir kalple yönelerek dua edilmesini şöyle bildirmiştir:

Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A’raf Suresi, 55)

Mümin dua ederken ayrıca, istediği her türlü imkan ve nimetin Allah’a ait nimetler olduğunu bilerek dua eder. Zenginlik istiyorsa gerçekte bunun Allah’ın zenginliği olduğunu bilerek, akıl istiyorsa bunun Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisi olduğunu bilerek Allah’tan talep eder. Bu yüzden de Allah’a gönülden yönelen müminler, "Allah’ım tecellin olarak bizi zengin et" derler. Ya da insanlara güzel ahlakı tebliğ edenin ve kalplerinde etki oluşturacak olanın Allah olduğunu bilerek, "Ya Rabbim tebliğini arttır bize bunu göster, bizde bunu tecelli ettir" diye dua ederler.

Mümin dua ederken sürekli olarak Allah'ın yarattığı mükemmel kadere teslimiyet ruhu içerisindedir. Örneğin ciddi bir hastalığı olan mümin Allah’tan şifa ister. Sağlıklı olup Allah’a hizmet etmeyi ve iyileşmeyi Allah’tan umar. Ancak Allah, bir hikmet üzerine şifa nasip etmezse, bu durumda mümin Allah’ın yarattığı kadere en güzel şekilde razı olur. Allah’ın yarattıklarında mutlaka hayır görür. Allah’ın hastalıkla kendisini denediğini, buna sabretmekle ahiretteki hayatının güzelleşebileceğini, cennete girmeyi layık olabileceği üstün bir ahlaka erişebileceğinin ümidi içerisinde olur. Allah’ın bu hastalıkla kendisini derinleştirdiğini, olgunlaştırdığını, dünya hayatından uzaklaştırarak yalnızca ahiretteki sonsuz hayata yönelttiğini düşünür ve her zaman şükür halinde yaşar.

Allah’ın Sadece İman Edenlere Lütfettiği Büyük Bir Nimet: Sevgi

Sevgi, yalnızca Kuran ile düşünüldüğünde gerçek şekliyle anlam kazanan bir duygudur. İnsanların birçoğu sevgiyi yaşadıkları iddiasıyla ortaya çıkarlar. Karşılarındakini sevdiklerini, değer verdiklerini söylerler. Oysa hayatlarına bakıldığında, yaşamları boyunca süreceklerini iddia ettikleri sevginin çok kısa zamanlar içinde tükendiği; sevgilerinin bittiği ve bu kişilerin karşılıklı olarak artık birbirlerini eskisi gibi sevmedikleri görülür. Bu durum insanların gerek arkadaş sevgisi, gerek akraba, gerek iş arkadaşlığı gerekse ikili diyaloglarında hep bu şekilde gelişir.

Bu durum, insanların sevgiyi, asıl yeri olan ruhta değil, fiziki ve maddi birtakım kavramlarda aramalarından kaynaklanmaktadır. Sevgi, fiziki görünüş, maddi imkanlar, sosyal çevre, ortak kültür, meslek gibi kavramlar devreye girdiğinde, gerçek anlamını kaybeder. Yerini bir tür çıkar birlikteliği veya çıkar arkadaşlığına bırakır. Boyutu ne olursa olsun, çıkarlara dayanan bu sözde sevgi ise her zaman için geçicidir. İnsanların birçoğunun yaşamayı istedikleri ancak bir türlü bulamadıkları gerçek sevgi, ancak Kuran ile ve Allah’ın rızası doğrultusunda düşünüldüğünde yaşanabilir. Eğer insan Allah sevgisini yaşamadan sevgiyi bulma arayışına girerse, ne yaparsa yapsın amacına ulaşamaz. Çünkü gerçek olan tek bir sevgi vardır, o da Allah sevgisidir. İnsanın Allah’ın yarattıklarına, Allah’ın tecellilerine duyduğu sevgi, temelde Allah’ı sevmesinden kaynaklanır. Bir insana, bir çiçeğe veya canlı ya da cansız güzel bir başka varlığa yöneltilen sevgi, ancak temelinde Allah sevgisi varsa anlam kazanır. Bir Müslümanı severken ona gösterilen sevgi, aslında Allah’a yöneltilen sevgidir. Çünkü Müslümanları ruhlarındaki güzel özelliklerinden ve üstün ahlaklarından ötürü severiz. Onlarda gördüğümüz tüm özellikler ise, yalnızca Allah’ın birer tecellisidir. Dolayısıyla onları severken aslında temelde Allah’a karşı coşkun bir sevgi duyarız.

Müslüman, Allah’ın sonsuz yaratma gücünü, tüm güzelliklerin tek ve gerçek sahibinin Rabbimiz olduğunu; merhametin, hoşgörünün, affediciliğin Allah’ın ahlakında sonsuz şekilde tecelli ettiğini, Allah’ın sonsuz akıl sahibi olduğunu, herşeyi mükemmel hikmetlerle yarattığını, tüm dünyanın ve yarattığı her canlının kaderini kusursuz şekilde varettiğini ve Allah’ın sonsuz rahmet sahibi olduğunu düşündüğünde, Allah’a olan sevgisi artar. Allah’ı aşkla, şevkle, kul olma bilinciyle coşkuyla sever. Kendisini yaratan ve saymakla bitiremeyeceği kadar nimet veren, ona çeşitli güzellikler sunan sonsuz güç sahibi Rabbimiz'e çok derin bir sevgi duyar. Müminin Allah’a olan sevgisinde bir sınırı yoktur; Allah’ı sürekli artan bir imanla ve heyecanla sever. Allah, insana sürekli olarak Kendisini razı edebilmesi için fırsatlar yaratır. Rabbimiz müminlere, iman, hayatını şuurla yaşayacağı şekilde anlayış, Kuran’ı anlayacağı bir akıl, sevgi gücü vermektedir. Bu özellikler insanın Allah’a olan sevgisinde derinleşmesinin, Allah’ın üstün ahlakını daha derin, daha akıllı ve vicdanlı şekilde düşünüp takdir edebilmesinin yollarından birisidir. Allah sevgisi, tüm sevgileri kapsayan ve tüm sevgi çeşitlerinin temelinde olan sevgidir. İnsanın ruhuna en büyük zevki ve mutluluğu veren sevgidir. Allah’ın bizim sevmemiz için yarattığı Müslümanları, güzel varlıkları ve tüm güzellikleri sevmenin tek yolu, Allah’a karşı duyulan karşılıksız sevgidir. Allah’a derin bir sevgi duymayan, Allah’ın tecellilerini de sevemez.